İnsan denen memeli primat soyunun başlangıcındaki tanrılar bilgisizliğin bir ürünüydü. Modern zamanlarda ise artık, bilgi fanatizminin tetiklediği yeni tanrılar doğmaktadır. Yeni tanrılar bu sefer, bilgiye rağmen bilgisizliğin ve bilgi tekeline karşın insan topluluklarının özgüven ve irade yitiminden beslenmektedirler. Bilgisayar sistemine bağlı tasarlanan robotun amacı, insan işçiye benzer eylemleri yerine getirmektir. Yapay zekâ sistemi, üretim süreci içindeki durumları gözlemleyerek bu eylemleri yerine getirir. Ama bu gözlem ve eylemler, önceden yine insan tarafından belirlenen parametreler tarafından yönetilmektedir.
Yazılım aşamasındaki elektronik sinir ağlarına yüklenen milyarlarca veri ve milyonlarca kavramları birbirine bağlayan ara bağlaşıkları oluşturan algoritmalar, uzmanlaşmış entelektüel insan emeğinin belirlediği havuzda gerçekleşmektedir. Bu verilere dayanarak öğrenebilme yeteneği kazanan ve yeni bir senteze varabilme olasılığı olan geleceğin entelektüel makinaları, yine başlangıçta insan tarafından belirlenen algoritmalardan oluşan doğanın sınırlı bir kopyasını kullanacaktır. Doğa, dolayısıyla maddeler, taklit bir havuza sığmayacak kadar komplike, değişken, belirsiz, kesinsiz, şüpheli ve dipsizdir.
İnsan zeka ve iradesi, her türlü teknolojik paradigmanın zayıf noktalarını belirleme ve onların arkasından dolanma yeteneği gösterir.
Tarihte, Mao Zedong’un “Halk Savaşı Teorisi” buna en iyi örnektir. Yoksul halk kitlelerinin, nicelik ve teknik olarak devasa orduları, basit savunma araçlarıyla alt etmesinin askeri bilimsel yolunu göstermiştir. Günümüzde yapay zekanın yönettiği İHA teknolojisi, Halk savaşının evrensel çalışma sistemini tarihten öteleme yeteneği göstermez. Tıpkı üretimdeki, toplumsal ilişkileri yapısal değişime zorlayan akıllı makinalar gibi, devrimci askeri doktrini paradigmasal bir değişime zorlamaktadır. Yapay zekanın sorun çözmek için duruma göre verdiği tepkiler, vermesi istenilen, önceden belirlenmiş olasılıklar sisteminin belirlediği tepkimelerdir. Konuşma tanıma yazılımı gibi bilişsel bir yeteneği, görünen cisimleri anlamlandırma gibi insan beynini taklit eden ve öğrenme yeteneği olan yazılım aşamasındaki yapay zeka programlarının eylemleri, iradi eylemler değildir. Uzak gelecekte insandan bağımsız olarak kendi evrimini yönetebilen akıllı makinelerin olası gelişimi, yaratıcısı insandan uzaklaşmış olmasına rağmen, yine bu ilk yaratıcısı insanın irade, amaç ve sorumluluğunda başlamış bir süreçtir.
Diyalektik, belirlenmiş sayısal havuzdan daha sonsuz kapsayıcı bir yetenek gösterir. Fütürizmin, yani gelecek biliminin konusu olabilecek, kontrolden çıkıp kendi kendisini kopyalayabilen yapay zekanın bu mekanik varoluş çabası, makineleri insana rağmen bir özne haline getirmez. Liberal çalışma ve tüketim hayatı, bireyi ve toplumun kendisini, endüstriyel makinalar sisteminin en öz güvensiz parçaları gibi hissetmelerine yol açtığı için, gittikçe gerçek makinaları özne gibi algılamaktadırlar. İnsanlar, birbirleriyle olan ilişkileri ve iç dünyaları itibariyle, kendilerini makine mekaniği bir evrenin (Mekanik evren) içinde yaşıyormuş gibi algıladıklarından dolayı, doğal yaşam, birey, bilinç ve öz değer yitimine dair büyüyen gedik, karşılığında insan yaşam etkinliğini tarihte eşi görülmemiş bir tarzda, devasa ustalıkla ele geçiren muhteşem karar alıcı makineler olarak geri dönmektedirler.
Yazılım ağları tarafından tek tek kavramları tanımlayıp anlamlandıran ve bu kavramların arasındaki bağlaşıkları kurabilen yapay zeka programları, insanın anlam ve değer kaybettiği, gittikçe şeyleştiği, mutsuzluğunun arttığı ve kavramlarla düşünemeyecek kadar hiçleştiği bir dünya üzerinden yükselmektedir. Kendisiyle, başkalarıyla ve doğayla diyalektik ilişkileniş yetisi ve sınıfsal bilinci dumura uğramış yığınlar, realize olmuş Kapitalist yaşam pazarında ki koşuşturmalar yüzünden psişik yapısı bozunuma uğramıştır. Böyle bir yabancılaşmış dünyanın gerçekliğinin yarattığı makine tanrıların yıkıcılığı, ilk tanrılardan daha dehşetli olacaktır. Eski tanrıların egolarını sakinleştirmek için verilen kurbanların yerini, yeni tanrılar çağında bütün toplum almıştır. Akıllı bir robotun, bir fotoğrafta ki gurubun, aile mi yoksa arkadaş grubu mu olduğunu belirleyen nesne tanıma özelliği, o makineye içkin bir özellik değildir. Doğanın tasarımıyla, insan denen doğanın tasarımının tasarımı olan yapay zekanın diyalektik değer eşitlenmesi mümkün değildir.
Milyonlarca yıl önce, beş buzul çağına karşın insanın atası Homo Sapiens,in hayatta kalma sorununu çözmesi, doğa ile kurduğu diyalektik ilişkiden kaynaklanmaktadır. Doğayı gözlemleme, yeni otlakların ve yenilebilir hayvanların olabileceği değişen bölgelere göre meraklı arayış ve yeni şeylerin peşinde hareketli yaşam türdeş dayanışmayla birleşince, Engelsin de dediği gibi, birçok güçlü hayvan yaşam formlarının nesli tükenirken, diğer türlere göre daha narin yapıda ki Homo Sapiensin soyu bugüne kadar gelebilmiştir. Pandemi sürecinde virüse karşı ilacı bulabilmek için devreye koyulan Kuantum Bilgisayarlar, saniyede binlerce ilaç bileşenini tarayıp, sorunu çözmek için yakın kimyasal değerleri araştırıp, bilim insanlarını aylarca, belki de yıllarca sürecek bir zahmetli uğraştan kurtarmışlardı.
Ama bu baş döndürücü hızlı yetenek, üretime dair kapalı bir sistem içinde cereyan eder. Gelecekte yapay mutasyona uğrayan mekanik sistemlerin, evrensel bir yaşam etkinlik yeteneği gösterebileceğini iddia etmek, iyi bir bilimsel fantezinin konusu olabilir. Kendisini ve doğayla olan ilişkisini duyumsamayan dışsal varlıkların, doğasal varlıklar gibi evrensel bir yaşamı sürdürebilmek için, sorunları çözen bir senteze varmaları doğa yasalarına uygun değildir. Biz bu türden fikirlere mekaniğin idealizmi de diyebiliriz. Newton fiziğini tarihin raflarına kaldıran ilk adım olarak, yerçekimi yasasını, boşluktaki kütlelerin uzay/zamanı bükmesinden kaynaklandığı şeklinde açıklayan Einstein’cı düşünüş modeline yol açan insan sezgisini taklit edebilecek bir akıllı makinaya fizik yasaları müsaade etmez.
Sorun çözme konusunda, bir Orangutanın yada bir tarla faresinin beyninin, fabrika Otomasyon kolu, banka hizmet Chatbot’ları yada Satranç stratejisi bilgisayarlardan daha açık bir sistem yeteneği gösterdiğini iddia edebiliriz. İçgüdülerin ve taklitlerin sınırlayıp stabilize ettiği bir yaşam etkinliğinin sahibi Papağanı, kafesinden kendi anayurduna saldığınızda, onu yaşama tutunduracak doğasal etkinliği gösterecek bir makine modeli üretile bilinir mi? Kendisine önceden yüklenmiş sayısız veri yazılımlarının havuzundan duruma göre kavramları güncelleyip anlamlandıran ve sayısız kavramlar arasındaki bağlaşıklığı oluşturup bir üst senteze varan makinaların emek zamanı önemsizleştirme yeteneği, özgür bir etkinlik olarak kabul edilemeyeceği gibi, uzun buzul çağlarında hayatta kalma probleminin nasıl çözümleneceğine dair bir senteze kendi başlarına ulaşmaları sorunu da doğanın diyalektiği tarafından sınırlandırılmıştır.
