Connect with us

Makale

İ. Hakkı Adalı yazdı: “Öyle mi?”

İktidarın manipülasyon ve şiddet araçları toplum üzerindeki gerici hakimiyeti pekiştirmeye gücü yetmiyor. Faşist iktidar bunun da sınırına gelmiş görünüyor

“Yerli ve milli” söylemlerinin tüm yazılı ve görsel medya üzerinden büyük puntolarla topluma yedirilmeye çalışıldığı, çerçevesi önceden belirlenmiş konuşma metinleriyle beslenen istatistiki verilerin bu tabloyu “çekemeyen” emperyalistlerin ve “kıskanan”ların oyunlarını boşa çıkarmanın göstergesi olarak pazarlandığı bir tiyatro oyununu boşa çıkarmak hiçte zor değil. Ne var ki, topluma yalın ve doğru bilgi sunabilecek, gerçeği olduğu gibi aktarabilecek aydın, ilerici, devrimci, sosyalistler “öcü”, “vatan haini” olarak damgalanarak her türden şiddet ve baskıya maruz bırakılmakta, devrimci, demokrat, yurtsever, sosyalist yazılı ve görsel basının büyük çoğunluğu da kapatılmış, yasaklanmış kalan az bir kısmı ise büyük bir baskı ve kuşatma altında tutularak gerçek misyonunu oynaması engellenmektedir. Diğer yandan vakıf adı altında gerici-faşist örgütlenmelerin, tarikatların-cemaatlerin her türlü maddi ve manevi desteklerle önü açılmakta, tekelleşmiş ana akım burjuva medya ise esas olarak iktidarın denetiminde kuklalık yapmaktadır.

İktidar, dolaylı-direk olarak medyanın %90’ının üzerinde tam etki durumundadır. Ve toplumu bilgilendirme ve aydınlatmada etkili bir gücü olan medya ve medyada boy gösteren omuzları üzerinde sarayın programladığı “aparat”ı taşıyan “aydın” müsveddesi kişilikler  iktidarın sözcülüğünü yapmaktadır.

Bu durumda, yazılı ve görsel medya aracılığıyla günlük-an’lık olarak topluma ne sunulması, nasıl sunulması, ne kadarının sunulması iktidarca önceden belirlenip “talimat”la medyaya ve bu “kişiliklere” servis ediliyorsa ve muhalif pozisyonda olan devrimci, ilerici, sosyalist kurum ve basın iktidarın her türlü baskı ve denetimiyle sıkı kontrole alınmışsa tiyatro oyununu boşa çıkarmak hayli zorlaşmaktadır.

“İlk on listesinde yer alan en yüksek tirajlı 10 gazeteden 9’u, en çok dinlenen ilk 10 radyo kanalı, en çok izlenen ilk 10 Tv kanalından 9’u ve en çok tıklanan ilk 10 dijital haber portalından 7’si, genelde Cumhurbaşkanı, hükümet ve AKP politikaları doğrultusunda” yayın yaptığı düşünülürse iktidarın, her türlü zor ve  baskı araçlarıyla devrimci, sosyalist güçlerin halk kitleleriyle buluşmasını  engellerken burjuva gerici medya üzerinden kuşatmış olduğu toplumu manipüle etmesi kolay olmaktadır.

Fakat gerçek yaşamın kendisinin gerici manipülasyonları uzun süre sırtında taşıması olanaklı değildir. Açlığın ve yoksulluğun intiharlara kadar vardığı bir toplumsal sistemde ne kadar gizlenirse gizlensin bu intiharların nedeni bir süre sonra toplumu meşgul eden bir sorun olacaktır, olmaktadır da. Aynı, kadına yönelik artan şiddetin sistemden kaynaklandığının gizlenmesine rağmen, iktidarın diş bilediği “İstanbul Sözleşmesi” nezdinde sorgulanması gibi…  Pandemiyle birlikte zor koşullarda hizmet veren sağlık emekçilerinin sorunlarının artık gizlenememesi gibi. Kürt sorununun tartışıldığı bir ortamda tartışmanın bir tarafı olarak Kürtlerin yer almamasının nedenin sorgulanmaya başlanması gibi.

Gerçek yaşamın yalınlığı üzerinde manipülatif müdahalelerle gerçekler çarpıtılmaya çalışılsa da gerçekler hiçbir şekilde uzun süre gizlenememektedir ve fırsatını bulduğu yerden de “öyle mi alay komutanı” çığlığı gibi gün yüzüne çıkmaktadır.  Açığa çıktığı yerden de faşist iktidarın şiddet araçlarını devreye sokması da bunu engellemeye yetmemektedir artık. İktidarın manipülasyon ve şiddet araçları  toplum üzerindeki gerici hakimiyeti pekiştirmeye gücü yetmiyor. Faşist iktidar bunun da sınırına gelmiş görünüyor.

Her şeye rağmen, tüm baskı, yalan, çarpıtma, tutuklama, işkence ve yasaklamalara rağmen gerçekler gizlenemiyor, halkların mücadelesi önüne geçilemiyor. Buz kırılmıştır.

Rojava’dan idlib’e, Libya’dan Akdeniz’e, Güney Kürdistan’dan Kafkaslara uzanan işgalci serüven üzerinden yazılmak istenen şovenist hikayenin de sonuna gelindi gibi.

İflasla eş değer dış politikaların iflas eden iç politikalarla birlikte ağırlaşan faturası sarayda toplanan iktidar gücünün fay hatlarında yarılmaları büyütmüş durumda. “Hamdolsun” her şey yolunda gidiyor dense de, “at izi ile it izi”nin iç içe geçtiği, cemaatlerin, tarikatların, kliklerin devlet içinde palazlanarak güçlendikleri yerde her şeyin yolunda gitmesi mümkün mü? Mümkün değil.

Siyaseten iflas etmiş iktidar inandırıcılığını yitirmiş, bu yüzden de toplumu kuşatan şiddet araçlarıyla korku salmaya, ayakta durmaya çalışıyor. Ama buz kırılmış, yol görünmüştür. 

Her gün, her saat ölen kadınların, emekçilerin, gençlerin, Kürtlerin, Alevilerin, suyu, havası, yaşam alanları elinden alınanların, ölümle tehdit edilerek ortak yürümesi engellenen kitlelerin birlikte yürüme istenci daha ağır basmıştır. Tüm manipülasyonlara, çarpıtmalara, baskı ve şiddete karşı yaşamın gerçekleri kitleleri yan yana getiriyor, “birlikte yürüme”yi dayatıyor.

Evde, sokakta, işyerinde katledilen kadınlar, farklı cinsel kimlikler, geleceksizliğe mahkum edilmeye çalışılan gençler gerici faşist iktidarın şiddet üzerinden ördüğü duvarının üzerine birlikte yürüyor.

Şimdi bu istenci daha da büyütüp daha yüksek ve güçlü bir sesle “vallahide billahi de korkmuyoruz sizden”, elinizde bulundurduğunuz zorba, kan emici savaş makinası iktidar gücünü bizde sınayacaksınız “öyle mi” demenin… Bilinçlere örülmüş korku duvarında açılan gediği büyüterek, birlikte yürüyenlerin birlikteliklerini daha da büyütmenin seferberlik vaktidir artık.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Makale