
“Sol hareket” kavramı tartışmalıdır kuşkusuz; ne, kim, hangi program vb. birçok özellik her guruba göre değişir. Devrimci, sosyalist-komünist, demokrat sol mümkündür. Türkiye solu, kendini bu kategoriye dâhil etmeyen Kürdistan solu vs. birçok ayrım noktaları oluşturulabilir.
Keza sol hareketlerin amaçladıkları hedeflere varmak için tuttukları yol ve izledikleri siyasi program da dönemlere göre değişebilir. Anti-faşist, anti-kapitalist mücadele gibi hedef odaklı araçlar da birbirinden farklılık gösterir. Demokrasi ve sınıf eksenli mücadeleler bunun bir parçası. Demokrasi mücadelesinde hedef dar, cephe geniştir. Sınıf eksenli anti-kapitalist mücadelede hedef geniş cephe nispeten dardır.
Bölgemizde demokrasi eksenli iki cephe oluşmuştur. Bunlardan biri HDP’nin, diğeri ise Haziran Hareketi’nin başını çektiği bloktur. İlki ağırlıklı olarak Kürdistan, ikinci gurup ise Türkiye eksenli angaje bir politika izliyor. Her iki gurup kendini sınırlamamış olsa da mevcut tablo bu eksendedir. Türkiye eksenli politika izleyenler Kürdistan emekçileri ile bağlantıya geçemiyor, Kürdistan’a angaje politika izleyenler ise Türkiyelileşememe sorunu yaşıyor. Bu durum, anti-faşist mücadelenin geleceği açısından belli gerilimlere sahip.
Kürdistan eksenli politikalar, Türk egemen sınıfları ya da iktidarlar tarafından yaratılan şoven hegemonyadan dolayı Türkiye’nin geniş emekçi yığınları tarafından destek bulamıyor. Batı’da var olan destek, yine Kürdistanlı emekçiler tarafından sağlanmaktadır. Zaman zaman HDP tarafından yapılmaya çalışılan “Türkiyelileşme” çabaları, egemen sınıflar tarafından engellenmektedir. Kürdistanlı olmayan emekçiler arasından gelen nispi destek ise birkaç devrimci hareketin dar çevresiyle sınırlıdır. Dolayısıyla HDP ağırlıklı olarak Kürdistan çeperli daha yüksek bir desteğe sahiptir.
Haziran bloğu ise, Kürdistan dışında ağırlıklı olarak Türkiye’de bir desteğe sahiptir. Ve Kürdistan’da destek oranı zayıftır. Bu durum, Kürdistan’da emekçilerin uzun yıllardan beri ağır milli ayrıma tabi tutulmaları ve aynı yönlü ağır baskı ve zulüm politikalarından dolayı egemen ulus devrimci-sol hareketlerine karşı besledikleri güvensizlikten kaynaklanıyor. Kürt ulusal öznelerinin 1970’lerden süre gelen, giderek güçlenen pratiği Kürt emekçilerini kendi saflarında toplamıştır.
Bu durum, şuna delalettir: Türkiye fiilen ikiye ayrılmıştır. Ezen ve ezilen ulus dünyası belli açılardan ayrışmıştır. Hem sosyolojik açıdan hem de özneler açısından. Bundan çıkarılacak sonuç, tanımlar farklı olsa da her iki özne açısından hedefler aynıdır. Ama yollar farklıdır. İki farklı ulusun emekçi ve özneleri farklı yolları takip ederek aynı hedefte birleşebilir.
Kürt ulusal öznelerinin mücadelesi de eğilim olarak bir hegemonya yaratmıştır. Belli bir trendi takip ederek düzenli bir gelişme ve büyüme hem sol hareketlerin alanını daraltmış hem de ikinci plana itilmiş gibi bir görüntü yaratmıştır. Bu objektif durum, sol hareketlerin bir kısmında var olan sosyal şoven yönleri daha güçlendirmiştir. Ve dolayısıyla Kürt hareketinin demokratik muhtevası ya görünmezden gelinmekte ya da hareketin kendisine karşı tavır alınmaktadır. Bu yönüyle kendi egemen sınıflarının yanında şu veya bu biçimde yer alınmış olmaktadır. Kürt hareketinin ne kadar olumsuzluğu varsa sıralanmakta, tekil yanlar öne çıkarılmaktadır. Genel demokratik-devrimci yanına gerekli destek verilmemektedir. Bu durum, güncel olarak tartışılan faşizme karşı mücadelenin kendisine zarar vermekte ve ortak bir cephe yaratılmasına zarar vermektedir. Ne Türkiye sol-demokratik hareketi ne de Kürdistan demokratik cephesi diğer özneler üzerinde bir hegemonya oluşturma çabasına girmemelidir. Tersine farklı yollardan da olsa bir mücadele birlikteliğini sağlamak hem mümkün hem de gereklidir.
Türkiye sol-demokratik hareketi ve Haziran gibi blok hareketlerde Kürt hareketi korkusu aşılmalıdır. Bu korku aşılmadan sağlıklı bir anti-faşist mücadele ve geniş bir mücadele cephesi yaratılamaz.
Komünist hareket, bu durumda yapıcı ve birleştirici bir misyon oynayabilir. Mevcut blokların karşılıklı önyargı ve mücadele birliğini zayıflatan anlayış ve pratiklerine karşı daha olumlu bir pratik rol üstlenebilir.
Derya İshak









