Connect with us

Makale

Öğrencilere ‘‘Terörist‘‘, Üniversitelere ‘’Fuhuş Yuvası’’ Diyenlerin Karanlık Portresi…

Bahçeli’si, Perinçek’i ve Soylu ’suyla salyalar akıtarak sergilenen halk düşmanlığının hiç bir çırpınışı da Erdoğan’ın kanlı faşist sultasını kurtaramaya yetmeyecektir. ‘’Farelerin batık gemiyi önceden terk etmeleri’’ bilet almamış bedava yolcu karakterlerinin kaçınılmazı olacaktır. Ne ki, hiç kimse ektikleri ve yaptıklarının karşılıksız kalacağını sanmamalıdır. Bu halkın adaleti öyle ya da böyle hesap soracaktır. Yıkılası bu iktidarı yıkmadan hesap kapanmaz, kapanmayacak…

Hükümet olmayı çoktan aşıp devletleşmiş olan Erdoğan/AKP iktidarının tayin etmediği bir tek devlet kurumu, gücü ve yönettiği kamu alanı kalmamıştır. Güçler ayrımı safsatasıyla tanımlanan yasama-yürütme-yargı erki mutlak kontrolle tekele alınmış, kendinleştirilmiştir. Ordu, polis, hapishanelerden teşekkül olan baskı kurumları, devasa baskı örgütü olan devleti de elinde tutan bu iktidardır.  İstisnalar hariç, medya tekeli de gerçekleştirilmiştir. STK’larda da belli bir kontrol ve nüfuz oluşturulmuştur. Eğitim sistemi de iktidarın belirlediği müfredattan ibarettir.

Peki bu sınırsız otorite ve nüfuza karşın neden tahammülsüz, neden aciz, neden şuursuz bir saldırganlık sergiliyor iktidar. Ferman üstüne ferman yayınlayan bu tiranlık ne istiyor; ne istiyor bu beyler iktidarı… Öğrencilere ‘’terörist’’, üniversitelere ‘’fuhuş yuvası’’ diyen bu kahrolası cüret neyi hedefler. STK’larda kısmen bağımsız kalan demokratik nüve ve kırıntılar, sivil toplumda iktidar dışında kalan sessiz çoğunluğun cılız ama anlamlı varlığı, halkın muhalefeti ve nihayet iktidara alternatif olan demokratik, devrimci, sosyalist güçlerin varlığı dışında, iktidarın nüfuzu altında olmayan tek şey kalmış mıdır? Hayır!  İşte iktidarın tahammül etmediği şey, mutlak otoritesi dışında kalan bu dinamiktir, bu dinamiğin mücadelesidir. Bu dinamik ve mücadelesi karşısında aciz, kudurgan ve korkaktır kokuşmuş iktidar. O halde onun korkularını büyütmek ve kabuslara boğmak için bu dinamiği büyütmek, bu mücadeleyi yükseltmek elzemdir.

Şahsım devleti, şahsım yasaları, şahsım düzeni diyerek ben sultanlığını ‘’dikensiz gül bahçesine’’ çevirmek için açık faşizmi uygulayan Erdoğan iktidarının, üniversiteleri ve öğrencileri hedef alarak, bilimin tutsak edilmesine dayanan gerici kösteğe karşı demokratik tepki gösteren öğrencilere ‘’terörist’’ demesi şaşkınlıkla karşılanacak bir bohemlik değildir. Bilakis yakışanıdır tek adam sultasına…

Faşist icraatları saymakla bitmez bu komprador tekelci burjuva ve siyasal İslamcı sultanlık alaşımı ilkel kinci iktidarın

Yaptıkları yapacaklarının garantisidir iktidarın. Bir an bile kuşku duymadığımız üzere, şayet faşist ise iktidar, ötekidir güruhuna katılmayanlar ve toptan ‘’teröristtir” şürekâsının dışında kalanlar. Katli vaciptir muhalefet ve mücadele edenlerin, kadınından çocuğuna, yaşlısından gencine… Onun için, gayri milli, gayrı yerlidir gerici koronun dışındakiler. Alkış tutmayanların topu ‘’terörist’’, katıksız dış mihraktır hak talep edenler ve eleştirenler… ‘’Benden değilse, yok edilmesi gereken tehdittir dilinden dinine, yaşam tarzından kültürüne tüm ulus ve azınlıklardan halklar… ’’ Her şey bu kadar basittir, bu şeriat sevdalısı zifiri karanlık iktidar için…

Kısacası, mesnetsizce ‘’terörist’’ damgası vurmak, bu iktidarın siyasi mücadelede ve her türden eleştiriyi susturmak, bastırmak için kullandığı bir araçtan başka bir şey değildir. Demokratik ve devrimci güçler, aydın ve muhalif her kesim üzerinde basınç yaratıp baskı kurmanın burjuva ahlaka uygun siyasetidir ‘’terörist’’ damgası. Gerçek terörist kendisi olduğu halde, öğrencilerin demokratik tepkisini kriminalize edip bastırmak için ‘’terörist’’ suçlamasını silah olarak kullanmakta, öğrencilere ‘’terörist’’ yaftası yakıştırmaktadır. Elinden düşürmemektedir silah edindiği ‘’terörist’’ suçlamasını. Ve çünkü, iktidar için, kendisini eleştiren ve desteklemeyen herkes ‘’teröristtir.’’

Siyasi parti eş başkanları başta olmak üzere, seçilmiş vekillerin ve belediye başkanlarının hukuksuzca, keyfiyetçi ve tamamen siyasi kararlarla tutuklanıp hapsedilmesi, kendi seçim sonuçlarını tanımayarak seçmenlerin, halkın iradesine darbe yapması, siyasi aktörlerle birlikte onlara oy veren kitleleri ‘’terörist’’ olarak suçlaması iktidarın kendi dışındaki herkesi ‘’terörist’’ görmesinin açık kanıtlarıdır. Sur, Cizre’de gerçekleştirilen kıyımcı katliamları ve bu kıyımlar boyunca uyguladığı insanlık dışı milli zulüm ve mezalim de unutulamaz karinesidir bu faşist iktidarın. Lakin kendisini gömecek yığınlar ordusunun tesisidir de…

Dahası şöyle tarif edilebilir bu ceberrut, bu faşist, bu bağnaz ve yobaz iktidarın portresi; Kendi ordusunun genel kurmay başkanını ‘’terör örgütünün başı’’ olarak tutuklayıp sorgulamıştır bu iktidar. Ve iktidar ortağı cemaati işine gelmediğinde terörist ilan edip işin içinden çıkmasından tanıyoruz bu iktidarı. (Haklılığı, haksızlığını tartışma konusu yapmadan bu itiraflarını, sadece iktidarın iç tezat ve çarpıklığı açısından ve ‘’terörist’’ yaftasını nasıl, ne amaçla kullandığını ifade etmek için örnekliyoruz bunları.)

Heykel’e ‘’ucube’’ diyerek kırıp kaldıran ve heykel şahsında sanata düşmanlığından tanıyoruz bu iktidarı. Şiire ‘’bomba’’ demesinden tanıyoruz. Zamlanan soğan fiatları karşısında sebze ‘’terörizmi’’ni icat etmesinden… Parlamentodaki siyasi partileri, başkan ve vekillerini ve onlara oy veren milyonlarca halk kitlesini, gazetecileri, aydın ve yazarları, avukat ve doktorları terörist ilan etmesinden… Gazeteyi, kitabı, edebiyatı, şairi, sanatçıyı, edebiyatçıyı ‘’dış nifakların’’, ‘’ecnebi fitnesi’’ olarak düşman ilan etmesinden tanıyoruz.

Faşist icraatları saymakla bitmez bu komprador tekelci burjuva ve siyasal İslamcı sultanlık alaşımı ilkel kinci iktidarın, ‘’Dediğimi söyle, terörist dediğime sen de terörist de’’ dayatmasıyla medyadaki tetikçileri vasıtasıyla, aydın, demokrat, entelektüel ve akademisyenleri hedef göstererek linç edip katlettiren bu iktidarın tekçi, faşist zorbalığı ve cani barbarlığı icraatlarıyla tescillidir…

Tahir Elçi, TV programında bu iktidar tetikçileri tarafından ‘’PKK’ye terörist de’’ bilinçli zorlamasıyla hedef gösterilip akabinde alenen katledildi. İktidar için, ‘’benim terörist dediğime terörist demezsen sen de teröristsin’’ faşist baskı felsefesi geçerliydi ki, bu dayatma, baskı katletmenin de gerekçesini yaratıyordu. Tahir Elçi, iktidar ve güruhu tarafından bu sebeple ve bu kadar alenen katledildi. Özcesi, ‘’terörist’’ yaftası iktidar tarafından hem bir mücadele ve baskı unsuru olarak ve hem de katletmenin gerekçesi olarak kullanıldı, kullanılıyor. Öğrencilere ‘’terörist’’ yaftası yapıştırmanın arkasında da, öğrenci eylemlerini koyu faşist baskılarla bastırma amacı yatmaktadır.

Yüzbinleri bulan Gezi direnişçileri ve Gezi direnişi, iktidarı yıkmaya dönük dış mihraklı bir komplo, darbe hareketi olarak değerlendirilip ‘’terörist’’ bir hareket olarak ilan edildi bu iktidar tarafından. Köylülerin, çevreci hareket ve aktivistlerin doğasını korumaya dönük eylem ve hareketlerinin ‘’terörist’’ eylemler olarak ilan etmekten sakınmadı bu iktidar.

Kendi genel kurmay başkanına, şiire, soğana ‘’terörist’’ damgası vuran bir iktidarın Akın Birdal’ı vurmaktan, Hırant Dink’i katletmekten geri durması elbette düşünülemezdi. Anayasa mahkemesi üyelerine, barolara, tabip odalarına, CHP’ye, HDP’ye, AKP’den ayrılıp siyasi parti kuranlara ya da eleştirenlere ‘’terörist’’ ve ‘’terör seviciler’’ diyen bu iktidarın öğrencilere ‘’terörist’’ demekten geri durmayacağı aşikardır. 

Cemaat ve tarikat yurtlarında çocuklara cinsel taciz, tecavüzden başını kaldıramayan, bunların saadet zincirlerinde her türden ahlaksızlığı reva gören ve hacısı, hocası, müftüsüyle cami ve diyanet kurumlarından dokuz yaşındaki çocukların evliliğine fetvalar vererek çocuklara taciz, tecavüzü caiz görüp meşrulaştıran bu iktidarın, yardakçı beslemeleri ağzıyla üniversitelere ‘’fuhuş yuvası’’ demesi onun zifiri karanlık yüzü ve kokuşmuş ikiyüzlülüğünün dik alasıdır. IŞİD ile işbirliği ilişkilerinden geri durmayan bu ikiyüzlü iktidarın, dünya halklarınca ayan olan terörist niteliğini saklamaya çalışarak, meşru mücadele dinamiklerini, eleştiren herkesi, demokratik tepkisini gösteren halkları ve öğrencileri alçakça iftirayla ‘’terörist’’ olarak suçlaması ‘’göle maya çalmak’’ kadar gülünçken, ‘’çamur at tutmazsa izi kalır’’ çirkefliğinden ibarettir.

Devrimci savaşla tarihin çöp sepetine atılacaktır hempalarıyla bu faşist iktidar

Yargı ve mahkemelerin yerini alarak adeta ‘’terörist’’ mühürü basan noterler gibi çalışan Erdoğan sultası sarıldığı bu paslı silahla kendisini kurtaramayacaktır. Toplumu ikiye bölüp yarısına ‘’terörist’’ deme cüreti göstermek, Erdoğan’ın çaresizlik ve aczinin göstergesidir. Faşist katliam ve şiddetle daha fazla ayakta tutmayı başaramadığı iktidarını, ‘’terörist’’ yalanıyla hiç ayakta tutamaz, tutamamaktadır da. Bahçeli’si, Perinçek’i ve Soylu ’suyla salyalar akıtarak sergilenen halk düşmanlığının hiç bir çırpınışı da Erdoğan’ın kanlı faşist sultasını kurtaramaya yetmeyecektir. ‘’Farelerin batık gemiyi önceden terk etmeleri’’ bilet almamış bedava yolcu karakterlerinin kaçınılmazı olacaktır. Ne ki, hiç kimse ektikleri ve yaptıklarının karşılıksız kalacağını sanmamalıdır. Bu halkın adaleti öyle ya da böyle hesap soracaktır. Yıkılası bu iktidarı yıkmadan hesap kapanmaz, kapanmayacak…    

Bu iktidar karanlığı ne kadar koyu olursa olsun, aydınlık tarafından yırtılıp tarihin karanlığına gömülmekten kurtulamayacak. Eski iktidar ortakları nasıl ki, terörist gerçeklikleriyle açığa çıkıp mahkum olduylarsa, öyle de bu iktidar ve şimdiki resmi, gayrı resmi ortakları terörist yüzüyle yüzleşmekten kurtulamayacaktır. İnsanlığın aydınlık aynası er ya da geç bu iktidarın kara yüzünü kendisine gösterecektir. İktidar güruhu, destekçi ve tetikçileri çöp tenekesine atılacaktır. Kadınlar tarafından atılacaktır, öğrenciler tarafından atılacaktır, akademisyenler, aydınlar, sanatçılar, edebiyatçılar tarafından atılacaktır. Çiftçiler ve köylüler tarafından, doğasını koruyanlar tarafından atılacaktır. Ezilen ulus ve azınlıklar, ezilen inanç gurupları tarafından atılacaktır. İşçiler tarafından, devrimci tutsaklar tarafından, proletarya önderliğinde devrimci halk kitleleri tarafından, bugün değilse, yarın mutlaka atılacaktır. Devrimci savaşla tarihin çöp sepetine atılacaktır hempalarıyla bu faşist iktidar.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Makale