
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Dersim 2’nci Olağan Kongresi’ne katıldı. Bakırhan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Abdullah Öcalan’ın olası çağrısının görüntülü olup olmayacağına ilişkin yaptığı “Mevzuatımızda bir hükümlünün videoyla kamuoyuna seslenmesi söz konusu değil” açıklamasına yanıt verdi.
“Siz mevzuatı zaten İmralı’da, adanın altına gömdünüz” diyen Bakırhan, şöyle konuştu:
‘Bakanı samimiyete davet ediyorum‘
“Adalet Bakanı, daha dün ‘Görüntülü mesaj mevzuata uygun değil’ diyor. Yüzyıllık sorun için, çok değerli bir çağrı yapılacak. Adalet Bakanı diyor ki, ‘Öcalan’ın Türkiye toplumuyla, Kürtlerle, Alevilerle buluşması mevzuata uygun değil’ Sanki İmralı’da hukuk uygulanıyor. Sanki İmralı’da bir mevzuat var. Mevzuat mı, hukuk mu bıraktınız? Orada gayri resmi hukuk uygulanıyor. Mevzuatın olmadığı bir yerde, çağrının yapılacağı zaman mı bize mevzuatı hatırlatıyorsunuz Sayın Bakan? Sanki mevzuat varmış. Öcalan 4 yıldır ailesi, avukatlarıyla görüştürülmüyor. 4 yıldır kimsenin oradan haberi yok. Kuş bile uçurtmuyorlar. Kendi antidemokratik hukuklarında bile öyle mevzuat yok.
Sayın Bakan daha yeni mevzuatı, hukuku hatırlamış. Şimdi yapılacak bu çağrı karşısında sizi ciddiyete, samimiyete davet ediyorum. Sayın Öcalan’ın yapacağı bu tarihi çağrının, anı anına Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak bir yol ve yöntem bulmanız gerekiyor. Sayın Bahçeli ‘Meclis’e gelsin’ demişti, artık gerisini siz bulun Sayın Bakan. Sanki mevzuat, hukuk uyguluyorsunuz. Çağrı yapılacağı zaman mevzuat ve hukuku hatırlatıyorsunuz. Sayın Bakanı ciddiyete, samimiyete davet ediyorum.”
‘İnkardan vazgeçin’
İktidarın baskı, gözaltı ve tutuklama politikalarına dikkat çeken Bakırhan, inkar politikalarının terk edilmesi çağrısı yaptı. 1 Ekim’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan sürece değinen Bakırhan, “Türkiye’de 1 Ekim’de yeni bir tartışma süreci başladı. Bir tarafta Kürt sorunu konuşuluyor, bu tartışmaların bir barış sürecine evrilmesi tartışmaları var. Diğer taraftan dolu dizgin bir zulüm var, tutuklamalar var, gözaltılar var, kayyımlar var, bugüne kadar görmediğimiz vahşet politikaları hayata geçiriliyor. Haklı olarak ‘ne oluyor?’ diye soruyorsunuz. Ülkeyi yönetenler mevcut antidemokratik koşullardan beslenenler, bu antidemokratik uygulamalar üzerine kendisini inşa edenler demokrasiye kolay gelmezler. Barışı ve özgürlüğü kolayca kabul etmezler. Çünkü onların varlık gerekçeleri baskıdır, reddir, inkardır. Alevinin kimliğini yok saymaktır, Kürt’ü yok saymaktır. İşte tam da 1 Ekim’den sonra başlayan tartışmaların sebebi budur.” dedi.
Tutuklamalara tepki: Bu zihniyetle barış gelmez
18 Şubat’ta siyasetçi, aydın ve gazetecilere yönelik gözaltılara ve 30 kişinin tutuklanmasına tepki gösteren Bakırhan, “HDK bütün halkların ve inançların çatısı altında özgürce bir araya geldiği, sömürü olmasın, İstanbul Sözleşmesi tekrar gelsin, kadınlar katledilmesin, gördüğünüz her nehrin önüne bir baraj, her dağ bir AKP’li sermayedara peşkeş çekmeyin diye bir araya gelen, emekçinin, yoksulun, haklının peşine düşen bir zemindir. HDK ‘terör örgütü’ değildir. Son tutuklamalarda savcı bey ‘HDK’ye girdiğiniz tespit edilmiş’ diyor. HDK kaç yıldır devletin yasalarına göre kurulmuş bir kurum, tabi ki kapıdan gireceğim, camdan mı gireceğim. Bu zihniyetle barış gelmez. Artık uygulanan politikaların sonuç almadığını görmesi gerekiyor. Aleviler olmadan barış olmaz. Dersim olmadan barış olmaz” diye konuştu.






