
İnsan Hakları Derneği (İHD), HTŞ, IŞİD ve paramiliter çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılarında kadın ve çocuklara yönelik savaş suçlarına dair birçok kentte açıklama yaptı. İHD, açıklamanın ardından Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Uluslararası İnsan Hakları Örgütü’ne ve Kadın Temsilcileri’ne mektup gönderdi.
İstanbul
İHD İstanbul Şubesi, dernek binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya çok sayıda kadın hak savunucusu katıldı. Açıklamada basın metnini İHD İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya okudu.
Mersin
İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, çetelerin Rojava’ya dönük saldırılarında kadınlara ve çocuklara yönelik savaş suçlarına dair dernek binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın metnini İHD Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya okudu.
İzmir
İHD İzmir Şubesi Kadın Komisyonu, Rojava’daki saldırılara karşı “Suriye ve Rojava’da Kadınlara Yönelik Savaş Suçlarına İlişkin Acil Çağrı“ şiarıyla basın açıklaması düzenledi. “Suriye ve Rojava’da Kadınlara Yönelik Savaş Suçlarına İlişkin Acil Çağrı” pankartının açıldığı açıklamayı İHD İzmir Şube Yöneticisi Av. Nazlı Turan okudu.
Urfa
Urfa’daki demokratik kurumların kadın yöneticileri, İHD şube binasında önce açıklama yaptı, ardından Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne mektup gönderme etkinliği gerçekleştirdi. Etkinliğe sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katıldı. Açıklamayı İHD Urfa Şube Sekreteri Selma Ateş okudu.
İHD’nin ortak açıklaması şöyle:
“Dünya egemen güçlerinin açık ya da örtük desteğiyle Suriye’de faaliyet yürüten HTŞ bağlantılı silahlı grupların, HTŞ tarafından oluşturulan geçici yönetim bünyesinde; Alevilere, Dürzilere, Kürtlere, Ermenilere ve bölgede yaşayan diğer halklara yönelik sürdürdüğü sistematik saldırılar, artık tüm dünya kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Bu saldırılar, özellikle kadınlar ve kız çocukları açısından ağır ve onarılamaz sonuçlar doğuran savaş suçları niteliği taşımaktadır. Son olarak 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde gerçekleşen ve başta Kürtler olmak üzere bölge halklarını hedef alan saldırılar, uluslararası insancıl hukukun açık ihlalleridir. Tüm dünyanın gözleri önünde bir kadının cansız bedeninin bir inşaattan aşağı atılması, kadınlara yönelik bu vahşetin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir.
Kadınların yaşam hakkı ve özgürlüğü doğrudan hedef alınıyor
Kamuoyuna yansımayan; ancak sahadan gelen güvenilir bilgilerle teyit edilen çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence, zorla alıkoyma ve tehdit, kadın bedeninin savaşın bir silahı hâline getirildiğini açıkça göstermektedir. Bu suçlar münferit değil; bilinçli, örgütlü ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır. Bugün Rojava’da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Haseke ve Kobane kentleri başta olmak üzere, bölgedeki kadınlar ve kız çocukları ciddi ve yakın bir tehdit altındadır. Tarihsel olarak tüm savaşlarda olduğu gibi, Suriye’de süren bu çatışmalarda da en ağır bedeli kadınlar ödemektedir. Kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü, onuru ve özgürlüğü doğrudan hedef alınmaktadır.
Sessizlik kabul edilemez
Uluslararası hukuk, uzun yıllar boyunca savaş koşullarında kadınlara yönelik şiddeti görmezden gelmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında binlerce kadının maruz kaldığı cinsel şiddet, Tokyo ve Nürnberg Mahkemeleri’nde savaş suçu olarak dahi değerlendirilmemiştir. Ancak Bosna ve Ruanda’da yaşanan soykırım ve katliamlar sonrasında, kadınların kendi mücadeleleri sayesinde uluslararası hukukta önemli bir eşik aşılmış; savaşta kadına yönelik cinsel şiddet açık biçimde savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak tanınmıştır. Bugün gelinen noktada ise Suriye’de ve özellikle Rojava’da; Kürt, Alevi, Ermeni, Dürzi ve diğer yerleşik halklardan kadınlara karşı HTŞ bağlantılı silahlı gruplar tarafından yoğun ve sistematik savaş suçları işlenmeye devam etmektedir. Buna rağmen başta dünya egemen güçleri olmak üzere, uluslararası insan hakları mekanizmalarının sergilediği sessizlik kabul edilemezdir.
İnsan hakları sözleşmeleri hatırlatıldı
Bu nedenle bizler, insan hakları savunucusu kadınlar olarak; Birleşmiş Milletler’in özellikle 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararını, Avrupa Birliği’nin ve üye devletlerin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerini bir kez daha hatırlatma gereği duyuyoruz. Birleşmiş Milletler, savaşları önlemek ve sivilleri korumak amacıyla kurulmuş bir kurumdur ve bünyesinde kadına yönelik şiddetle ilgili özel mekanizmalar bulunmaktadır. Bu mekanizmaların, Suriye ve Rojava’da kadınlara karşı işlenen savaş suçları karşısında açık, net ve bağlayıcı bir tutum alması zorunludur. Aynı şekilde, Avrupa Birliği kurumlarında görev yapan başta kadın milletvekilleri olmak üzere tüm temsilcilerin, kadınlara yönelik bu ağır suçlar karşısında sessiz kalmaması gerektiğine inanıyoruz.
Sorumluluk alma çağrısı
Bizim yaşadığımız coğrafya, Suriye’deki savaşın etkilerini en yakından hisseden coğrafyalardan biridir. Orada yaşanan her yeni saldırı, her yeni ihlal; bizleri de doğrudan etkilemekte, kadınlar olarak bu şiddet ortamının sonuçlarıyla yüz yüze bırakmaktadır. Bu nedenle öncelikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği bünyesinde görev yapan kadınlara, bizlerle dayanışma içinde olmaları; Suriye ve Rojava’da işlenen savaş suçlarına, özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı açık bir tutum almaları çağrısında bulunuyoruz. Bu metni; yaşananları bir kez daha hatırlatmak, sessizliğin son bulmasını talep etmek ve uluslararası kadın dayanışmasını büyütmek amacıyla kaleme aldık. Yanımızda olmanızı, ses çıkarmanızı ve sorumluluk almanızı bekliyoruz.”
Basın açıklamalarının ardından kadınlar, Birleşmiş Milletler’e (BM), AB kurumlarına ve üye devletlere, uluslararası insan hakları örgütlerine ve kadın temsilcilere yazdıkları mektupları gönderdiler.







