Connect with us

Editörün Seçtikleri

Hindistan Demokratik Halk Devrimi ve Kagar Operasyonu

Yeni bir emperyalist paylaşım savaşı tamtamları giderek güçlenirken, güç dengeleri yeniden kuruluyor. Bu dengelerin, her bir emperyalist gücün hamlelerine bağlı olarak ortaya çıkan değişkenliği Hint egemenleri tarafından, öncelikle HKP(Maoist)’i güçten düşürerek, Kurtarılmış Alanlar’da hakimiyet ve böylece Yeni Demokratik Devrimi boğmada kendilerine güç aktaran-destek olana göre biçimlenecektir.

1 Ocak 2024’ten bu yana Hindistan’da iki güç karşı karşıya ve kanlı bir savaşın içindeler. Savaşın bir cephesinde Hint egemen sınıflarının temsilcisi Modi’nin faşist iktidarı, diğer cephesinde ise, kurucu önder Charu Mazumdar’ın Naksalbari köylü ayaklanmasından bu yana Hindistan Yeni Demokratik Devrimine önderlik eden HKP(Maoist) yer almaktadır. Yani iki sınıf karşı karşıya. Bu kanlı savaşta hangi sınıfın kazanacağı stratejik olarak net, ezilen Hindistan halkları er ya da geç bu savaşın muzafferleri olacaktır. Ancak bugünkü taktik süreç, Hindistan’ın kendi iç dinamikleri, HKP(Maoist)’in iç dinamikleri, bölgesel ve uluslararası dinamikler, bu zaferin gidişatını büyük ölçüde etkileyecek yoğunlukta.

Şöyleki;

Birincisi; Hindistan halklarının ciddi bir isyan geleneği var. Asya’nın güney ucunda. 19. yüzyılda İngilizleri Hindistan’dan kovma amacıyla başlatılan ve Vahhabi düşüncesinden etkilenen İslamcı hareket, 1855 yılında Santhal halkının üst kastlara yönelik isyanı, 1921’de Moplah’ta Müslümanların Hindulara karşı ayaklanması, 1946-1951 yılında, etkisi günümüze kadar süren ve komünistlerin öncülüğünde gerçekleşen Telangana silahlı köylü ayaklanması var. Naksalit Hareket (Charu Mazumdar’ın önderlik ettiği köylü isyanı, Naksalbari bölgesinde başlar. Bundan dolayı komünist hareket o günden bu yana Naksalit olarak da adlandırılır), kabile örgütlenmesine dayalı, etnik-dini unsurların temel olduğu böylesine geniş bir isyan geleneğine yaslanıyor.

İkincisi; bir buçuk milyar civarında olan Hindistan’da nüfusun %77’si açlık sınırının altında hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu nüfusun yüzde 63’ü köylerde yaşamaktadır. Kentlerde yaşayan kitleler, ağır sefalet koşullarında, yaşam güvenceleri olmadan hayatta kalmaya çalışmaktadır.

Üçüncüsü; Modi iktidarının neo-liberal politikalar çerçevesinde uyguladığı politikalarla yapılan geniş çaplı özelleştirmeler, yeraltı zenginlikleri ve değerli toprak elementlerini başta ABD ve İngiliz emperyalistlerine ve kısmen de Çin emperyalistlerine peşkeş çekmesinin toplumda yarattığı büyük huzursuzluk

Dördüncüsü; tarih boyunca Hindistan’ın en yoksulları en alt tabaka olan yerliler, Adivasi ve Dalit azınlık milliyetleridir. Gerek Naksalbari hareketi ve gerekse de onun devamı olan HKP(Maoist), bu yoksul ve en demokratik hakları elinden alınmış ulusal baskı altındaki güçlere dayanmaktadır. Bunlara dayanarak ezilenleri isyan için örgütlemeyi başarabildiler. Bu milliyetlerin yaşadığı alanlarda Kızıl Siyasal İktidarlarını inşa ettiler.

Bu dört başlıca dinamik, komünist hareket her ne durumda olursa olsun, Hint egemen sınıfına ve Hindutva milliyetçiliğine karşı süreklileşen isyancı ateşi canlı tutmaktadır. Hindistan Yeni Demokratik Devrimi bugüne kadar bu dört dinamiği doğru tahlil edip ve buna karşı doğru taktik politika üreterek ve askeri çizgi izleyerek -çeşitli dönemler gerilese de yenilgiler yaşasa da- süreklileşen bir mücadele hattını tutturdu ve Kızıl İktidar Alanları (diğer adıyla Kızıl Koridor) oluşturdu.

Modi iktidarı iktidara gelirken, bu alanları ve HKP(Maoist)’i bitirme planlarının başlıcaları, yeni savaş teknolojisine dayanan Mayıs 2017 tarihindeki “Samadhan Operasyonu”, 2022 yılından itibaren tüm eyaletleri kapsayan yeni saldırı paketleri, Yeşil Av Operasyonu hazırlamıştı. Bu saldırı ve katliam politikalarında başarılı olamayınca, daha büyük askeri operasyonlarla, gerillanın egemen olduğu alanlarda sadece gerilla güçlerini değil, o bölgelerde yaşayan yoksul köylüleri de toplu imha etme planını devreye soktu. Bu planın adı ise; KAGAR OPERASYONU (Son Savaş).

Modi faşisti, 2024 Ocak ayında devreye soktuğu bu planı açıklarken, ”Bir yıl içinde bitireceğim” demişti. Bunu başarabilmek için elinde bulunan ve uşağı olduğu emperyalistlerin de verdikleri destek ve bütün olanaklarıyla saldırıyı başlattı.

Başlattığı Kagar operasyonunda kentlerde akademisyenleri, barış isteyen aydınları, gazetecileri, öğrencileri, sendikacı ve çeşitli demokratik kurum yöneticilerini zindanlara doldurdu ve kimilerini de katletti. Kırsal alanda ise, yerellerdeki iş birlikçileri, aynı ”TC” faşist iktidarının yaptığı gibi yerel halk içinde çeşitli yöntemlerle devşirdiği/satın aldıkları ve gerilla içinde umutsuzluğa kapılıp kaçanların verdikleri bilgiler doğrultusunda yaptığı saldırılarda Hindistan Komünist Partisi’nin (Maoist) birçok önderi, komutanı ve savaşçısını katletti. Bu katliamların en ağırı ise, 21 Halkın Kurtuluş Gerilla Ordusu (HKGO) komutan ve savaşçısıyla birlikte, HKP(Maoist)’in Genel Sekreteri Basavaraj (Nambala Keshav Rao) yoldaşın katledilmesi oldu.

Basavaraj yoldaşın katledilmesi sonrası, HKP(Maoist) içindeki teslimiyetçi çizgi kendisini daha net ortaya koydu. Parti Siyasi Büro üyesi Sonu, (partinin yaptığı açıklamaya göre Sonu haini Aralık 2024’ten bu yana karşı devrimle iş birliği yapmış) beraberindeki Dandakaranya Özel Bölge Komitesi üyesi Vivek 61 savaşçı, komutan ve yetkili, Faşist Modi iktidarına teslim oldu. Doğal olarak bu durum, HKP(Maoist) içindeki çizgi mücadelesinin hangi boyut ve biçimde süreceğini ve HKP(Maoist)’in geleceğini belirleyen yeni bir süreci de başlatmış oldu.

Partinin Tarihsel Kökleri ve İç Dinamikleri

Her devrimci-komünist örgüt genel sekreter ve önderlik düzeyinde kayıplar verdiğinde veya önderlik kademelerinde teslimiyet yaşadığında, doğal olarak geçici yenilgiler, gerilemeler, kırılmalar yaşar, kendi içine döner ve parti içinde çizgi mücadeleleri yoğunlaşır. Yeni çizgiler tezahür eder. Ve bu mücadele de parti içi dinamiklerden hangisi ağırlık/inisiyatif ortaya koyarsa, sonraki süreci ve yürütülen sınıf savaşının gidişatını belirler. Kuşkusuz HKP(Mapist)’de de bu diyalektik işleyecektir. Nasıl işleyeceğine dair bir öngörüde bulunmak için partinin tarihine ve süreçte yaşananlara dair yapılan açıklamalara kısacada olsa göz atmakta fayda var.

1925’te kurulan HKP, dönemindeki diğer KP’ler gibi Sovyet çizgisinde devrimleri savunuyor ve Sovyetleri izliyorlardı. Kruşçev’inde peşine takılmaları ve yeni-revizyonist çizgiye endekslenmiş olmaları hiçte şaşırtıcı olmazdı. Bu endekslenme haline itiraz eden Charu Mazumdar ve Kanhai Chatterjee Mao’nun ideolojik-politik çizgisini referans alarak partiden ayrılıp kendi partilerini kurdular. Yeni partilerin kuruluşu sonrası binlerce kadro HKP (Marksist)’den ayrılıp ve onlara katılır. Yoldaş Charu Mazumdar, Hindistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist)’i, yoldaş Kanhai Chatterjee’de, Maoist Komünist Merkezi (MKM)’i kurar. Bu iki büyük Marksist öğretmen, Hindistan toplumunun sınıf analizini yapar ve Hindistan Yeni Demokratik Devrimi için siyasi stratejiyi ortaya koyarlar.

Mayıs 1967’de Yoldaş Charu Mazumdar önderliğindeki büyük Naxalbari isyanı, devrimciler için bir işaret fişeği olduğunu kanıtlamış ve o zamanlar Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından “Hindistan Semalarında Bahar Fırtınası” olarak kutlanır. Bu ayaklanma yenilgiyle sonuçlansa da her iki parti ayrı ayrı kendi stratejilerine sadık kalır ve mücadelelerini sürdürürler. Charu Mazumdar düşmana esir düşer ve 1972’de ölümsüzleşir.

O süreçte her iki partide gerilemeler yaşar. Ancak bu uzun sürmez. Kısa zamanda toparlanarak güç olurlar. Ve öyle ki, yürüttükleri halk savaşıyla kurtarılmış alanlarını yaratırlar. O süreçte gelişen Nepal Yeni Demokratik Devrimi’ni boğmak için fırsat kollayan Hint egemen sınıflarının önünü kesmek ve tampon bölge oluşturmak için halk savaşını Nepal sınırına doğru yayarlar. Kısa sürede o bölgede de kurtarılmış alanlar yaratırlar. Bir yandan bu savaşı yürütürken diğer yandan birlik görüşmeleri yapar ve 2007’de HKP(ML)ve MKM birleşerek HKP(Maoist)’i kurarlar. Bu birlik, daha etkili bir savaş gücü ortaya çıkarır. Daha geniş alanları kurtarılmış alanlara katar. Bunun alanlar Kızıl Koridor olarak bilinir.

Kızıl Koridor, Hindistan’ın orta ve doğu kesimleri boyunca uzanan ve HKP(Maoist)’in güçlü bir varlığa sahip olduğu birden fazla eyaleti kapsayan geniş bir coğrafi alanı ifade etmektedir. “Kızıl Koridor” terimi, Naksalit isyancılarının bu bölgelerde sahip olduğu otorite ve kontrolü vurgulamaktadır. Jharkhand, Chhattisgarh, Odisha, Bihar gibi eyaletlerin yanı sıra Andhra Pradesh ve Telengana’nın bazı bölgelerini kapsayan Kızıl Koridor, Hindistan’da hem güvenlik hem de HKP(Maoist)’i etkisizleştirmek açısından sürekli bir sorun teşkil etmektedir. Kuzeyde Nepal sınırındaki Bihar eyaletinden güneyde Jharkhand’a, batıda Chhattisgarh, Madhya Pradesh ve Maharashtra’ya, doğuda Odisha’ya ve güneyde Andhra Pradesh ve Tamil Nadu’ya kadar uzanan uzun bir orman ve ova koridorunun kontrolünü ele geçirerek nüfuzlarını Hindistan’ın en az on eyaletinde, yaklaşık 160 bölgeye genişleterek 400.000 km²’lik bir alana yaymışlardır. Bu azımsanacak bir başarı değildir ve Maoistlerin bu bölgelerde bir taban oluşturmalarına yardımcı olan, mülksüzleştirilenlerin kurtarıcısı olmasıdır.

Bu uzun tarihi kapsayan ayrılıklar, birleşmeler, kurtarılmış alanlar, gerilemeler ve yeniden ileri sıçramalar deneyimi, HKP(Maoist)’in bundan sonraki sürecinin de nasıl ve hangi yöne evrileceğinin göstergesidir. Ki, işbirlikçi Sonu ve beraberindekilerin teslim oluşları sonrası HKP(Maoist) Merkez Komitesi adına yapılan; “Hindistan’da Üretim İlişkilerindeki Değişiklikler – Politik Programımız’, ‘Hindistan’da Kast Meselesi – Bakışımız’, ‘Hindistan’da Ulus Meselesi – Partimizin Tutumu’, ‘Hindistan’da Alıcı Tekeller Burjuva Sınıfına Karşı Parti Tutumu – Politik Program’ belgelerini daha da sentezleyip değişen sosyal koşullara, değişen devrim savaşının somut özelliklerine uygun olarak politik-askerî hattımızı daha da zenginleştirerek Hindistan devrim hareketini sürdürmeye tüm ülke halkını çağırıyoruz. Devrimdeki gerilemeler, yenilgiler geçicidir. Sonu, Satish çetesi tarafından yaratılan bu durumu Partide oluşan bir kriz olarak kabul edip bu krizi aşalım. Şu anda öz eleştiri güçlerimizin kaybettiği, zayıfladığı durumu kabul ederek, devrim hareketimiz üzerinde düşmanın üstünlük sağladığı durumu göz önünde tutup Partiyi, HKGO’yu, birliğimizi bütün olarak koruyarak ülke çapında devrim hareketinin yeniden inşasına adanmalıyız. Sonu, Satish teslim olsa da, yarın başka biri teslim olsa da Partimizin düşmana teslim olmayacağına halka söz veriyoruz. Sınıflar var olduğu sürece sınıf mücadeleleri – bunların üst biçimi olarak Halk Savaşları devam edecektir; bu tarihsel bir kuraldır. Bu kuralı teslimiyetler değiştiremez. Bu yüzden geçici gerilemelerde bile devrim hareketinin ilerlemesi için çaba gösterme konusunda büyük özgüven ve cesaretle ilerleyelim. Nihai zafer halkın olacaktır” açıklaması yeterince açık ve nettir.

Bölgesel ve Uluslararası Dinamikler

Hint egemen sınıfları, bölgede yayılmacı amaçlarını gerçekleştirmek için emperyalist güçlerin arasındaki çelişki ve çatışmalardan yararlanma hesabında. Bu nedenle bir yandan ABD-İngiliz emperyalistleriyle iş tutarken, diğer yandan Çin-Rus emperyalistleriyle flört etmektedir. Şangay Beşlisi bloğunun bir parçası ve BRİCS’in üyesi olarak Ukrayna işgalinde Rus emperyalizminin karşısında konumlanarak Zelensky’i desteklemektedir.

Yeni bir emperyalist paylaşım savaşı tamtamları giderek güçlenirken, güç dengeleri yeniden kuruluyor. Bu dengelerin, her bir emperyalist gücün hamlelerine bağlı olarak ortaya çıkan değişkenliği Hint egemenleri tarafından, öncelikle HKP(Maoist)’i güçten düşürerek, Kurtarılmış Alanlar’da hakimiyet ve böylece Yeni Demokratik Devrimi boğmada kendilerine güç aktaran-destek olana göre biçimlenecektir.

Ancak hangi emperyalist bloktan güç ve destek alırsa alsın, elli yılı aşkın süredir yenemedikleri Yeni Demokratik Devrimin zaferini engelleyemeyeceklerdir. Dahası, emperyalist-kapitalizmin yaşadığı krizin faturası, diğer ülkelerde olduğu gibi Hindistan’da da yoksul emekçi kitlelerin omuzlarına yüklenecek ve bu kitlelerin hoşnutsuzluğunu daha da artırarak geniş kitleleri devrimin saflarına akıtacaktır.

Yani hem Hindistan açısında ve hem de küresel açıdan koşullar, Hindistan Yeni Demokratik Devrimi lehine işlemektedir.

Bura da esas olan, HKP(Maoist)’li yoldaşların yaşadıkları büyük kayıplar ve ihanetin yarattığı boşluğu kısa zamanda aşma yeteneğidir.

Yoldaşlarımızın başaracaklarına inanıyoruz.

20 yy. devrimciliğinin son halkası olan Mao’nun yoldaşlarına kulak kabartmak gerekiyor.

Marx bir kez daha “haksız” çıkacak, Lenin yine haklı çıkacak! Devrim doğudan geliyor!

Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Ocak-2026 tarihli 56. sayısında yayımlanmıştır.



More in Editörün Seçtikleri