
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdî, Suriye’de yönetimin devredildiği HTŞ ile varılan anlaşmaya ilişkin dün akşam Ronahî TV yayınında değerlendirmelerde bulundu.
DSG ve Şam yönetimi arasındaki anlaşmanın detaylarına değinen Abdî, “Bu bir süreçti. 18 Ocak’ta başladı. O zaman bir anlaşma oldu; ancak çerçevesi dardı. Şam’a gittik Şara ile bir görüşme oldu. Bugün de (dün) Şara ile aramızda bir telefon görüşmesi oldu ve anlaşmayı karşılıklı imzaladık” bilgisini paylaştı.
“Bu anlaşma ile en büyük hedefimiz ateşkesin sağlanması. Halkımıza karşı büyük bir katliam tehdidi vardı. Bunun önüne geçmek için elimizden geleni yaptık” diyen Abdî, başta emperyalist ABD olmak üzere, tüm emperyalist güçlerin bu katliamın önünü alacak pozisyonda olmadığını gördüklerini, Rojava halkını korumak için anlaşmayı imzaladıklarını söyledi.
‘2 Şubat’ta entegrasyon başlayacak’
Anlaşmanın bütün Kürt kentleri, köylerini kapsadığını ve Suriye ordusunun buralara girmeyeceğini kaydeden Abdî, “Bu Cizîr bölgesi ve Kobanê için geçerlidir. 2 Şubat’ta entegrasyon başlayacak ve devam edecek. Geçici Suriye hükümetine bağlı bir güç Hesekê ve Qamişlo’ya gelecek ve bu entegrasyonu takip edecek. Onların çalışmaları entegrasyon bitene kadar. Entegrasyon bitince onlara bir ihtiyaç kalmayacak. İç Güvenlik Güçlerine bağlı asayiş güçleri kentlerde güvenliği sağlayacak. Hem biz hem de Şam komiteler kurdu. İdari işlemler için bu komiteler birlikte çalışacak. Kente yayılan, kentin güvenliğini ve idaresini alan bir durumları olmayacak. Bazı devlet kurumları var, sadece oralarda görev alabilecekler. Halkımız güçlerinin yanında olsun ve var olan idari kurumlarına destek versin ki bu süreç başarıya ulaşsın” ifadelerini kullandı.
Hedeflerinin bugün imzaladıkları anlaşmadan daha fazla kazanım elde etmek olduklarını belirterek, verilen emeğin küçük görülmemesini isteyen Abdî şunları söyledi: “Anlaşma, Kürt kentlerinin siyasi, askeri ve idari anlamda korunması üzerine. Kazanımlarımız korunacak.” Abdî, tedbirin elden bırakılmamasını, mücadelenin devam ettiğini de vurguladı. “Amaçlarımız var, onlara ulaşmak için mücadele devam edecek” diyen Abdî, “Kültür, eğitim alanında elde edilen kazanımlar korunacak. Eğitim için görüşmeler devam edecek, kazanımların korunması için elimizden geleni yapacağız. Her yerde kararlar yerel meclisler tarafından alınacak. Şu an görevde olanlar, görevlerine devam edecek. Kürtlerin olduğu kentlerde yönetimler devam edecek. Devrimin kazanımları korunacak. Bazı eksikler var, onlar için de mücadele edeceğiz” diye konuştu.
DSG’nin tugaylar şeklinde Suriye ordusu içinde yer alacağı ve şu an bulundukları kentlerin korumasını sağlayacağı bilgisini paylaşan Abdî, “Kobanê’ye dönük abluka kalkacak. Anlaşma yürürlüğe girdiğinde Suriye ordusuna bağlı gerek Kobanê gerek Cizîr bölgesinde bulunan askerler çekilecek. Bizim güçlerimizde kentlerden çıkacak. Bu gerçekleşince abluka son bulacak” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin desteklediği çetelerin işgali altındaki Serêkanîyê ve Afrîn’in durumuna ilişkin de bilgi veren DSG Genel Komutanı Mazlum Abdî, şunları söyledi: “Efrîn Kürt kentidir. Yüzde 90 Kürt’tür. Yapılan anlaşmada yer alan maddeler burası içinde geçerli olmalı. Yapılan anlaşma Kürt kentleri için yapıldı ve Efrîn’de bir Kürt kenti. Bu biraz zaman alabilir; ama eninde sonunda olacak. Orada yaşayanlar evlerine dönecek. İleriki süreçte Kürt kentleri için yapılan anlaşmalar, bizim denetimimizde olmayan kentler içinde geçerli olacak. Herkes kendi yerinde kalacak. Hesekê ve Qamişlo’ya gelen güçlerin görevi var olan ve şu an olmayan devlet kurumlarının idaresi ve yeniden kurulmasıdır. Şu an var olan Özerk Yönetime bağlı kurumlar devlet ile entegre edilecek. Hesekê Valisi Kürt halkı tarafından, QSD tarafından belirlenecek. Mevcut kurumlarda yer alan, görev yapanlar görevlerine devam edecek.”
Anlaşmanın bir süreç çerçevesinde yapıldığını, ABD ve Fransa’nın garantör olduğunu aktaran Abdî, “Onlarda süreci izleyecek. Trump kendisi Şara ile bu anlaşmayı konuştu. Macron kendisi kaç defa konuştu. Siyasi garantör olacağını Macron kendisi biz anlaşmayı imzalamadan önce söyledi. Garantör devletler kendi görevlerini bundan sonra daha dikkatli yapmalı. Çatışmalı süreçte esir düşenlerle ilgili daha önce biz Şam ile bir anlaşmaya varmıştık. Bu anlaşma imzalandıktan sonra bu konu bizim başat konularımızdan biridir. Esir düşen kişilerin durumunun takipçisi olacağız. Son dönemde devlet içinde görev almam yönünde teklifler oldu, ancak ben arkadaşlarımızı önerdim. Bundan sonra halkımızın içinde olacağız. Kürtlerin birliği için çalışmamız gerek. Bu noktada üstüme ne düşerse yapmaya devam edeceğim. Halkımızın içinde, yanında olacağız. Bu süreçte eksik olan, halkımızın gördüğü eksikleri birlikte çözüme kavuşturmak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Rojava’ya sahip çıkmak amacıyla haftalardır süren eylemleri hatırlatarak, “Gururlanmamak elde değil” diyen Abdî, “Bu bize büyük bir moral verdi. Bu eylemler atılan adımlarda son derece etkili oldu, dünyanın dikkatini Rojava’ya çekti. Bu yürüyüş ve eylemlerde yer alanlara tek tek teşekkür ediyorum. Kürt partileri her yerde iyi bir sınav verdi. Başûr’da bütün partiler günlük olarak bizimleydi, ellerinden geleni yaptılar. Onlarda bu süreçte büyük bir katkı sağladı. Katkıları hem maddi hem de manevi oldu. İsimlerini tek tek sayamıyorum, hepsine teşekkür ediyoruz. Bu bize büyük moral verdi. Rojava halkı 2011 yılından bu yan bizim yanımızda. Efrîn, Kobanê, Halep fark etmez halk her yerde en ön cephede oldu. Biz bu dönemde birlikteydik bundan sonra da beraber olacağız” diye konuştu.
Geçmiş dönemde yaşanan IŞİD ve Türkiye’nin saldırıları ve ocak ayında başlayan saldırılara değinerek, “Birçok badire atlattık, yine atlatacağız” diyen Abdî şunları söyledi: “Kürt halkının kazanımlarını korumak için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu yapılan anlaşmadan bazı kesimler hoşnut değil, bunun farkındayız. Bizim de hoşnut olmadığımız konular var. Halkımızın beklentisi büyüktü. Ancak biz çatışmayı sonlandırmak için bunu gerçekleştirdik. Halkımıza sözümüz bütün kazanımlarımızı koruma altına alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Evinden çıkmak zorunda bırakılan herkes evlerine dönsün. QSD’nin yönetiminde olmayan kentlere dönün birlikte oralarda mücadele edelim. Binlerce şehit verdik, gazilerimiz var. Onları unutmak mümkün değil. Bu bizim için mücadeleyi büyütme gerekçesidir. Onları saygı ile anıyoruz. Mücadeleyi daha fazla büyüteceğimiz sözünü veriyoruz. Bu mücadelede halkımız bizimle yan yana olsun ki amaçlarımıza ulaşalım.”






