Connect with us

Makale

Anton Ekmekçi Yazdı: Devlet ve Proletarya- 4

Merkezi ekonomik planlama ile üretim ve ayrıca üretimde makineleşme geliştikçe vergi sistemi kuşkusuz tarihsel olarak zayıflama dönemine girecektir. Devletin üretken olmayan kamu personeli, üretken olan eğitim, araştırma ve sağlık gibi diğer kesiminden daha fazla yozlaşmaya açıktır.

Devlete niteliğini veren sınıf ilişkisi, esasta artı değere el koyma biçiminde kendisini ele vermektedir. İşçiye, bütün mutsuzluğuna rağmen parçası olduğu çarpıtılmış toplumsal düzen, yabancılaşmanın sonucu olarak tarih bilincinde tersine dönmüş yasalar nedeni ile çile dolu “doğal” bir yaşamın uzantısı olarak görünür. İşte bu durum, devletin artı değere siyasi ve fiziki zor ile el koyduğu gerçeğini bir süreliğine gizleyen neden olarak işçinin karşısına çıkarmaktadır.

Pre kapitalist sosyo-ekonomik üretim formasyonunda ki köylünün emek artığına el koyma süreçlerinde devlet ceberut ve despotik yüzünü daha sivri yönleri ile halka göstermekteydi. Emek süreçlerinde devlet tamamen zor aygıtlarının maharetiyle görevini icra etmekteydi. Mesela Anadolu feodal beyleri, yoksul köylünün ürettiği emek artığına “Âşar/Öşür vergisi” adı altında el koyarken, bunu daha çok kılıç zoru ile gerçekleşen bir haraç alma biçiminde uygulamaktaydı. Dinde toplanan siyasal gücün devletin eline geçmesiyle, hem dinsel söylenceler yeniden ihtiyaca uygun şekilleniyor, hem de böylece devletin emekçi çoğunluk üzerindeki tahakkümü güçleniyordu. Anadolu’yu yüzyıllarca bir vergi, haraç ve gasp cehennemine çeviren devlet despotizmi eylemlerini, kutsal kitapta bulunan “El-en-am Suresi”nin 141. ayetinde ki Aşar vergisine dair hükümlere dayandırıyordu.

Devlet otoritesinin halk üzerinde formasyonel özellik göstermesi en çok vergi sisteminde gerçekleşmektedir. Vatandaşın vergiye dair yükümlülüğü, aynı zamanda adaletin sağlanmasının iki yüzlü ifadesidir de. Bu anlamda devlet meşruiyetini, çalışan emekçilerin gelirlerine burjuvazi lehine zor ile el koymasının bir doğa yasası olduğu ve böylece mutlak bir adaletin sağlandığı yönündeki aldatıcı bir bilinçten almaktadır.

Burjuva hukukun doğduğu ve bir yaptırım gücü olarak etrafında hareketlendiği alan, özgür emek etkinliğinin tarihsel anlamda kırıldığı ücretli emek sürecindeki ekonomik sınıf ilişkilerinde gizlidir. Bir başka deyim ile, burjuva hukukun korumak istediği gerçekte toplumun kendisi değil, çarpıtılmış yaşam ilişkileridir. Tatbikî burada korunmak istenen şeyin temeli, yaşamı zehirleyen sapkınlaşmış üretim etkinliğinin bizzat kendisidir. Verginin kamusal yatırımları güçlendirdiği ve mülkün temeli olan adaletin ise toplumsal barışı sağlamlaştırdığı meselesi tarihin en büyük yalanlarından birisidir.

Burjuva tarihçilere göre, insanların birlikte yaşama arzusunun bir ürünü olarak doğan devlet, bireyin ya da topluluğun yalnızlık, çaresizlik ve korkularına son veren ve ayrıca onların barışa olan özlemine kucak açan koruyucu bir kutsal baba durumundadır. Halbuki devlet tarihte ilk olarak, insanların ilkel komünler halinde birlikte yaşadıkları doğasal yaşam ilişkilerini çarpıtan ekonomik ilişkilerden doğdu ve arta kalan ortak yaşam dizgelerini ele geçirerek parçaladı. Bu anlamda devlet birleştiren değil ayrıştıran ve ortaklığı parçalayandurumundadır.

Tarihte ekonomik farklılaşmadan doğan sınıfsal hegemonya ilişkilerinin yarattığı ilk kurum, vergi sistemidir. Devletin ortaya çıkmasından önce doğan vergi kurumu, gelecekte doğacak olan devlet makinesinin ilk habercisi gibi durmaktadır tarihte. Daha doğrusu, ilk tarımsal üretimin ortaya çıkardığı artık ürünün şafağında boy veren vergi kurumuna “Embriyo Devlet” demek yerinde olacaktır. Zamanla üretim nispeten genişleyip karmaşıklaştıkça, artık emeği sağma işini daha süreğen ve kapsamlı bir kurumsal muhteva kazanan devlet üstlenecektir. Kamu finansman sistemi denen, devletin hükümranlık gücüne dayanarak el koyduğu bütün ekonomik değerlere içkin etkinliğin varlığı, insanlığın sınıflı tarihine denk düşen, aynı zamanda özü gerici olan çeşitli diktatörlük biçimlerinin tarihinin en dolayımsız varlığıdır. Tarihte vergi kurumu, azınlık sınıfların çoğunluk üzerinde ki diktatörlük biçimini ete kemiğe büründüren ilk sosyo ekonomik temel bileşkedir.

Neolitik devrimin şafağında bozunmaya başlayan ilkel komünlerin bağrından, devletten önce doğan vergi, muhtemelen Sosyalizmin son evrelerinde devletten önce ortadan kalkacaktır. Vergiyi kurumsal olarak var eden maddi koşullar yok olmadıkça, devleti gereksiz sayan maddi koşullar gerilemiş olmayacaktır. “Herkesin emeğine göre” denilen burjuva ekonomik ilkenin geçerli olduğu Sosyalizmde hala gelir eşitsizliği devam ettiğinden dolayı, kuşkusuz bir süre daha eski toplumdan farklı bir vergi sistemi yürürlükte olacaktır. Çünkü ayrıyeten küçük mülkiyet ve ticaret bir süre daha varlığını koruyacaktır. Proletarya üretim araçlarını devlet eliyle kamulaştırmış olmasına rağmen, üretken olmayan kamu alanlarının masrafları, üretim araçlarının yenilenmesi ve yeni yatırımlar için gelire ihtiyacı olacaktır. Her ne kadar üretim vasıtaları üzerindeki mülkiyet hakkının topluma verildiği bir sistem olan Sosyalizmde, üretilen ürün fazlasına toplumu temsilen devletin el koyması üzerinden bu masraflar karşılanıyor görünse de sonuçta makineleri çalıştıran canlı emeğin ürettiği artık değerin beslediği kolektif mülkiyet havuzundan kaçan bir miktarıdır bu. Bu demektir ki devlet var olduğu sürece, herkesin ihtiyacına göre ekonomik ilkenin mekanik olarak bile uygulanma şansı yoktur. Çünkü gelir getirmeyen bürokratik siyasi idare, savunma ve güvenlik alanları gibi topluma ekonomik yük olan kamu görevlerinin varlığı, sınıf niteliği ne olursa olsun bir devleti devlet yapan önemli özelliklerdir.

Merkezi ekonomik planlama ile üretim ve ayrıca üretimde makineleşme geliştikçe vergi sistemi kuşkusuz tarihsel olarak zayıflama dönemine girecektir. Devletin üretken olmayan kamu personeli, üretken olan eğitim, araştırma ve sağlık gibi diğer kesiminden daha fazla yozlaşmaya açıktır. Geçmiş Sosyalist devlet deneyimlerinden anladığımız kadarıyla, yeni burjuvazinin ilk formasyonel özellik gösterdiği alanlar, siyaset, ekonomi ve askeri bürokrasi şeklinde olmuştur. SSCB ekonomisinde gözlenen en iyi gelişme, 1930 yılında uygulanan iki yıllık vergi reformundan sonra kaydedilmiştir. Kamu işletmelerinden kooperatiflere kadar vergi alınmıştır.

Sovyet sosyalizminde vergi sistemi, toplumsal eşitliği desteklemek üzere, zengin şehirli ve köylüye ağırlık verecek bir şekilde düzenleniyor gözükürken, devleti elinde tutan kamu personelinin toplumla olan eşitlik ilkesinin bozulmasına yol açtı. Marks ve Engels vergi sorununu tek bir yapıt olarak öne çıkarıp işlemediler ama bazı yapıtlarının içine bir miktar serpiştirdiler. Marksizm’e göre vergi sistemi sosyalizmde bir amaç değil, sadece dönüşüm sürecinde işçi sınıfı lehine bir araç görevi görebilirdi. Her ne kadar yeni vergi yüklerini işçi sınıfı için bir gerileme nedeni olarak gören Marks, vergilerin tamamen kaldırılmasını ise burjuva sosyalizmi olarak değerlendirdi. Bunun sebeplerini, ücretleri değil bilakis kâr oranlarını yükseltmesine bağlamıştı. Geçmişte neredeyse tamamı vergilerden oluşan devlet bütçesi, sosyalizmin manivelası olarak iş görmeye çalıştı. Bu aslında şu anlama geliyordu; devletin kasasından para varsa sosyalizm geliştirile bilinirdi. Bu nedenle NEP dönemi, devrim öncesi savaş vergilerini geri getiren bir dönem oldu. Bu aslında kendi tarihsel koşullarında bakıldığında anlaşılır bir durumdu. Çünkü Emperyalist dünya kuşatmasındaki tek sosyalist yurdun geri üretim ilişkilerinden hızla sıyrılması gerekiyordu.

Üretici güçlerin gelişmesiyle devlet bütçesinde uzun süre fazlalık veren Sovyetlerde nispi bir adil gelir dağılımı oluştuysa da zamanla şişkinleşen devletin, üretici olmayan kamu alanlarının, üretici olan kesime nazaran oldukça büyümesi nedeniyle devlet adeta bir ahtapota dönüşmeye başladı. Sosyalist devlette artık vergileri toplayan ve denetleyen işçi sınıfının kendisi değil, sözde onları temsil eden bir avuç memur bürokrasisiydi. Bu durum Sovyet işçi sınıfının ekonomik üretim ve dolayısı ile devlet üzerindeki hakimiyetini kaybetmeye başlaması olarak tezahür ediyordu…

Devam edecek…



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Makale