
Yadigar Aygün/ İstanbul
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), DİSK/LİMTER-İŞ, Polen Ekoloji, BEKSAV, Ezilenlerin Hukuk Bürosu, ETHA’dan 5 gazeteci ile Ceylan Yayınları çalışanlarının da aralarında bulunduğu 96 kişi gözaltına alındı. ESP’ye yönelik operasyonlara karşı siyasetçiler, sendikacılar, gazeteciler ve gençlik örgütleri dayanışma çağrısı yaptı.
‘Tüm yapılardan dayanışma bekliyoruz’
DEM Parti İl Eş Başkanı Çınar Altan, tüm kesimleri ESP ile dayanışmaya çağırdı. Altan, operasyonun yalnızca ESP’ye değil, partinin temsil ettiği devrimci çizgiye ve aşan bir muhalefet hattına yönelik olduğunu belirtti. ESP’nin, bir partinin ötesine geçen bir mücadeleyi örgütleme ve sürükleme iddiası taşıdığı için hedef alındığını ifade eden Altan, özellikle Rojava’ya yönelik son saldırılar başta olmak üzere çeşitli gelişmeler karşısında alınan tutumun tasfiye edilmek istendiğini söyledi. Operasyonların gözdağı verme amacı taşıdığını vurgulayan Altan, “Ortaya konulan gerekçeler; etkin pişmanlık yasaları, hukuki olmayan deliller ve farklı yapıların karşısına çıkarılan kurgularla şekilleniyor. Nihayetinde bu açık bir siyasi operasyondur. Tüm yapılardan ESP ile dayanışma içinde olmalarını bekliyoruz” dedi.
‘Bu saldırı toplumsal muhalefete de gözdağıdır’
Birleşik İşçi Hareketi Sözcüsü Meliha Kayacı, bu operasyonların toplumsal muhalefete yönelik bir gözdağı olduğunu vurguladı. Kayacı, “İşçi sınıfı daha iyi bir yaşam için ücret talebiyle grevde, direnişte. Biz Limter-İş olarak bunun öncülüğünü yapıyoruz. Kadınlar, kadın cinayetlerine ve şüpheli kadın ölümlerine karşı sokakta. Bunun için mücadele ediyoruz. Gençlik, daha iyi bir gelecek umuduyla sokakta ve biz bunun için mücadele ediyoruz. İşçi sınıfı daha fazla direnmesin, teslim olsun; toplumsal muhalefet teslim olsun, direnmesin, hak mücadelesi vermesin diye sosyalistlere saldırılıyor. Bu saldırı aynı zamanda toplumsal muhalefete de bir gözdağıdır. Bu kadar yoksulluğun, açlığın ve işsizliğin arttığı bir dönemde; işçi sınıfının sokakta, grevde ve direnişte olduğu bir süreçte yapılan bu operasyon, aynı zamanda işçi sınıfının öz örgütü olan sendikalara yöneliktir. İşçi sınıfının bu hareketle buluşmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. O yüzden sendikaları, işçi sınıfının direnişini, gözaltındaki sendikacıları, ezilenleri, sosyalistleri, gazetecileri, kadınları ve gençleri savunmaya çağırıyorum” diye konuştu.
‘Amaç tasfiyeciliği dayatmak’
SGDF MYK üyesi Adnan Özcan, yapılan operasyonların tasfiyeciliği amaçladığını belirtti. Özcan, “Bu herhangi bir saldırı değil. Bu kapsamda yapılan bir operasyonun ciddi amaçları var. Amaç; tasfiyeciliği dayatmak, devrimci çizgide aşınmalara yol açmak ve söz konusu kurumların iradesinde, çizgisinde bir geriye düşüş örgütlemeye çalışmaktır. İddiasından ve cüretinden koparmak isteniyor en nihayetinde. Biz bu saldırının ne anlama geldiğinin farkındayız. Bu saldırıya cevabımız açık olacak. Biz bu saldırıyı püskürteceğiz. Bunun da sözünü veriyoruz. Çünkü meşru bir zemine dayanıyoruz. Bizim dayandığımız zemin, halkımızın özlem ve taleplerinin dayandığı zemindir. Kürt halkının, Türkiye işçi sınıfının, kadınların, LGBTİ+’ların, ezilen ulus ve inanç kimliklerinin tamamının dayandığı zemindir. Dolayısıyla biz bu zeminden kopmayacağız. Bizi bu zeminden koparamazlar” dedi.
‘Faşizme karşı birlikte mücadele edelim’
Özcan, tüm baskı ve saldırılara karşı gençlik örgütlerine çağrı yaptı. “Bu yaşadığımız ilk saldırı değil. Bu, ilk defa gördüğümüz baskı, gözaltı ya da kriminalize edilme çalışması değil. Tüm bunları bugüne kadar nasıl boşa düşürdüysek, bundan sonra da öyle boşa düşürmeye devam edeceğiz. Yoldaşlarımızın arkasındayız, ‘umut dimdik ayakta’ demeye devam edeceğiz. Gençlik örgütlerine çağrımız, bu saldırının münferit ve yalnızca SGDF’ye yönelik bir saldırı olmadığını görmeleridir. En nihayetinde burada bahsettiğimiz çizgi, birleşik mücadele çizgisidir. Suruç Katliamı’nı yaşamış bir gençlik örgütü olarak SGDF’nin bugüne kadar ortaya koyduğu pratikle gençlik örgütleri arasındaki yeri ortadadır. Bunu dost düşman herkes bilir. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına da yapılabileceğini görerek, bu saldırılara karşı birleşik ve güçlü durulmasını istiyoruz. Bizim çağrımız budur: Yan yana duralım, sıkı duralım, faşizme karşı birlikte mücadele edelim.”
‘Gazeteciler derhal serbest bırakılsın’
Gazeteci Zeynep Kuray, gözaltındaki gazetecilerin derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Kuray, “Aynı siyasi kırım operasyonlarıyla her sene aynı arkadaşlarımızı, aynı meslektaşlarımızı gözaltına alıyorlar. Bu da şunu gösteriyor: Mücadele eden, mesleğine sahip çıkan ve gerçekleri aktaran gazeteciler her zaman hedefte, her zaman susturulmaya ve bastırılmaya çalışılıyor. Bu yaşananlar, bu gerçeğin somut bir örneğidir. Arkadaşlarımız her yıl bu siyasi kırım operasyonlarıyla yıldırılmak, sindirilmek isteniyor. Ama bizim arkadaşlarımız sinmezler. Bu operasyonlar 10 yıl da sürse, 20 yıl da sürse; onların ardılları da gelse, özgür basın hiçbir zaman susmayacak. Sosyalist basın hiçbir zaman susmayacak. ETHA hiçbir zaman susmayacak. Hepsi bizim arkadaşlarımızdır. Onların emeğine tanığız. Yıllardır alandalar, yıllardır uğraşıyorlar, yıllardır gerçeklerin peşinde koşuyorlar. Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.








