
Bugün bir dünya savaşının patlak vermesi mümkün mü? Kesinlikle mümkündür! Çünkü, emperyalist güçlerden ve bloklardan her biri, daha büyük güç olma ve daha güçlü bir hegemonya için daha fazla pazara, ve daha yoğun sömürme koşullarına ulaşmak istiyor. Bu hedefe ulaşmak içinde durup dinlenmeden askeri teknolojiyi geliştirmekte, ürettikleri her yeni ölümcül envanteri ulusal ve bölgesel savaşlarda halkların yaşamı üzerinde test ederlerken, gelinen aşamada dünyayı adeta bir atış poligonuna çevirmiş durumdadırlar.
Emperyalist hegemon güçler, derinleşen ekonomik krizlerini yumuşatmak için çatışmaları bağımlı gerici uluslara aktarmak bir çözüm olmaktan çok bu krizleri birbirlerinin karşısına çıkmaya mecbur edecek, bir dünya savaşı seviyesine yükseltirler. Bu dengesiz gelişme yasası nedeniyle emperyalist gericiliğin kriz, bunalım ve buhranlarını atlatmak için savaşlara başvurmaktan başka bir seçeneği yoktur. Savaş emperyalist sistemin tabiatı, emperyalist sistem savaşın kaynağıdır. Bu doğası nedeniyle her bloğuyla emperyalist gericilik, bu gericiliğin zincir halkaları olan tek-tek devletler başta olmak üzere, bütün gerici sınıf iktidarları bu savaşı koşullayan, yaratan ve isteyenler ve savaşta kendi egemenliklerini sürdürmeyi umut edenlerken, hangi boyutta olursa olsun gerici paylaşım ve işgal savaşlarını bir devrimle engellemedikleri müddetçe savaşın yıkımını yaşayan da işçi sınıfı ve halklardır.
Ukrayna savaşını bu emperyalist ve gerici güçler kışkırttı, onlar destekledi, onlar yürütmektedirler. Afganistan, Çeçenistan, Balkan ve Kafkaslardaki savaş ve çatışmalar ve tüm diğerleri emperyalist kışkırtma ve stratejilerin sonucudur. Irak ve Suriye’de sürdürülen çatışma ve savaşlar emperyalist dalaş ve saldırganlığın ürünüdür. Daha yakın olan Azerbaycan-Ermenistan çatışması onların eseridir. Filistin-İsrail savaşını onlar koşulladı, işgalcileri destekleyenler de onlardır. Bütün gerici savaşlar emperyalist kışkırtma teşvikin sonucu, emperyalist sistem ve stratejilerin ürünü, emperyalist haydutların eseridir ve onların çıkarları uğrunadır! Bütün bu savaş ve çatışmaların arkasında emperyalist güçlerin, onların gerici çıkar ve stratejilerinin olduğunu görmek, anti-emperyalist mücadelenin geliştirilmesi, dünya proletaryası, halkları ve mazlum ulusların mücadele birliği ve enternasyonalist örgüt ihtiyacı açısından önemlidir.
Kimin dünya egemeni olacağı sorunu emperyalist baş aktörler arasında bir sonuca ulaştırılmış değildir. Tüm açık ve gizli çatışmaların çözmek istediği nihai çelişme budur. Bu çatışma yerel savaşlar biçiminde bir çok dünya coğrafyasında devam etmekte, daha da kötüsü yayılarak dağılmaktadır. Emperyalist haydutların karşı karşıya geldiği Rusya ile Ukrayna savaşı bitmeden, Filistin-İsrail savaşının başlaması gerici savaşların gelişme eğilimini ortaya koymakta ve savaşın genişleyerek büyümesine işaret etmektedir. Filistin-İsrail savaşında taraf olarak devreye giren emperyalist ve bölgesel gerici güçler dikkate alındığında, özellikle de bunların savaş zemininde attıkları adım, gösterdikleri etiklik ve girdikleri restleşmeler göz önüne alındığında, mevcut durumun hızla bir dünya savaşına doğru seyrettiğine işaret etmektedir.
Yeni dünya savaşının ‘‘din savaşı‘‘ biçiminde patlak vermesinin zemini vardır diyen görüşler yanılgı içindedir. Arap-İslam dünyası bir cephe, Hıristiyan batı dünyası öteki cephe olarak hayal edilebilir ve bundan din savaşları sonucuna gidilebilir. Fakat dediğimiz gibi bu bir hayaldir. Zira, dünya jandarmaları bellidir; dünyadaki siyasi güç ve nüfuz sahipleri ile dengeleri oluşturan ve çatışma zeminini oluşturan güçler bellidir. Bunlar emperyalist güçler ve bloklardır. Bunların temsil ve teşvik güç çatışmaları ancak dünya savaşını olanaklı kılabilir. Arap ve İslam dünyasının bu aktörler içinde rol oynaması, bir dünya savaşı yaratıp bu savaşın bir tarafı olması gibi bir olasılık son derece cılızdır. Ve bahsedilen bir dünya savaşı, ancak emperyalist bloklar arasında patlak verebilir. Realite budur. Arap-İslam coğrafyası henüz bu kuvvette değildir ya da bir dünya savaşında bir tarafı temsil edebilecek büyük bir aktör durumunda değildir… Dolayısıyla, patlak verecek bir dünya savaşının din savaşı orijinli olması yapay ve yüzeysel bir belirlemedir. bu savaşın emperyalist haydutlar arasında patlak vermesi daha gerçekçi bir olasılıktır.
Komünistler bu savaşın patlak vermesini ister mi? Kesinlikle hayır! Komünistler en tutarlı savaş karşıtlarıdır ve savaşa karşı kararlılıkla mücadele ederler. Komünistler, gerici savaşlara karşıdır; gerici savaşlara karşı devrimci iç savaşları yükseltir, proletarya enternasyonalizmi bilinci ve tavrıyla gerici savaşlara yanıt verirler. Patlaması muhtemel olan gerici savaşa ve gerici savaş olasılığına karşı amansızca mücadele ederler. Çünkü savaş, emperyalist gericilik ve güçleri tarafından yaratılıp başlatılan ve onların gerici çıkarlarına bağlı ve bu çıkarlar için yürütülen ama işçi sınıfı, emekçi halkları ve mazlum ulusları birbirine kırdıran gerici bir savaştır. Gerici savaş dünya halkları ve tüm insanlık için tam bir felaket ve korkunç bir kıyım, yıkım ve acı demektir. Kadınların, çocukların ve savaş dışı masum sivillerin acımasızca kıyımdan geçirilmesi demektir. Milyonlarca insanın ölmesi, yaşamlarından koparılarak sürülmeleri ve sığınmacı-mülteci yaşam şartları ve göç yollarında yitip gitmeleri demektir. Tüm canlıların yaşam alanlarının tahrip edilerek yaşanmaz hale gelmesi, toprağın kimyasallarla zehirlenmesi ve doğanın tahrip edilmesi demektir. Silahlanma yarışıyla dünyanın silah deposuna dönüştürülmesi, silah kartellerinin insan kanı-canı pahasına stoklarını eriterek sermayelerine sermaye katması, silah sanayisinin aksine üretimin küçülmesi, ekonomik dengelerin alt-üst olup açlığın kol gezerek kıtlıkların gündeme gelmesi ve salgınların boy göstermesiyle büyük kıyımların yaşanması demektir. Derinleşecek olan ekonomik krizlerin yoksul halklara yüklenerek kölelik prangalarına esir edilmesi, demektir.
Tekrar etmek gerekir ki, Komünistlere, dünya proletaryası ve halklarına rağmen, savaşın patlak vermesi bugün güçlü bir olasılıktır. emperyalist hegemonya altında yaşanan askeri-siyasi gelişme ve sürdürülen savaşların yayılma potansiyeli bu olasılığı her gün daha güçlü hale getirmektedir.
Dünya savaşı denilen şey, bütün amacıyla bir emperyalist paylaşım savaşıdır. Bu savaşta dünya halkları ve mazlum ulusların hiç bir çıkarı yoktur. Bilakis onların payına düşen sadece ve sadece ölüm, acı ve açlıktır. Komünistlerin emperyalist paylaşım savaş(lar)ına karşı temel tutumu, bu savaşlara karşı çıkmaktır; proletarya enternasyonalizmi bayrağı altında mücadele ederek onu önlemektir. Önlenemediği veya savaş kaçınılmaz olduğu taktirde, yaşanan gerici savaşı devrimci savaşlarla karşılamak ve savaşa dahil olan ülkelerde iç devrimci savaşlar yoluyla burjuva iktidarları yıkıp devrimci iktidarlar kurmak ve emperyalist gericiliği tek-tek halkalarda yenilgiye uğratarak devrimler yoluyla tasfiye etmektir.
Kaçınılmaz olan gerici savaş kapıya dayandığında, komünistlerin bu savaşta tarafsız kalması ya da savaşa kayıtsız durması düşünülemez. Komünistlerin tavrı gerici savaştan ya da kendi ülke burjuvazisinden yana değil, dünya proletaryası ve halklarının kurtuluşu için birleşip, savaşları üreten emperyalist kapitalizmin yıkılmasını hedefleyen proleter devrimlerin yükseltilmesinden yana olacaktır. Komünistler kendi burjuvazisine karşı kararlı bir savaşım verirler. Engellenemez olan gerici savaşın aynı zamanda devrimci savaşlara uygun zemin sunduğu ve devrimleri olanaklı kıldığını mütalaa ederek, gerici savaşı devrimler için fırsata çevirirler. Tecrübe edilen paylaşım savaşlarının proleter devrimler dalgasına yol açtığı gibi, olası yeni bir paylaşım savaşı da yeni devrimler dalgasını gündeme getirecektir. Gerici savaş, objektif olarak yoksul dünya halkları ve proletaryasını mücadeleye iterek kendi haklı savaşlarını yükseltmelerine vesile olur. Savaş içinde derinleşen ekonomik-siyasi krizler fiilen devrimlere uygun koşullar yaratarak da devrim şartlarını geliştirir. Komünistlerin gerici savaşa karşı mücadelesi, emperyalist gericiliğe karşı mücadelenin yükseltilmesine paralele olarak, somutta yerli gerici iktidarlara karşı iç devrimci savaşlar somutunda biçimlenir. Emperyalist ülkelerin komünistleri, tavırlarını proletarya enternasyonalizmi bilinciyle kendi ülke burjuvazisine karşı savaşta somutlarlar. Savaşa giren her ülkenin komünistleri, kendi ülke burjuvazisine karşı savaşmak ve devrimlerini gerçekleştirmek yoluyla gerçek enternasyonalizmi uygularlar. 2. Enternasyonalin oportünist önderleri anayurt savunması adı altında sınıf işbirlikçisi siyaset izleyerek kendi burjuvazilerine destek verirken, bu tavırları kara bir leke olarak boyunlarına asıldı. Bu tarihsel tecrübe unutulamaz.
Ancak bugün, henüz başlamamış olan ama muhtemel olan gerici savaşın önlenerek engellenmesi esas görevdir. Bugün görev, gerici savaş ve emperyalist barbarların teşhir edilerek, dünya işçileri ve halkların birliği ve kardeşliği temelinde propagandanın yükseltilerek savaşa karşı mücadelenin geliştirilmesi, savaşın engellenmesinde tayin edici iki yoldan biri ve güncel olanıdır.









