Amerikalı Burjuva askeri filozof Peter w. Singer, 2009 yılında, yapay zekâ yazılımlı otonom silah endüstrisindeki gelişmelere atfen, insanların savaş üzerindeki beş bin yıllık hegemonyasının artık son bulduğunu iddia etmişti. Kuantum mekaniği ile sınırlıda olsa bağlar kuran İHA teknolojisinin, gece hareketli varlıkları tespit ve yüz analizi yapmasına fırsatlar veren lazer ışını kullanımı, gelişmiş GPS sistemleri, Kuantum süper pozisyonun etkisiyle çalışan kubitler kullanan süper bilgisayarlar, mali ve askeri şifrelerin kırılmasını engelleyen “Kuantum Kriptografi anahtarı” ve yapay sinir ağları geliştirme programlarında ki ilerlemeler gibi vereceğimiz bir kısım örnek, bu Burjuva askeri felsefeyi destekleyen argümanlardır.
Bu teorilerle, toplumlar tarihinin yasalarından ve jeopolitik değerlerden yalıtılmış teknik, yalnız başına tarih yapıcılığına koşullanmıştır. Bu durum, içinde insanın olmadığı bir Jeopolitik zaman iddiasını da gündeme getirmektedir. Siyasa ile coğrafya arasındaki ilişkiler bütününü kapsayan jeopolitik platform, insan rolünü siyasetin dışına itimleyerek, katil robotların bu alanda tekelini ilan etmiştir. Akıllı makinelerin, insanın mekân ile olan geleneksel ilişkisini yeniden tanımladığı bir gerçektir. Joe-politik de insana dair politik unsurları baskılayan bir sistem olmasına karşın, bu taktik üstünlük, karmaşık, geniş ve düzensiz bir konsepte uygulandığında, yerini, tekno politik kuvvetlerin çoğunlukla boşa çıkıp işlevsiz kaldığı, klasik harp konseptlerinin ezberini bozan devrimci sınıf savaşımı yasalarının kumandasında ki stratejik erimli yığınsal insan iradesine bırakır.
Otonom silahların, insan komuta kademesinden bağımsız hedef belirleme ve talimata ihtiyaç duymadan angaje olma yetisi kazanması, devletin şiddet kullanma tekelini (Monopol) makine iradesiyle paylaştığı ve bu anlamda tekelini yitirdiği şeklinde yorumlamak gibi Ontolojik bir kafa karışıklığı da yaratılmaktadır. Bu durumda, Emperyalist otorite ve yaptırım gücünün tek belirleyenin insan iradesi olmadığı iddiaları, sınıf öznesinin amaçsal yürütücü gücü algoritmaların özerk askeri faaliyetlerinin ilk elden kaynaklarla ideolojik bağını gizleyen bir manüpülasyon tekniği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yapay zekanın bazı dolaşık ve çoklu olasılık yüklü görevlerde insan unsurundan daha etkili olması, kolektif doğal zekanın kapsayıcı olduğu geometrinin içinde gerçekleşmez. Kendiliğindenci sınıf mücadeleleri ve patlamaları bile özgün doğası gereği, yapay zekayla güçlendirilmiş askeri plan ve konseptleri boşa çıkaracak özellikler gösterir. Devrimci durumun salınıma yol açtığı genleşmiş ve yoğunlaşmış biyo politiğin yaratacağı hareketlenmeleri tamamen akıllı makineler yardımıyla önceden tahmin etmek ve toplumun tarihsel diyalektik yasalarının yarattığı bu spesifik duruma karşı savaşmak, havanda su dövmek gibi bir şey olacaktır. Otonom silahların mekaniği incelendiğinde, determinist akıl ile çalışan manuel ve otomatik sistemin dünyasının askeri doktrinlerini paradokslarla sürükledikleri görülecektir.
Bilim teknik kurumlarının ve özel şirketlerin bu teknolojiyi geliştirmeye dönük programları, yirmi yıl içerisinde bu durumu daha belirgin hale getirecektir. Burjuva askeri filozof ve analistler bu tezlerini sunarlarken, savaş gerçeğinin bir doğa yasası olduğunu ve insanlığın dünya döndükçe bu gerçeklikle yaşamak zorunda olduğu algısını yaratırlar. Savaş endüstrisinin doğal insan yaşam bileşimi olduğu yönündeki felsefi içerikli aldatma teknikleri gittikçe yerini, kendilerinin, küre, silindir ve küpün oluşmasına müsaade eden üç koordinatlı bir boyutta yaşadıkları, kitlelerin ise, düzlem, kare ve daire gibi iki koordinata ihtiyaç duyan bir boyutta yaşadıkları gibi inandırıcı bir fizikist oyuna bırakır. Böylelikle algısal evrenden bakan kitleler, yapay zekayı yenilmez ebedî bir güç gibi görür.
Gittikçe bu bakış acısına aydınlar ve bir kısım politik askeri halk hareketleri de katılır. Kuantum mekaniği ile ilişki arayışında ki yapay zeka yazılımları, eğer sadece Newton mekaniğinin stabil olduğu bir halk evrende aktive edilseydi, bu sorunu aşmak için fizik ve felsefe yetersiz kalırdı. Halk güçleri ve yapay zeka, aynı yasaların geçer mi olduğu doğa içinde vardırlar. Her iki sistemde dinamik olarak ortamla etkileşim içerisindedirler ve eylem öncesinde dünyanın yeniden kurulmasına ihtiyaç duyarlar. Yapay zeka karar öncesi bu güncellemeyi, kamera, mikrofon ve taktik sensörler gibi algılayıcı aletlerle yaparken, doğal zeka bunu bizzat doğanın birinci elden tasarımı olan, milyonlarca yıllık emek faktörüyle gelişmiş ve bir anda yüz milyar nöronun hareketlenmesiyle sorun çözen beyin aracılığıyla gerçekleştirir.
Bu durum, biyoloji ve felsefi olarak doğal zekaya geometrik açıdan stratejik bir avantaj sağlar. Mao Zedung,un “Halk Savaşı Teorisi”, askeri praksis sonuçları itibariyle, determinist akıl yürüten kural tabanlı manuel ve otomatik sistemlerin çağında, halk iktidarı sorununu çözümlemişti. Bu aynı zamanda dünya proletaryasının büyük bir bilimsel ve zihinsel devriminin bir parçasıydı. Değişken, olasılıklı ve istatiksel olarak akıl yürütebilen makinalar, doğal zekaya karşın taktik bir hakimiyet kazanmış görünse de, bu durum, askeri doktrinlerde evet ama, felsefede bir paradigma değişikliğine yol açmaz. Çünkü bu taktik üstünlüğü, ezilen sınıf ve ulus güçlerinin askeri harekât ve çalışma tarzını bilmesinden ileri gelir.
Geleneksel halk savaşı hareket parametreleri ile katil robotlar arasında ki çelişmede, paradoksal çizgi eğilimleri gözlemlenmektedir. Bunlar doğrudur ama, doğa fırsatlarla doludur. İki tane kapalı kutudan birisine hardal taneciği, birisine de nohut taneciği koyalım. Hangi kutuda hardal tanesi olduğu sorunun çözümü yüzde elli olasılık dahilindedir. Bir kutuyu açıp içinde nohut olduğunu gösterdiğinizde, diğer kutuda hardal tanesi olduğu gerçeği yüzde yüz olasılık kazandığından bu sorunu herkes çözecektir. Doğa ve dolayısıyla maddeler, bu düşünme modelinden daha karmaşık ve komplike bir modeli gerektirir. Doğa, gerçeği ve dolayısıyla bizleri, tek yada bir kaç kutucuk modeliyle değil, her yerde ama aynı zamanda hiçbir yerde olmayan, katmanlı ve dolaşık olan sayısız kutucuklarla
