Connect with us

Makale

Gelinen Aşamada Tekçiliğin Süleyman Sendromu

MLM’nin gelişimi acaba sınırlara mı bağlıdır? Sınırların dışında kendini MLM tanımlayan herkesle farklı seviyelerde de olsa yan yana gelinebilinir ama mevcut sınırlar içinde ‘Mühür bende ve Süleyman benim mi?

Kaderciliğe karşı inceltilmiş bir isyan diyeceğimiz, ‘’İşimiz Allaha kaldıysa o iş yaş’’ sözü, halkın belleğinde yer edinmiştir. Devrimci saflarda da bu kaderciliğin farklı bir versiyonu olan, ‘‘Devrim tarihsel bir zorunluluktur, aynılar nihai olarak aynı yerde birleşecektir’’ yaklaşımını dönem-dönem görmekteyiz. Siyasal İslamcı faşizmin devlet aygıtını ele geçirdiği ve zorbalıkta Kemalist faşistlere ‘rahmet okuttuğu’ şu günlerde, devrimci hareketin, ‘’baba sözü dinlemeyen yaramaz çocuklarına’’ her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.

Bugün ezen-ezilen, yoksul-zengin çelişmesinin çok keskin yaşandığı pek çok toprak parçasında ne devrimin tarihsel-zorunlu gelişimi ne de aynıların aynı saflarda güçlü birlikteliğinden söz etmek olası değil. Emperyal çıkarlar ve sömürüyü derinleştirmek için bölgesel savaşlarla milyon parça edilmiş Afrika, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu devrimin ne kadar fırtına merkezidir ki? Mevcut coğrafyalardaki çatışmalar sosyalizme giden yolun inşası bir yana, mikro milliyetçi ve etnik tutuculuktan öteye gidememektedir. Devrimci bir öznenin (Komünist Partisinin) iradi müdahalesinin tarihin ve devrimin itici gücü konusunda belirleyiciliği tam olarak burada ortaya çıkıyor. Ülkemiz bu konuda ciddi bir tarihsel devrimci mirasa sahip olmakla birlikte bunu ekonomiyi, bilimi, sanatı, kültürü ve sınıfı değiştiren somut bir güce çevirmenin hala çok gerisindedir. Elbette bunun nedenlerini bir iki madde de özetlemek mümkün değildir. Kökleri derin olan pek çok çelişmenin iç-içe geçmesi ile bugüne gelinmiştir. Ve fakat böyle gelmiş böyle gitmez.

Lenin Felsefe Defterlerinde diyalektiği, “Tek bir bütünün parçalanması ve onun zıt parçalarının tanınması … diyalektiğin özüdür.” diye tanımlar. İkiye bölünen siyasi parçalardan söz ettiğimizde bu parçalardan biri proleter biri burjuva olabileceği gibi, ikisi de burjuva ya da proleter olabilir veya bir dönem için proleter olan sonrasında burjuvalaşabilir de. Uzlaşır çelişkilerin doğru ele alınmadığında uzlaşmaz bir biçim alabileceği genel kabul gören doğrudur. Aynı bütünden ortaya çıkan ya da birbirinden bağımsız vücut bulan parçaların doğru tanımlanması ‘Mutlak ve biricik doğrunun sahibi benim’ noktasından hareketle bilimsel bir temelde yapılamaz. Marksist hareket neredeyse iki yüz yıla yaklaşan birikimiyle temel bir tahlil ve tanımlama disiplini oluşturmuştur. Marks’la başlayan bu disiplin Lenin, Stalin ve Mao’nun katkıları ile derinleşerek gelişmiştir. Proletarya ideolojisi, burjuva ideolojisi karşısında elbette muğlak ve kafası karışık bir karakter taşımaz. Ekonomi, siyaset, kültür, bilim ve sanatta temelden farklı bir dünya görüşünü temsil eder. Bu yönüyle proleter ideolojinin bir yönü burjuvaziden her yönüyle ayrışma iken, diğer yönü de burjuva ideolojisinin etkisindeki işçi ve emekçi sınıflarla birleşmedir. Onu kendinden önceki ‘Dünyayı yorumlamakla’ yetinen felsefi akımlardan farklı kılan ve ‘Dünyayı değiştirme’ yetisine kavuşturan bu ayrışma-birleşme diyalektiğidir. Marks’ın Anarşizm’le, Lenin’in Menşeviklerle ya da Kaypakkaya’nın Şafak Revizyonizmi ile ilişkilenmesinin temel hareket noktası da öz olarak buydu. Kaypakkaya devlet, devrim, parti gibi temel konularda farklı olmasına karşın fiziki olarak imha ile karşı karşıya kalana kadar inatla Şafak Revizyonizmi ile içte mücadele etmeye, çatışmalı birlik ve sonuna kadar çizgi mücadelesi denkleminde devam etmiştir.

Her şey değişir fakat her çelişkinin çözümü uzlaşır ve barışçıl değildir. Misal burjuvazi ve proletarya arasındaki çelişki uzlaşmazdır. Bu çelişkiyi burjuvaziyi proletaryanın çıkarına barışçıl ya da parlamenter yollarla değişime zorlama denkleminde ele almanın varacağı yer reformizm ve revizyonizmdir. Öte yandan birden fazla ulus, devrimci ve Komünist Parti, örgüt ya da grubun olduğu bir coğrafyada denklemi sadece yukarıdaki şekilde ele almak ‘Sahip olduğunuz tek şey çekiç ise her şeyi çivi olarak görmeye başlarsınız’ ile ifade edilebilir. Neredeyse tüm MLM hareketler dünyanın farklı parçalarında kendileri dışındaki MLM parti ya da örgütlerin gerçekliğini kabul edip ilişkiler geliştirme pratiği içerinde olurken kendi coğrafyalarında kendileri dışında MLM yapı ya da örgütler olabileceği gerçekliğini bir kısmı reddetmektedir. MLM’nin gelişimi acaba sınırlara mı bağlıdır? Sınırların dışında kendini MLM tanımlayan herkesle farklı seviyelerde de olsa yan yana gelinebilinir ama mevcut sınırlar içinde ‘Mühür bende ve Süleyman benim mi? Bu, Kürt Ulusal Hareketinin sosyal şovenizmi eleştirirken; “Bunlar Zapatistaları görür ama Zap’ı görmez” durumuna fazlasıyla benziyor. Bolşevik örgütlenme modelinin temeli: ‘En ileri ile güçlü bir çekirdek oluşturma, bu çekirdek ile ortadakileri ileri, geridekileri ortaya çekmedir.’ Kendini yegane-biricik-MLM gören aklın bu denklemden bakıldığında dahi ‘geri ve orta’ MLM’leri ileri çekme sorumluluğu yok mudur? Yoksa her şey siyah ve beyazdan mı ibarettir? Tüm devrimci hareketler açısından devrimin can alıcı sorunu sosyalizme doğrudan giden yolun açılmasıdır. Bu yol basitten karmaşığa, Komünistlerin Birliği, Devrimcilerin Birliği, İşçi ve Emekçilerin Birliği ile adım-adım gelişecektir. Mücadele sahasından tasfiye olan her devrimci hareketle birlikte bu hareketlerin etki ettiği tabanda büyük oranda tasfiye olmakta, geride kalanların yükü daha da ağırlaşmaktadır. Bundan otuz yıl önce devrimci hareketlerin ciddi bir etkisi olan şehir ya da mahallelerde bugünkü geri duruma bakarak, mevcut mevzilerinde yarın için aynı riskle karşı karşıya olduğunu söylemek kehanet olmayacaktır.

Uluslararası Komünist Hareketin deneyimleri bizler için ders olmalıdır. 2004 yılında HKP(Halk Savaşı) ve HKP(Merkez) arasından gerçekleşen birlik ile HKP(Maoist) oluştu ve kısa sürede Hindistan genelinde Halk Savaşında ciddi bir gelişim sağladı. Bu birliğin derinlemesine tahliline girecek değiliz (İki parça da proleter miydi, biri diğerini mi değişirdi, birliği güçlü kılan temel neydi vb vb…) fakat tek ülkede faklı KP’lerin birliği konusunda yakın zamanda gerçekleşmiş önümüzde duran önemli bir deneyimdir. Paris Komünü ve Sovyetler de öz olarak proleterdi ama yenildiler. Tarihsel olarak ileriyi temsil etmek kazanmak için tek yeterli öğe olsaydı etrafımız tasfiye olmuş Sosyalist Devletler, KP ve Devrimci Örgütlerle dolu olmazdı. Birlik tüm sorunların çaresi sihirli bir değnek değildir. Fakat statükocu aklın kırılması ve bilimsel sosyalist aklın mevcut güçlere önderlik etmesi noktasında ileri doğru atılmış büyük bir adımdır. Kendinden faklı olanların temsil hakkının olmadığı bir örgütlenme şeması monolotik ve sürdürülebilir değildir. Her düşünsel ayrışma da bölünmeye dermanımız kalmayana kadar bölünemeyiz. Belirleyici olan içsel çelişkilerse her sorunu kendi dışımızdaki etkilerle nereye kadar açıklayabiliriz.

Komünistliğin gelişimi hiç kimsede bir gün Kapital’i okuyup sonra komünist olmaya karar verme biçiminde olmaz. Mevcut sermaye-emek çelişkisi, günlük yaşamda karşılaşılan haksızlıklar farklı inanç ve milliyetten pek çok kişiyi komünizm mücadelesi saflarına taşımaktadır. Pek çoğu açısından felsefi, kültürel dönüşüm bundan sonra adım-adım ve farklı düzeylerde gerçekleşmektedir. KP’lerin ‘proleter özünü’ koruma noktasında gösterilen aşırı ‘hassasiyet’ ve içe kapanma onu dar elitler ve ulaşılmazlar kulübüne çevirmemelidir. Sınıf çizgisini koruma ve geliştirmenin doğru yolu farklı komünist ve devrimci örgütler ve bireylerle taktik-stratejik birlikler kurup devrimin itici gücü bir parti inşa etme cüreti ile yaşam bulabilir. Bize iltifat etmeyen her şeyi hakaret saymak, kendimize benzemeyen her şeyle ayrışmak, siyaset yapmanın en kolay yoludur. Kendiliğindenlik ve olanla yetinme karşısında, şartlara bilimsel zeminde veya devrimci iradi müdahale hattında ısrar edilmeden ne dünyada bir Enternasyonal inşa edilir ne de kendi coğrafyamızdaki sınıf mücadelesi geliştirilebilir.



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Makale