
1872 Paris Komün Devrimi 72 günlük kısa yaşamına karşın, ilk işçi sınıfı devrimi olarak sınıflar mücadelesi ve proleter sınıf devrimi hazinesine büyük bir deneyim kazandırmakla birlikte, toplumlar tarihine büyük bir tarihsel miras bıraktı. Lenin önderliğindeki 1917 Rus Büyük Ekim Devrimi sıçramasıyla, Bolşevikler komutasındaki enternasyonalist proletaryanın Rusya kıtaları tarafından Parisli işçilerin rövanşı alınarak köklü tarihsel çığır yeniden açılmış, Komün’den sonra sosyalizm ilk zaferini kazanmıştı. Sovyet sosyalist devrimi zaferiyle ‘’Emperyalizm ve Proleter Devrimler Çağı’’ fiilen açılmış oldu. ÇKP önderliğinde 1949 Çin Demokratik Halk Devrimi yepyeni bir halka olarak Proleter Dünya Devrimleri cephesine ikinci büyük nitel sıçrama ihtişamıyla eklendi. Bunu takiben bir dizi ülkede devrimler boy vererek yeni iktidarlarla zafer yazıyordu. Emperyalist kutba karşı doğan sosyalist kutup pekişerek dünyanın çehresini kökten değiştirdi.
1924 yılında ölümsüzleşen dünya proletaryasının büyük öğretmeni Lenin yoldaştan sonra, görevi devralan Stalin yoldaş tüm yaşamı boyunca sosyalizmin korunarak sürdürülmesi ve geliştirilmesinin yanı sıra, sosyalist kutbun temsil edilerek yaşatılmasını (emperyalist kuşatma, saldırı, iç kışkırtma, komplo ve sabotajlara karşın) büyük bir kararlılık ve tarihsel tutumla savundu. 1953 yılında Stalin yoldaşın ölümsüzleşmesinden sonra, Sovyetler Birliği Komünist Parti’si (SBKP) ve dolayısıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başına geçen Kruşçev ve Brejnev, modern revizyonist çizgiyi yönetimde hâkim hale getirerek kapitalist restorasyonu gerçekleştirip, sosyalist devleti sosyal-emperyalizme dönüştürdüler. Bu süreç Dünya Komünist Hareketi içinde derin ideolojik tartışma ve giderek saflaşmalara yol açtı.
Mao Zedong ve Komünist Çizginin Temsili
Dünya proletaryasının büyük öğretmenlerinden olup, Çin Komünist Partisi (ÇKP) önderliğiyle birlikte, Çin Halk Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığı görevini üstlenen Mao Zedong yoldaş, SSCB’nin modern revizyonist çizgisine karşı kararlı bir ideolojik mücadele yürüttü. SSCB’nin kapitalist restorasyonla dönüştüğü niteliği deşifre ederek yürüttüğü sıkı mücadeleyle komünist çizgiyi temsil ediyordu. Sosyalist ve demokratik ülkelerin ve komünist partilerin çoğu SSCB’nin etkisi altındaydı. Dolayısıyla, 1954’lerde sosyalist inşa sürecini tamamlayarak Demokratik Halk Cumhuriyeti’nden Sosyalist Çin Cumhuriyeti’ne dönüşen ÇKP önderliğindeki Çin ve Mao Zedong’un temsil ettiği komünist çizgi ile Kruşçev/Brejnev’lerin temsil ettiği SBKP ve kapitalist yolcu modern revizyonist SSCB arasındaki saflaşmada, ‘’büyük devlet/sosyalist anavatan’’ etkisini ve avantajını kullanan kapitalist restorasyoncu SSCB, Enver Hoca liderliğindeki Arnavutluk Halk Cumhuriyeti dışında kalan diğer ülkeleri safında tutmayı başardı. Mao ve Sosyalist Çin ise, AHC ile birlikte bu saflaşmada komünist çizgi ve safları temsil etti/ediyordu… (1976 yılında Mao yoldaşın ölümsüzleşmesinden hemen sonra Enver Hoca bu çizgisinden dönüş yaparak revizyonist yola girerken, ÇKP ve devlet iktidarında gerçekleştirilen karşı-devrimci darbeyle Çin’de de revizyonistler devlet iktidarını ele geçirdiler…)
Bu tartışma ve saflaşmalardan Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi de muaf kalmayacak, devrimci sınıf hareketindeki ideolojik-siyasi çizgiler, Uluslararası Komünist Hareket içindeki çizgi ve tartışmalara bağlı olarak biçimlenecekti.
***
Dünyanın farklı merkezlerinde esen kuvvetli politik rüzgarlar dünya sathında sarsıcı etkiler yaratıyor, büyük ilerlemeler eşliğinde tarihi sonuçların tohumlarını serpiyordu. Devrimlerin aktüel, mücadelelerin dinamik olduğu ve ideolojik çizgi zeminindeki saflaşmaların netleştiği verimli, üretken yıllardı. 1966 Çin Büyük Proleter Kültür Devrimi ve Fransa’da patlak veren 1968 Gençlik Hareketi dünya ölçeğinde kavurucu etki gösteren tarihsel sıçramalardı. Bu sıçramaların dalga-dalga yayılan ideolojik-siyasi etkisi parçalardaki siyasi hareketlere ilham olup moral vererek yeni nitel doğumları koşulluyordu. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da yaşanan ve daha sonra 71 devrimci çıkışıyla nitel kulvar açarak coğrafyamız komünist, devrimci hareketi ve önderlerinin çıkışına vesile olan gençlik hareketi de bu dalganın coğrafyamızdaki yankısıydı. Coğrafyamızdaki gençlik hareketi, Fransa’da patlak veren gençlik hareketinden bağımsız olmadığı gibi, ilk çıkışıyla anti-emperyalist nitelikte biçimlenen bu hareketin daha sonra evrileceği örgütsel kurumsallaşma ve edindiği komünist devrimci nitelik ise, Uluslararası Komünist Hareketteki saflaşmadan ve Büyük Proleter Kültür Devrim’inin ideolojik tesirinden bağımsız değildi. Ki, THKO, THKP/C ve TKP(ML) kuruluşlarına giderken, Sosyalist Devrim tezi ile Milli Demokratik Devrim tezleri arasındaki tartışmalar ekseninde yaşanan saflaşmalara bakıldığında bu ideolojik tesir belirgin biçimde görülür. Özellikle, Kaypakkaya yoldaşın; ‘’Büyük Proleter Kültür Devriminin ürünüyüz’’ mealindeki vurgusu bu ideolojik-siyasi tesiri çıplak biçimde ortaya koyarak kanıtlamaktadır. BPKD’nin ideolojik-teorik etkisinin ürünü olan nitel gelişmelerden başlıcası TKP(ML)’nin kuruluşudur; ideolojik-teorik çizgi spesifiğindeki komünist kuruluşudur.
***
TKP’de Sağ Sapma ve Revizyonizm
Dünyada devasa gelişmeler yaşanırken, parça coğrafyamız bu gelişmelerden tecrit kalamazdı. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da ilk komünist hareket Ermeni (Taşnak partisi üyesi) Paramazlar hareketiyle temsil buluyordu. Paramaz, 15 yoldaşıyla birlikte 1915’de asılarak katledildiler. Ermeni soykırımıyla derinleşen bu süreç Paramazlar’ca temsil edilen komünist hareketin ezilerek yok edilmesinin de tarihi oldu. Tarih 1920’lere geldiğinde, Rusya’da bulunan Mustafa Suphi ve yoldaşları Bolşeviklerin desteğiyle Bakü’de TKP’yi kurdular. Kemalist iktidar hakkındaki büyük yanılgıları, Suphi ve 14 yoldaşının ülkeye dönerken Karadeniz’de katledilmelerine (1921) yol açtı. Kuruluşundan kısa süre sonra bu katliamla tanışan TKP, aldığı örgütsel yenilgiyi takiben Yakup Demir ve İsmail Bilen liderliğinde sağ pasifist hatta düşerek revizyonist bir partiye dönüştü. Ve giderek Rus sosyal emperyalizminin elinde bir oyuncağa dönüştü. Bu süreç, ülke komünist ve devrimci hareketinin ölü toprağına gömülerek 50 yıllık pasifist bir dönem geçirmesiyle anlam kazandı. Taa ki Deniz, Mahir ve Kaypakkaya’nın örgütsel yapı kurumsallaşmalarını tamamlayarak doğrudan pratik hatta temsil ettikleri 71 Devrimci çıkışıyla bu ölü toprağının devrimci hareket üzerinden kaldırılmasına kadar. 71 devrimci çıkışının üçlü saç ayaklarından olan TKP(ML), Mustafa Suphi dönemi TKP’sinin komünist mirasını sahiplenir, Suphiler sonrası dönemi sağ tasfiyeci revizyonist çizgi olarak mahkûm eder.
Komünist partisinin, ideolojik-teorik çizgi spesifiğindeki nitel kuruluşunda, BPKD’nin tayin edici rolü ve Uluslararası Komünist Hareket içindeki tartışmaların motivasyon etkisi ve katkısı inkâr edilemez bir gerçek iken, ülke içindeki sınıf çelişkileri, siyasi gelişmeler, devrimci koşullar ve devrimci durumda yaşanan yükseliş de tartışmasız bir kuruluş kaynağı olarak doğrudan rol oynar. Uluslararası çizgi tartışmalarına bağlı olarak saflaşan ülke devrimci hareketi, FKF’den Dev-Genç ve TİP’ten TİİKP’e kadar, Sosyalist Devrim ile Milli Demokratik Devrim tezleri arasındaki ayrışmaya oturan siyasal yönelimlerini saptarken, Kaypakkaya önderliğinde kurulan komünist partisi, fiilen, Kaypakkaya yoldaş tarafından (Marksizm’in üçüncü nitel gelişim aşaması olan Maoizm kavrayışı ve komünist devrimin temel ilkeleriyle billurlaşan evrensel teori seviyesiyle) içinde yer aldığı TİİKP’in sağ pasifist/revizyonist çizgisine karşı yürütülen keskin ideolojik mücadelenin tutarlı sonucu olarak doğdu.
24 Nisan 1972: Kuruluş ve Tarihsel Adım
Komünist partisi, 24 Nisan 1972 yılında Malatya’nın Kürecik Dağları’nda Kaypakkaya yoldaşın tayin edici önderliği altında birleşen az sayıdaki kadro tarafından kuruldu. Komünist partisinin kuruluşu, tüm nitelikleri, amaç ve somut hedefleri ve öncü-önder kurmaylık rolüyle üstlendiği devrimimizin görevleri bağlamında, enternasyonalist proletaryanın parçamızdaki taburu olarak tarihi anlam taşır. Kuruluşu ülke devriminde açılmış yeni nitel çığır, işçi sınıfı ve geniş halk kitleleri cephesinden yükseklere çekilmiş kurtuluş ve mücadele bayrağı, büyük tarihsel meydan okuyuşun ilanıdır. Komünist partisi, proletarya ve geniş halk kitlelerinin askeri-siyasi mücadelesinin silahlı örgütü, MLM ideoloji/ komünist teori ve ilkelerle donanmış tüm niteliğiyle bir politik savaş partisidir. Bu niteliğine uygun olarak, silahlı mücadele içinde doğmuş, silahlı örgütlenme pratiğiyle biçimlenmiş, devrimci zor ilkesine göre stratejik çizgisini belirlemiş komünist bir partidir.
Komünist partisi, uzun tarihsel mücadele pratiği içinde ağır bedeller ödemiş, aynı mücadele pratiği içinde büyük direnişlere, devrimci değer ve kazanımlara imza atmıştır. Büyük başarı ve eylemlere paralel olarak, defalarca örgütsel yenilgiler de almıştır. Aldığı örgütsel yenilgi ve ağır örgütsel/askeri darbelere karşın, her defasında toparlanarak sınıflar mücadelesi görevlerini ileri mevzilerde siper alarak göğüslemeyi başarmış, bilmiştir. Komünist partisinin, siyasi iktidar mücadelesi uğruna verdiği silahlı mücadelede gösterdiği ısrar, istikrar, cüret ve kararlılık, aynı mücadele içinde ödediği ağır bedeller, O’nun ülke devrimci hareketi içinde belirgin bir yer tutarak saygınlık kazanmasını sağlamıştır.
Komünist partisinin kurulduğu yıllar, 12 Mart 71 AFC’sinin işbaşına geldiği yıllara denk gelir. Ki, 12 Mart faşist cuntası azgın terörünü sürdürerek yakıcılıkla his edilirken, başlattığı komünist ve devrimci ‘’avı’’ tüm şiddet ve saldırılarıyla sürüyordu. Nitekim, 30 Mart 72’de Kızıldere Katliamı’yla Mahir Çayan ve yoldaşları katledilerek, 6 Mayıs 72’de Deniz-Yusuf-İnan idam edilerek alınan ağır örgütsel darbeler sonunda THKO ve THKP/C örgütsel yenilgi sürecine girdiler. Faşist cunta bu başarılarından sonra, azgın faşist saldırılarının hedef tahtasına Kaypakkaya yoldaş ve komünist partisini oturtmuştu. Nitekim, Fehmi Altınbilek komutasındaki askeri birlik, Kaypakkaya ve yoldaşlarını Dersim/Vartinik-Mirik mezrasında kuşatmaya aldı. 24 Ocak 1973 günü yaşanan çatışmada Ali Haydar Yıldız yoldaş ölümsüzleşirken, Kaypakkaya yoldaş ağır biçimde yaralandı. Yaralı olarak çatışma alanından uzaklaşan Kaypakkaya yoldaş, beş gün sonra kaldığı köy evinde, daha sonra komünist partisi tarafından ölümle cezalandırılan öğretmen Cafer Atan’ın ihbarı ile düşman tarafından yakalandı. Dersim’den Amed’e, işkenceler altında taşınan Kaypakkaya yoldaş, Özel Harp generali Fehmi Altınbilek tarafından Amed zindanlarında en ağır işkencelere maruz kalır. Kaypakkaya yoldaşın bu işkenceler karşısındaki baş eğmez tutumu ve komünizmi düşman ininde ikirciksiz savunması, fikirleri gibi, sonraki devrimci kuşaklara görkemli bir miras olmuştur. Kaypakkaya yoldaşın kızıl direniş tavrı karşısında yenilgiye uğrayan işkenceciler çareyi Kaypakkaya yoldaşı katletmekte buldular. Alınan ağır darbe ve yaşanan kayıplardan sonra komünist partisi, örgütsel yenilgi sürecine girmiş, giderek yenilgi süreci tamamlanmıştır. Kuruluşundan aylar sonra, komünist partisi, ilk örgütsel yenilgisiyle tanışmış oldu.
Tarihsel Yürüyüşümüzdeki Israrlı-Kararlı Pratiğimizin Kanıtladığı Gibi, Yenilgilerden Küllerinden Yeniden Ayağa Doğrulmak, Yenilgileri Yenginin Zemini Haline Getirmek Marksist Bir İlkedir!
Kuruluşundan organik devamı olan MKP’ye evrilişine kadar, komünist partisi, yarım asrın üzerinde bir mücadele tarihi deneyimine sahiptir. Bu uzun erimli devrimci-komünist pratik sürecinde, sosyalizm ve komünizm idealini her türlü savruluş koşullarında savunmak, bu ideali en zor dönemeçlerde ısrar-kararlılık ve cüretle omuzlayarak bu günlere taşımak, komünist partisinin, kuruluş mayası olan komünist niteliği bütünlüğünde son derece önemlidir. Bu idealin bu günlere taşınmasının canı-kanı, beş genel sekreter ve bir sekreterya üyesi başta olmak üzere, yüzlerce kadro, üye, militan, savaşçı ve bir bizlere devrettiği bayrak olduğu tartışmasızdır. Komünist partisinin kuruluş yılı vesilesiyle, tüm ölümsüzlerimizin anılarını, komünizm yürüyüşümüzde hep yaşatacağımızı bir kez daha yineliyoruz.
Devrim denen o büyük davamızın zafer nişanesi, ölümsüzlerimizdir. Büyük bedellerle, sömürülen ve ezilenlerin özgürlüğü uğruna gerçekleştirdiğimiz tarihsel yürüyüş, buna denk yeterli düzeyde olamayan mevcut konumlanışımızı, tarihsel hatalarımızı sorgulamayacağımız anlamına gelmez. Komünist parti tarihinde ilk kez 1. kongre kararları ışığında MLM anlayışla gerçekleştirilen tarihsel muhasebe ve akabinde 3. kongre ile sürecin devrimin ihtiyaçlarına cevap olma niteliğinde ideolojik-teorik-siyasal zeminde ileriye doğru yapılan komünist hamle, komünist çizginin temsiliyeti açısından son derece önemlidir. MLM genel siyasal çizgi ile, önder bir parti seviyesi, kuşkusuz bu hamlelerle yeterli olmaz. Bu genel MLM siyasal çizgiye uygun sağlam örgütsel bir konumlanış, pratik-politik nitelik açısından tayin edicidir. Objektif ve subjektif şartların bilimsel tahlili bağlamında, gelişen siyasal durum karşısında, komünist partisini, kitleleri doğru siyasetle harekete geçirmek, siyasal sürece uygun strateji-taktik denkleminde komünist çizgide örgütsel bir hat izlemek, gelişen tasfiyeciliğe karşı komünist bir nitelik olduğu gibi, devrimci mücadelenin tıkanıklıklarını aşmada da başat roldedir. Proleter ideolojinin sağlam zeminini üzerinden yükselerek, stratejik merkezi görevlerin belirleyiciliğinde, bin bir politika ve taktikle, devrime giden yolu beslemek, devrimin yolu üzerindeki tüm çelişkileri çözmemizin anahtarıdır. Ayrıca akıldan çıkartmamak gereken önemli bir unsur da komünist partisini daha ileri mevzilere taşıyacak, üye ve kadrolarının bilincini ve düşünce sistematiğini derinleştirecek olan şey parti içi ideolojik mücadeledir. Eğer bu doğru tarzda işletilemezse Mao’nun dediği gibi o parti ölü bir partiye dönüşür.
Tasfiyeciliğe ve İdeolojik Savrulmaya Karşı Mücadele
Devrim denen tarihsel görevlerde, komünist partinin yarım asrı aşan olumlu-olumsuz deneyimleri, doğru bir siyasal çizgide sentezlendiğinde, elimizde güçlü bir devrimci silaha dönüşür. Komünist önder Kaypakkaya ve ardıllarının önderliğinde, eksiklikler ve yetersizliklerle, ama esasta komünist çizgiye bağlılıkla, özveri, eşsiz devrimci kahramanlık, pratikten öğrenme, pratikte sınanma, “hayal” kırıklıkları ve önemli devrimci atılımlarla, komünist partisi önderliğinde mücadele bu günlere taşındı. Toplumsal ve siyasal gelişmeleri bilimsel okuyarak, MLM ilkelerden sapmadan, ama hayatı kitap sayfalarındaki bilimsel verileri bir doğma haline getirmeden, devrim denen o büyük davaya komünist partisi önderliğinde yürümek aslolandır. Komünist partisinin, kuruluş çizgisinde evrensel komünist ilkeler olarak vücut bulmuş, ülke devrimi somutunda Kaypakkaya çizgisi anlam bulmuş, ideolojik-siyasal-örgütsel güzergahımız nettir. Israrla, cesaretle, kararlılıkla bu bilimsel çizgiyi devrimci savaşın ihtiyaçlarına uygun daha ileri düzeyde örgütlemek, daha ileriye taşımak, komünist partisi kurucu önderimiz Kaypakkaya ve ideolojik çizgimizin tarif ettiği devrimci görevdir. Tasfiyeciliğin ve ideolojik savruluşun başat tehlike olarak MLM değerleri kemirdiği tarihsel bir süreçteyiz. Bilumum tasfiyeciliğe ve ideolojik kırılmalara karşı, komünist partisinin kuruluş kodlarını rehber almak ve güncel toplumsal-siyasal gelişmeleri proletarya bilimimizin süzgecinde sentezleyip devrim denen o büyük alt üst oluşun kılavuzu olarak örgütlemek, komünist görev ve devrimci sorumluluğumuz dahilindedir. Bu bilincin en berrak bayrağı olarak 72 Nisan manifestosu, devrim ve devrimci savaş pratiğimizde komünist ilkeler bütünü olarak önderliğimizdir.
TKP(ML)’den MKP’ye şan olsun proletarya partisine, şan olsun parti önderliğinde, devrim sosyalizm ve yüce komünizm yürüyüşümüze.
Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Nisan-2026 tarihli 59. sayısında yayımlanmıştır.







