
Komünizmin sınıfsız-sömürüsüz-sınırsız tek dünya tasavvuru olarak insanın en özgür ve gelişmenin kösteksiz olduğu Komünist Manifesto’nun ilanından bu yana bilinen gerçektir. Toplumların ilerleme tarihi ve bu gelişimi sağlayan sınıflar mücadelesinin tüm tecrübesi bu gerçeği tekrar tekrar destekleyerek doğrulayan tanıktır.
Tarihin derinliklerine gitmeden komünizm ile emperyalizmi kıyaslayarak aralarındaki uçurumu yalın biçimde görebiliriz.
Siyonist İsrail devletinin Filistin-Gazze’ye dönük gerçekleştirdiği acımasız katliam ve kıyıma karşı yükselen en anlamlı itiraz, en etkili ses yine İsrail topraklarından, İsrail Komünist Partisi’nden geldi. Siyonist devletin sesini duyan Ortadoğu’nun Müslüman diktatörleri Siyonist katliamlar karşısında tavırsız kalırken, Siyonist devletin gerçek yüzünü yerinde teşhir eden İsrailli Komünistler oldu. İsrail Komünist Partisi büyük bir cüret ve tarihi tutumla, Siyonist devletin katliamlarına karşı çıkarak Filistin halkının yanında olduğunu beyan etti! Komünizmin insani ışık yüzü bu tutumla bir kez daha tüm berraklığıyla görülür oldu. Filistin’in AKP iktidarı gibi sahte “dostları” Siyonist devlete “gemiciklerle” gıda, su ve çelik taşırken bizzat Siyonist devletin bağrında güneş misali şavkıyan Komünist Parti, bu tarihi açıklamasıyla özünde emperyalizm ile komünizm arasındaki farkı ortaya koydu.
Siyonist İsrail devletinin, ABD emperyalizminin desteğiyle Filistin-Gazze’de gerçekleştirdiği katliamlarla, bölgede yarattığı korku ve dehşetin aynısını İran’a karşı uygulamaya koymaları şaşırtıcı olmadı. Şaşırtıcı olan şey bu iki katliamcı gücün Filistin halkına karşı kullandıkları metotların aynısıyla İran’da da aynı sonucu alacaklarına kendilerini inandırmış olmanın rahatlığı ve pervasızlığı oldu. Ancak İran’ın direnişi, dünya hegemonya amacıyla sınırsız katliam yapan ve işgal seferlerine çıkan hiçbir zalim ve yayılmacı güç için dünyanın “dikensiz gül bahçesi’’ olmadığını gösterdi.
Teknolojik istihbaratı pekiştiren iç istihbarat desteğiyle Hamaney’i, Laricani’yi ve oğul Hamaney’i “nokta atışıyla’’ vurmak ve öldürmekle övünen Siyonist İsrail devleti ile ABD emperyalizmi, ‘’yanlış istihbarat’’ yalanına sığınarak, İran’da bir okulu füzelerle vurup 160’tan fazla kız öğrenciyi katlettiğini kabul etmek zorunda kaldı. Yani, İran’ı terörle sindirip emperyalist tahakküme dayalı emellerine ulaşmak için tamamen bilinçli hedef seçerek okulu füzelerle vurup öğrenci çocukları vahşice katletti!… İşte ezilen mazlum ulusları bölge karakolu rolünü verdikleri İsrail örneği devletlerle birlikte kana-katliama boğarak dünyayı büyük felakete sürükleyen emperyalizmin kanlı ve pis yüzü budur!
Emperyalist Katliam ve Savaşa Öfke Duymak Yetmez
Emperyalist barbarlık ve savaşlara karşı dünya halklarının uyanmış öfkesi büyüyor. Bu öfke dalga dalga yayılarak emperyalist barbarlığın karşısına özgür dünya uğruna verilen mücadeleleri dikecek, büyütecektir. Emperyalist gericilik ve savaşlar şimdiden dünya halklarının komünizme yönelme eğilimlerini büyütmektedir. “Sol/Sosyal-demokrat” olarak kabul edilen İspanya Başbakanı’nın ABD emperyalizminin İran’a saldırı savaşına karşı aldığı tutum ve açıklamaları dünya ölçeğinde büyük sempatiyle yankı bulmaktadır. Bu, özünde gerçek sola, sınıf devrimlerine ve komünizme duyulan sempatidir. Ki bu emperyalist gericiliğin korkunç kanlı yüzüne karşı komünizmin parıldayarak yükselen Kızıl-Ak yüzüdür.
Bir kez daha teyit oluyor ki komünizm mücadelesi insanlığın mücadelesi olarak emperyalist gericilik ve gerici savaşları bitirecektir. Ve çünkü dünya halkları ve toplumları; gerici vahşi savaşlara, tahakkümcü saldırganlık, sömürgeci işgal-ilhaklara, barbarlık ve haydutluklara, her türden haksızlık ve kötülüklere kimlerin tutarlı ve samimi olarak karşı çıktığını daha fazla görüyor. Mevcut ABD emperyalizmi ile Siyonist İsrail devletinin sergilediği savaş saldırganlığı katliam, kıyım, hukuksuzluk ve terörü dünya proletaryası ve halklarının dünya gericiliğinin yüzünü çıplak biçimde görerek sola/sosyalizme yönelmelerine kapı aralıyor. Her emperyalist gerici savaş her saldırganlık ve katliam emperyalist dünya gericiliğini bataklığa çekerek sonunu yaklaştırıyor. Bugün dünya çapında yükselen eğilim sosyalizm iken, emperyalist barbarlığa itiraz ve öfke büyüyerek derinleşiyor. İran’da yürütülen tahakkümcü savaş saldırganlığı da ABD emperyalizmi ile Siyonist İsrail devletinin aleyhine gelişmeler gösteriyor. İran katliamlara boğularak teslim alınsa da kazanan emperyalist haydutlar olmayacaktır.
İran Kanlı Mola Rejimiyle Hesaplaşmak İran İşçi Sınıfı ve Ezilenlerinin Görevidir, Emperyalizmin Değil!
İran’da rejimin gerici olması veya gerici Molla rejiminin hüküm sürmesi, emperyalist müdahale, saldırı ve savaşı meşrulaştırmaz. Bilakis, ABD emperyalizmi ve Siyonist devlet, diğer devletlerin egemenlik hakkını çiğneyerek başka ülkelerin iç işlerine karışarak, gerici/haksız bir müdahalede bulunuyor. Uluslararası hukuku ve devletlerin egemenlik hakkını zorbaca çiğneyen ABD emperyalizmi ve tetikçisi Siyonist devlet haksız, saldırgan taraftır. Teşhir edilerek mücadele edilmesi gereken bu saldırganlıktır.
İran’da uygulanan saldırganlık, tahakkümcü emperyalist saldırganlıktır ve İran’ın karşı savaşı ise meşru müdafaa hakkının kullanılması çerçevesindedir. Bu durum, birinden birini destekleme ikileminde tartışılamaz ama emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı çıkmak tartışmasız devrimci tutumdur. Bu bağlamda, “defol git dünyamızdan/Amerika katil katil’’ demek, dünya proletaryası ve halklarının öncelikli, doğru tavrıdır. Tutarlı olarak emperyalist dünya gericiliği ve bilumum egemen gericiliğe karşı, enternasyonalist proletaryanın altında birleşecekleri tek bayrak; üzerinde “herkesten yeteneği kadar, herkese ihtiyacı kadar” yazılı olan komünizmin yüce bayrağıdır. Bu bayrak altında birleşmek ve savaşmak, ertelenemez görev ve yaşamsal bir zorunluluktur.








