
Tarihin en gerici ve en köhnemiş eski sınıflarını günümüzde temsil eden sınıf burjuvazidir. Burjuvazi, insanın insan üzerindeki baskı ve sömürüsünü temsil eden ezen-egemen bilumum gerici sınıfların mirasını devralarak bu mirasa dayanan ve bunu en katı biçimde tahkim ederek pekiştiren sınıftır. Sınıf gericiliğinin en modern biçimi olan modern köleci niteliği derinleştiren evrensel sınıftır. Burjuvazinin doğuşu, mezar kazıcısı olan işçi sınıfının da doğuşu demektir ki, burjuvazi gelişimine paralel olarak mezar kazıcısını da büyütmüş, büyütmekten sakınamamıştır… Burjuva sınıfa denk gelen toplumsal sistem kapitalist toplumdur. Kapitalizm burjuvazinin ekonomik-siyasi toplumsal sistemi ve bu sistemin ideolojik-politik-kültürel örgütlenmesi, bu örgütlenmenin evrensel ölçekteki kurumsal niteliği ya da sistemsel ifadesidir… Kapitalizm bugün itibarıyla emperyalist aşamaya varmış, emperyalist-kapitalizm aşamasıyla gelişiminin en üst ve en son evresine ulaşmıştır. Bundandır ki, emperyalist-kapitalizm can çekişen, çürüyen ve köhne bir sistem olarak tarihsel miadını doldurmuştur… Kapitalist toplum, burjuva sınıfın esas, işçi sınıfının tali olduğu ve iki temel sınıfın uzlaşmazlık zemininde keskin çelişkilerine tanık olan bir sistemdir. Bu sistemin bıçkın çelişkisi burjuvaziyle proletarya arasında cereyan ederken, amansız sınıf savaşlarına da yataklık etmektedir… Bu tarihin ve bu toplumun en devrimci sınıfı, burjuvaziyi mezara gömecek olan tek sınıfı proletaryadır…
Kapitalist-emperyalist burjuvazi dünya sistemini kurmuş, dünya çapında egemen olan başat sınıftır. Dünya sistemini, ekonomik-siyasi sömürgecilik ve askeri işgal-ilhaklar zeminde zorba barbarlık maharetiyle tesis etmekte, baskı-zor örgütü olan devlet örgütlenmesi ve iktidar araçları vasıtasıyla ayakta tutmaktadır… Kapitalist kâr hırsı, azami kâr ilkesiyle işçi-emekçi sınıfları vahşi sömürünün kanlı prangaları altında ezip köleleştirirken, büyük doğa katliamları ve ekolojik tahribatlarla geri dönülmez bir yıkım ve felaketler yaratmaktadır…
Emperyalist felaket ve yıkımın durdurulması bir sınıf ve insanlık savaşıyla mümkündür; doğa ve insanın özgürlüğü için bu savaş elzemdir. Kapitalist-emperyalist toplum ve sistemin vahşi talan, yıkım ve felaketlerine karşı, Sosyalist toplum ve sistem uğruna mücadeleyi yükseltmek tercih değil, bir zorunluluktur. Yaşanılabilir bir dünya, insanın olduğu kadar, doğanın ve tüm doğa canlılarının da hakkıdır. Emperyalist-kapitalist köhne sınıfların felaketlere sürüklediği mevcut dünya gerçeği, yeni bir dünya kurmanın koşuludur ki, bu sınıf mücadelesiyle mümkündür…
Yeni bir dünyanın inşa edilmesi bütün mücadelenin tam anlamı ve bütün mücadelelerin tabi olduğu amaçtır. Gericilik ve gerici sınıf iktidarları zor yoluyla yıkılıp iktidar ele geçirilmeden yeni dünyanın kurulmasından söz edilemez. Dünya gericiliği başta olmak üzere, gerici sınıf iktidarları altında yeni bir dünyanın kurulması tasavvur edilemez. Gerici sınıf iktidarlarının tasfiye edilmesi ve proleter devrimci iktidarların kurulması yeni bir dünyanın inşa edilmesi sürecidir…
Gerçekleştirilecek her devrim, yıkılacak her gerici düzen, kazanılacak her devrimci iktidar ve devrimci değiştirme eylemiyle sağlanan her gerçek ilerleme amaca giden yolda bir aşama veya amacın özel parçası durumundadır…
Mücadele bütün sürecin temel silahı, değişmez aracı ve yegane dinamiğidir. Mücadelenin en üstün niteliği silahlı biçimidir. Silahlı mücadelenin askeri konseptteki kurumsal karşılığı savaştır. Savaş, siyasetin silahlarla yürütülmesi, siyasetin şiddet biçimidir. Savaşın konusu siyasi iktidardır. Esas yanı devrimin askeri görevleridir ama savaş salt askeri görevlerle sınırlı değil, esas görevi iktidar sorununu çözmektir. Gericiliğin tasfiye edilerek devrimci iktidarın inşa edilmesi eylemi, devrimci savaşın eseri olmakla birlikte, devrimin gerçekleştirilmesi süreci olarak bir devrimdir. Devrim, uzlaşmaz sınıf çelişkilerinin radikal çözümüyle birlikte, iktidar sorununun halledilmesinde başvurulan en yüksek çözüm metodudur…
Silahlı mücadele yoluyla devrimi gerçekleştirmek, devrimlerle yeni bir dünyayı inşa etmek istiyoruz. Yeni dünyayı bir parçada atılan tohumlarla geliştirip inşa etmeye koyulduğumuz gibi, devrimi gerçekleştirmenin göreli aşamalarında devrimci kuvveti biriktirmenin yol-yöntemlerini bulmak ve kullanmak durumundayız. Bunlar devrimin ilkeleri ve stratejik esaslarına hizmet eden onlara kan taşıyan, güç ve enerji biriktiren, nefes veren araçlardır. Devrimde stratejik rol ve tayin edici görevler üstlenmeseler de, bunlara destek verir, olanak sunarlar. Doğru araç ve yöntemlerin stratejik doğrultuya bağlı olarak kullanılması doğru sonuçlara götürür. Sadece araç ve yöntemler devrimci doğrultuyu tamamlamaya yetmez. Ancak sadece strateji de devrimin geliştirilerek zafere taşınmasını mümkün kılmaz. Strateji hizmetinde doğru araç ve yöntemlerin kullanılması siyasi çizgi temelinde siyasi iktidara yürümenin en güvenilir yoludur…
Yıkmaya çalıştığımız düşman stratejik bakımdan kof ve kartondan kale de olsa, taktik açıdan devasa bir güç, büyük bir taktik üstünlük ve korkunç bir teknolojik aygıttır. Son tahlilde bir dünya gericiliği ve dünya sistemidir. Yani bir parçada gerici iktidarı yıkmanın ötesinde bir iştir ve parçadaki iktidarın yıkılması da dünya gericiliğine karşı savaşmaktan başka bir şey değildir. Özcesi bu denli zorlu bir savaşım, zorlu bir görev üstlenip yürütmekteyiz. Dolayısıyla, bu gericiliğe, bu düşmana karşı kullanılabilir olan tüm taktik-stratejik araç gereç ve yöntemi kullanmak durumundayız… Eğer sığ bir kanal kazıyorsan bir kazma-küreğe ihtiyacın vardır. Eğer gemileri yürütecek kadar derin ve geniş bir kanal kazıyorsan, o durumda daha büyük araçlara, teknolojiye, olanak ve güce ihtiyacın var demektir. Siyasi iktidar mücadelesi de öyledir. Bir muhtarı görevden almıyorsun. Bir devleti yıkıp bir sınıfı yeniyorsun. O halde örgütlenmen, siyasi etkin, askeri gücün, kullandığı strateji ve siyaset, araç ve yöntemler de buna göre zengin ve yeterlilik taşımak durumundadır. Tamam, küçükten büyüğe doğru ilerleyeceğiz bunda sorun yok. Ama her halükarda ilerleyeceğin bu yolda büyümek durumundasın. Büyümenin bir yolu biriktirmektir, diğer bir yolu doğru araç ve yöntemler kullanmaktır; son tahlilde sağlam bir ideoloji, onun aydınlattığı bir strateji ve siyaset gerekliyken, hepsinin maddi güce dönüşeceği araç olan Komünist örgüt ise olmazsa olmaz önemde bir ihtiyaçtır…
***
Dersim’de Topladık Defne’ye Attık Tohumu…
Uzun bir yoldan geldik;
kısa yol aldık,
az mesafe katettik…
Uzun bir yoldan geldik;
Yorgunuz ama yorulmadık,
durmadık,
çalıştık ter içinde kaldık,
kan-revan, yürüdük…
Bir Irmak’tan geldik;
Dağlardan aktık,
Ovaları suladık,
acılar büyüttük, yaralar sardık
esaret gördük, filiz verdik
Boy verip, kök saldık…
Aktığımız ve akacağımız Irmağ‘ın kollarıydık;
engebeleri aşmak için ayrı yollara bölündük,
ve yayıldık…
patikalardan ilerledik, fabrikalarda direndik, dağlarda dövüştük…
engelleri yıkmak için dereciklerden yürüdük
ve dağıldık ve bölündük ve…
Çorak toprak emdi dereciklerin sığ suyunu,
kurumadan,
Irmağ‘a dönmeli artık…
Bir Irmak‘tan ayrıldık kol-kol parçalandık,
bir Irmak olup akamadık henüz…
Uzun bir yoldan geldik;
Yorgunuz ama yorulmadık,
durmadık da
işte yürüyoruz…
Uzun bir yola girdik;
yorulmadık
heyecanlı, diri ve canlıyız…
Bitmeden yol
birleşmeli,
bir Irmak olmalı artık…
Uzun bir yola girdik;
Irmak olduk
Defne’ye aktık…
Tohum olduk
Defne açtık…
Uzun bir yoldan geldik;
Hozat, Mazgirt, Ovacık’tan geldik,
Dersim’de attık tohumu…
Yürüyoruz;
Defne‘de
Samandağ’ındayız,
Mersin‘deyiz
Adana’ya ulaştık…
Yürüyoruz; çok değil, çoğalmak için…
Birikiyoruz, birlikteyiz
Kazanarak geliyoruz,
Kazanacağız…
Uzun bir yoldan geldik;
uzun bir yol gideceğiz…
Yorgunuz ama yorulmadık;
Küllerimiz su altında
canımız tan yerinde
daha şafağındayız…
Büyük kavganın köklerine varmak,
kavgayı büyütmek için
halince kavgadayız;
‘‘Bir Dersim bin ‘‘Dersim olsun‘‘ diye…
Biz O kavgadayız…









