Connect with us

Tarih

Zeynep Hayır yazdı | Buzların ve Kuzey Işıklarının Kısa Hikâyesi- 2

Grönland’ın insanla karşılaşması doğrusal bir yerleşim hikâyesi değil; iklimin ve üretim biçimlerinin belirlediği, çözülen koloniler ve kalıcı olabilen kolektif yaşam pratikleri üzerinden şekillenen bir tarih anlatısıdır.

Yazar/Zeynep Hayır

Birinci bölümde Grönland’ın coğrafyasını, buzun ve zamanın bu topraklarda nasıl biriktiğini ele almıştık. İnsan henüz sahnede değildi. Ada kendi ritmiyle var oluyor, buz, deniz ve gökyüzü arasında ağır bir denge kuruyordu. Bu bölümde o dengeye insan dahil olur. Ancak bu katılım doğrusal bir ilerleyiş değildir. Grönland geleni hemen kabul eden bir yer değildir. Denemeler, geri çekilmeler ve çözülen düzenler üzerinden şekillenen bir tarih söz konusudur.

İnsanlığın uzun yürüyüşü Afrika’da başlar. Homo sapiens binlerce yıl boyunca daha ılıman coğrafyalarda tutunur. Kuzeye doğru ilerledikçe iklim sertleşir, kaynaklar seyrekleşir ve doğa belirleyici hale gelir. Bu nedenle Grönland insanın erken duraklarından biri değildir. Aksine geç ulaşılan ve zor kabul eden bir eşiktir.

Milattan önce üçüncü binyıla uzanan arkeolojik bulgular, adaya ulaşan ilk toplulukların bugün Paleo Eskimo olarak adlandırıldığını gösterir. Saqqaq ve ardından Dorset kültürleriyle ilişkilendirilen bu gruplar kalıcı yerleşimler kurmaz. Yaşamları mevsimsel döngülere bağlıdır. Gelirler, avlanır ve çoğu zaman geri çekilirler. Üretim biçimleri avcılığa dayanır. Paylaşım esastır. Artı ürün yoktur. Toplumsal yapı sınıflaşmaya izin vermez. Ancak bu düzen kırılgandır. İklim sertleştikçe ve büyük av kapasitesi sınırlı kaldıkça bu topluluklar adada uzun süre tutunamaz. Grönland burada bir gerçeği yeniden gösterir. Her üretim biçimi bu coğrafyada kalıcı olamaz.

Onuncu yüzyılın sonlarına gelindiğinde ada bu kez İskandinavya’dan gelen bir toplulukla karşılaşır. Anlatılara göre İzlanda’da işlediği bir cinayet gerekçe gösterilerek sürgüne gönderilen Kızıl Erik batıya yönelir. Sürgün yıllarında daha önce yalnızca uzaktan bilinen kıyılara ulaşır ve bu toprakları dolaşır. Ceza süresi dolduğunda geri döner ve yeni toprakları yerleşime elverişli bir yurt olarak tanıtır. Aynı anlatımlarda adaya Greenland adını vermesinin yerleşimcileri cezbetmeye yönelik bilinçli bir tercih olduğu aktarılır. 985 ve 986 yıllarında başlayan göçle Viking yerleşimleri kurulur. Doğu ve Batı yerleşimleri küçük çiftlik ekonomisine dayanır. Tarım, hayvancılık ve bireysel mülkiyet anlayışı bu coğrafyaya taşınır.

Grönland burada farklı bir üretim modelinin sınandığı bir alan haline gelir. Ancak iklim ve ekolojik koşullar bu modele tam uyum göstermez. Hava sertleşir, tarımsal verim düşer, hayvancılık zorlaşır. Avrupa ile ticaret bağları zayıfladıkça koloni kırılganlaşır. On dördüncü yüzyılın sonlarına doğru Viking yerleşimleri ortadan kaybolur. Geride taş yapılar ve yarım kalmış bir kolonizasyon denemesi kalır.

Viking yerleşimleri çözülürken adada başka bir toplumsal düzen güçlenir. On üçüncü yüzyıl civarında ortaya çıkan Tule kültürü yaşamın yönünü değiştirir. Balina avcılığına dayalı üretim büyük bir enerji ve süreklilik sağlar. Gelişmiş av araçları, denizle kurulan güçlü ilişki ve kolektif paylaşım bu coğrafyada daha kalıcı bir yaşamı mümkün kılar. Bugüne uzanan Inuit toplulukları bu hattın devamıdır. Üretimleri avcılığa dayanır ve paylaşım zorunludur. Doğa karşısında bireysel birikim değil, birlikte kalma pratiği belirleyicidir.

Inuit topluluklarının yaşam biçiminde insanlığın erken dönem doğa karşısındaki tutumunun izleri görülür. Avcılığa dayalı üretim, paylaşımın zorunluluğu ve kolektif dayanışma, Homo sapiens’in uzun tarihinde belirleyici olmuş varoluş biçimlerini hatırlatır. Zaman ilerler. Tarih geriye dönmez. Ancak benzer maddi koşullar benzer örgütlenme biçimlerini yeniden üretir. Arktik’in sertliği insanı yine birlikte düşünmeye, birlikte hareket etmeye zorlar. Bu nedenle Grönland’da karşılaşılan kolektif bilinç tarihin donmuş bir kalıntısı değildir. İlerleyen zaman içinde, insanın doğayla kurduğu ilişkinin benzer koşullar altında yeniden biçimlenmiş bir görünümüdür. Bu tarihsel zeminin üzerine kurulan siyasal ve ekonomik ilişkiler ise bir sonraki bölümde ele alınacaktır.

Yazının birinci bölümünü okumak için tıklayın.



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Tarih