Connect with us

Makale

Mazlum Ceylan Yazdı: Almanya’da Kasım Devrimi! 

Dünya genelinde bir dizi yenilgiler yaşanmıştır, Alman devrimi de bu yenilgilerin bir parçasıdır.  Proletaryanın cüretti sonucu her yenilgide ders çıkarılarak, devrimi sürdürme, nihai zafere ulaştırma mücadelesi verilmektedir.

Tarihsel olarak her ülkenin devrimlerinin değerlendirilmesi; ülkenin iktisadi durumu, sınıfların üretim içindeki yeri, uluslararasında ki gelişmeler, proletaryanın politik bilinç seviyesi, KP’nin örgütlenme düzeyi vb. yönleriyle geniş kapsamlı değerlendirilir. Dolaysıyla, Almanya’da Kasım Devrimi’nin geniş kapsamlı değerlendirilmesi ayrı bir yazının konusu olacaktır. Bizler karşıladığımız Kasım Ayı itibarıyla kısa yönleriyle bu sorunun üzerine eğilmek istiyoruz.  

Yazının başında hemen vurgulayalım, Almanya’da devrimin yenilgisine götüren objektif sebeplerdir. Alman devrimi, sosyalistlerin izlediği yanlış siyaset sonucu yenilgi almamıştır. II. Enternasyonal’in ihaneti, karşıdevrimin güçlü olması, emekçi halkın sosyalist devrimde karamsar oluşu, işçi sınıfının reformistlerin etkisinde olması, devrimin emekleme dönemini yaşaması; Kasım Devrimi’nin yenilgisine götürmüştür. 

1.Emperyalist Dünya Savaşının halka getirdiği ekonomik sıkıntılar sonucu, işçiler sokak çatışmalarına ve iş yerinde grevlere giriyordu, sosyalistler kendi dışında gelişen kitle ayaklanmalarına seyirci kalamazlardı. Spartakistler halkın ayaklanmasına aktif katıldılar, kitleleri örgütlediler, çatışmalara girdiler, ikili iktidar yarattılar, Sosyalist Cumhuriyeti’ni ilan ettiler; bu mücadele içinde katledildiler, yenildiler.   

Her yenilgi gibi, Alman devriminin yenilgisi de gelecek kuşağa kazanma ruhunu, teorik ve pratik tecrübelerini bıraktı. Rosa’nın belirtisiyle gelecekteki zafer bu ‘yenilgi’den çiçek açacaktır.’  Evet Alman devrimi başta olmak üzere tek tek ülkelerdeki devrimlerin başarıya ulaşması bu yenilginin tecrübesi, birikimleri üzerinde yeşerecektir.  

Karl Liebknecht; “Spartaküs’e diz çöktürüldü!” Acele etmeyin! Biz kaçmadık, biz bitmedik. Bizi zincire de vursanız; biz buradayız ve burada kalacağız! Ve zafer bizim olacak… O gün geldiğinde hala hayatta olur muyuz … ama programımız yaşayacak; kurtulmuş insanlığın programı olacak. Her şeye rağmen! (Rote Fahne [Kızıl Bayrak], Sayı 14, 14 Ocak 1919) vurgusu geçerli ve günceldir. Bugün halen Alman sosyalistleri, Karl’ın belirttiği devim  programını benimsemekteler, savunmaktalar. Karl Liebknecht, Clara Zetkin, Rosa Luxemburg’un ezilen halkların elinde bayraklaşmaları amaçsız, bilinmeyen nedenlerden dolayı değildir. Onların Alman devrimine politik ve pratik önderlik etmelerinden dolayıdır.

 Kasım Devrimi’nin kısa gelişimi! 

Avrupa emperyalizminin başlattığı 1. Dünya Savaşı’nın külleri altında ekonomik ve siyasi kriz geniş kitleleri sarmıştı, işsizlik, açlık, yoksulluk sürüyordu. Faşist iktidarlar kitlelerin yürüyüşünü, işçi grevlerini, savaşa karşı etkinliklere katılanlara ateş ederek binlerce kişinin katledilmesine sebep oluyordu.  

Spartakistler, ekonomik ve politik buhranı sosyalist devrime dönüştürmek için, işçi sınıfının içinde örgütlenmelerine ağırlık veriyorlardı, savaşa karşı siyasal propaganda yürütüyorlardı. Savaş tüm engellenme çabalarına rağmen, durdurulamamış ve tüm yıkıcılığıyla devam etmiştir. Lenin’in belirtisiyle “ya savaş devrimlere yol açar ya da devrim savaşı önler!”  Tespiti günceldi.  

Büyük Ekim Devrimi’nin ayak sesleri ve siyasal teorik etkisi, Avrupa’nın genelinde işçi sınıfına devrimin yolunu gösteriyordu. Emekçilerin burjuvazinin bayrağı altında savaşa giremeyecekleri, kendi bayrağı altında haklı savaşa girmeleri bilinci kazanılmış, devrimci bilinç sonucu, işçi ve emekçiler, cephede çarpışan askerler, ana vatan savunmasına inanmıyordu. Savaşın başında Spartakistlerin; “Savaşa Hayır! Kahrolsun Hükümet” taktiği çok azınlık kitleler tarafında kabul görmüştü. 1917 sonrası geniş kitleler içinde bu taktik maddi güce dönüşmüş, geniş yığınlar bu politikayı doğru bulmuşlardır. 

Almanya’da toplumsal çelişkiler keskinleşmişti, devrimci durum yüksekti. Sanayinin yoğun olduğu yerlerde burjuvaziye karşı işçi grevleri gelişiyordu. Burjuvazinin kolluk kuvvetleri grevde olan işçilere ateş açıyordu, binlerce kişi katlediliyordu. Düşmanın azgın saldırgan baskılarına rağmen, devrimciler kitleleri örgütlüyor, siyasi bilinç kitlelere götürüyor, savaşın ekonomik yükünü taşıyan işçilerin, cephede savaşan askerlerin, süren savaşın haksız savaş olduğu bilinci her gün güçleniyordu.  

Rosa Luxemburg işçileri savaşmaya çağırıyordu. “Haydi proleterler! Haydi mücadeleye! Bir dünya fethedilecek ve bir dünyaya karşı savaşılacaktır şimdi”

3-4 Kasım 1918’de Kiel ve Wilhelmshaven’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı erlerin, İngiliz Donanmasına karşı  son bir saldırı yapma kararına karşı erler isyan ederek, savaşa karşı tutum alıyordu. Ordudaki bu çatlaklık devrimci erleri  işçi sınıfı ile aynı cephede birleştirmişti, Almanya’nın genelinde  işçi/emekçi ve devrimci askerlerin ayaklanmasına dönüşmüştü.

Ayaklanma 5 ve 6 Kasım’da Lübeck, Brunsbüttel’e daha sonra da Altona, Bremen, Bremenhaven, Cuxhaven, Flensburg, Hamburg, Neümünster, Oldenburg, Kendsburg ve Rostock şehirlerine yayılarak, buralarda  işçi ve asker konseyleri kuruldu. Kuzey Almanya’da başlayan hareketlilik 7 Kasım’da Güney ve Orta Almanya’ya da yayıldı. Braunschweig, Frankfurt, Hannover, Lüneburg, Münih gibi büyük şehirler de işçi ve asker konseyleri kuruldu. 8 Kasım’da Münih İşçi, Asker ve Çiftçi Konseyi’nce Bavyera Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti.

Almanya’nın önemli kentlerinde işçi ve emekçiler kendi iktidarını kurmuşlardı. (Köylülük alanlarda devrimci mücadelede yok denecek kadardır. Savaşa katılmadıklarını, Rosa devrimin  yenilgisinde yazıyordu.)

Alman devleti savaşta yenilmiş, 10 Kasım 1918’de II. Kayzer Wilhelm Hollanda’ya kaçmış, Almanya’da ezilen halklar için bir tarihsel olarak devrimin imkanları ortaya çıkmıştır, devrimin başarıya ulaşması için muazzam fırsatların olduğu böylesi bir günde ikili iktidar kuruluyor.  Spartakistler önderliğinde emekçiler İmparatorluk Sarayı’nı, Emniyeti ele geçirirler. Tutsak olan Rosa Luxemburg ve siyasi tutsakları serbest bırakırlar. Almanya’nın birçok yerinde devrim ikili iktidara taşınmıştı, gelecek hamle; Spartaküs örgütü sosyalizme geçilmesi adımını atıyordu, SPD ise karşı devrimle anlaşarak devrimi bastırmak çabasındaydı.  

Almanya’da İkili İktidar! 

Rus devrimine benzeyen taktik bir süreç Alman devriminin kendi pratiklerinde yaşanıyordu. Berlin’de hükümet sarayını işgal eden Spartaküslerin önderi Karl Liebknecht, Sosyalist Cumhuriyet’i ilan eder, “görevlerin tamamlandığını sanmamalıyız, tüm güçlerinin işçi emekçi cumhuriyetin kurulması için seferber edilmesini söyler.  Devrimi engelleyen Philipp Scheidemann, aynı saatlerde Almanya Cumhuriyetin kurulduğunu ilan eder. SPD Başkanı Friedrich Ebert kendisini başkan ilan eder. 

Spartakistler iktidarın konseylerin denetimi altına verilmesini savunur. Karl Liebknecht ‘Ama bu büyük sosyalizm tasarısının başarıyla ulaşması için, proletaryanın siyasi iktidarı elinde tutması zorunludur’ söyler.  

Kapitalist özel mülkiyete el konulması gelecek görevlerin temel sorunuydu. Fakat ikili iktidarın yürütme konseyinde sosyalistler azınlıktaydı. Spartakistlerin 7 temsilcisi bulunuyordu.  İşçi sınıfı içinde SPD etkindi. Yürütme konseyinde 7 SPD ve 14 SPD’den etkilenen asker yer alıyordu. Devrimin ibresi sürekli SPD ve burjuvaziden yana dönüyordu. 

İkili iktidarlar proletarya ve burjuvazinin içinde yer aldığı iktidar biçimidir. Bu tür iktidar biçimleri geçici süreçlerde tarih sosyalistlerin önüne koyar. Kimin kazanacağı mücadelesi net değildir. Bu tür iktidarlar geçici iktidar biçimleridir.  

Savaş Arifesinde Sosyalistlerin Politik Tavrı! 

Birinci Dünya Savaşın rüzgârı tüm dünyada eserken, 2. Enternasyonale üye partiler, 1907’de Stuttgart’ta kongresini gerçekleştiriyordu, kapitalist devletlerin arasında ki çelişkinin keskinleştiği savaşa dönüşebileceği vurgusunu yapıyordu. Kongrede KP’lerin ve savaşa karşı olan yığınların politik görevlerin karar altına alınarak, işçi ve emekçilerin önündeki görevleri esas olarak üç temel eksende belirlediler. Savaş tehlikesini engellemek, savaşın başlaması durumunda bir an önce savaşın bitirilmesi için mücadele etmek, savaşın yarattığı ekonomik ve politik durumdan yararlanarak; savaşı iç savaşa dönüştürmek, burjuvazinin iktidarını yıkarak, işçi sınıfının iktidarını kurmaktı. Bu görevler 1910 Kopenhag ve 1912 Basel Kongresinde vurgulanıyordu. 

 “Bugünkü savaşta, gerek ‘kendi hükümetinin zaferini’ savunmak, gerek ‘ne zafer ne yenilgi’ sloganını savunmak, sosyal-şovenizm görüşünden kaynaklanır. Gerici bir savaşta, devrimci bir sınıf, hükümetinin yenilmesini istemekten başka bir şey yapamayacağı gibi, hükümetin askeri başarısızlıkları ile onu devirme olanaklarının arttığını görmemezlik de edemez.’ Tarihi belirlemeyle ifade eder Lenin 

Birinci Dünya savaşı öncesi, II. Enternasyonal’e üye partiler, Lenin’in belirtiği düşünceyle hem fikirdi.   

Alman Devrimi’nde II. Enternasyonal’in ihaneti! 

Savaşın başlamasıyla II. Enternasyonal’in başını çeken bir kısım Marksistler, burjuvazinin yanında yer almış, emperyalist savaşı desteklemiş, emekçileri savaş cephesine göndermişlerdir, 1907’de Stuttgart, 1910 Kopenhag ve 1912 Basel’de alınan kararlara ihanet etmişlerdi.  

Sosyalist hareket içinde köklü bir ayrışım oldu. Bu bölünme genel olarak o dönemin koşulları içinde tüm ülkelerdeki devrimlerin gerilemesinde etki yarattı. Halen devrimci hareket üzerinde etkisini sürmektedir. 2. Enternasyonal, Kasım Devrimi sürecinde işçi sınıfının burjuvaziye karşı savaşmasını engelleyerek, burjuvazinin yedek gücü oldu. II. Enternasyonal’in ihaneti geniş yığınlar üzerinde reformist, şovenist etki yarattı. Alman devriminin kitlesel olarak gerilemesinin, başarıya ulaşmamasının arka plandaki etkisi bu ihanettir. 

2. Enternasyonal’e üye olan SPD, 4 Ağustos 1914’te savaş kredilerini onayladı. SPD’nin karşı devrim safında yer alması bu sürece tarihsel olarak dayanıyor. SPD, Kasım Devrimi’nde proletaryanın kendi iktidarını kurmasına karşı durmuş, burjuvaziden yana tavır almıştır.  Savaş kredilerinin onaylanmasına karşı tek hayır oyunu Karl Liebknecht ve sonraki süreçte ise anarşist Otto Rühle kullandı.  

Özetle; sosyalist hareket içinde saflaşmanın geniş boyutu Almanya’da yaşandı. Ayrışma bir avuç kesim içinde olmadı, geniş işçi ve emekçilere de yansıdı.  Komünistler örgütsüz olarak savaşa yakalanmışlardır. Mevcut örgütün çoğunluğu ihanet edenlerden yana tavır almıştır. Özelikle sendikalar! 

Lenin’in vurgusuyla, ‘savaş çıktı, ve birlikte bunalımları da getirdi. Sosyal-demokrat partilerin çoğu, devrimci taktikler yerine, gerici taktiklere saptılar ve kendi hükümetleri ile burjuvazilerinin yanında yer aldılar. Sosyalizme karşı bu ihanet, II. Enternasyonalin (1889-1914) çöküşü demekti.’’ 

 Kasım Devrimi’nin Yenilgisi! 

İkili iktidar içinde SPD karşı devrimle yaptığı ittifak sonucu karşı devrim sürekli güç kazanıyordu. Ordu, polis dağıtılmamış aynı biçimde duruyordu. Militarist yapıda emir komuta işleyişinde karşı devrim etkinliğini sürdürüyordu. Eski sistemde temelde bir değişme yoktu.  

Devrimci ayaklanmayı bastırmak için, faşist güçlerden oluşan Freikorps (gönüllüler alayı) paramiliter örgüt kuruldu. Devrimin bastırılmasında esas rolü bunlar oynadılar.  Rosa ve Karl’ın katledilmelerinden bir hafta önce, SPD faşist güçlerle birleşerek ordu güçlerini ve Freikorps katillerini Berlin’e yığarak, sosyalist düşünceyi savunan, Berlin polis şefliğine atanan Emil Eichhron zorla görevinden alındı, görevini terk etmeyen Emil Eichhronun ve devrimci kitlenin iktidarını bastırmak için, 11.01.1919’de devlet güçleri ve Freikorps kolluk kuvvetleri Berlin’i kuşattılar, devlet terörünü estiren faşist güçlere karşı direnenleri ‘….  Dipçiklerle dövülerek, bedenleri tanınmaz hâle sokularak katledildiler. Tutsaklar, duvarın önüne dizilerek kafatasları, beyinleri her yere dağılacak şekilde öldürüldüler. ‘  

Rosa, Clara Zetkin’e yazdığı mektupta, yaşananları şu şekilde özetler; 

Şu anda Berlin’de çatışmalar sürüyor, birçok genç arkadaşımız şehit düştü, Meyer, Ledebour ve (korkarız ki) Leo (Jogiches) tutuklandılar. Bugün için bu kadar yazabiliyorum. Seni binlerce kez kucaklıyorum! R.L.”   

İki günlük çatışmalar sonucu 13.Ocak1919’da Berlin Halk Hükümeti düştü. 15 Ocak 1919’da Alman komünistlere ağır darbe vuruldu. Rosa Luxemburg ile Karl Liebknecht devlet güçleri tarafında vahşice öldürüldü. Devrimin ileriye taşınması zorluklarına bu derin kayıp eklendi. Devrimin ideolojik ve siyasal iki önderinin katledilmesi, devrimin adım adım geri çekilmesi sebep oldu. 

Rosa ve Karl’ın ölümünden 4 gün sonra seçimler yapıldı. 19 Ocak 1919’da yapılan seçimlerde SPD’nin kitleler içinde etkinliği görünüyordu. SPD, karşıdevrimle birleşerek Spartakistlerin etkin olduğu işçi ve asker konseylerini dağıttı. Ancak kitlelerin grevleri sürüyordu, yüzbinlerce işçi grevlere çıkarak, işçi ve askerlerin konseyinin dağıtılmasına karşı ayaklanıyordu. Freikorps militarist güçleriyle çarpışıyordu.  

Bavyera Halk Cumhuriyetini aynı süreçte, işçiler, Kasım Devrimi sürecinde kurmuşlardı. Berlin’de burjuvazinin iktidara hakim olması, Rosa ve Karl’ın ölümünün akabinde, SPD talimatıyla özel yetiştirilmiş faşist Freikorps güçleri, Münih kentini kuşatma altına alır, çetin çatışmalar yaşanır. 16 gün göğüs göğüse çatışmalar olur. 30 Nisan’da Münih halk hükümeti düşer. Burası Spartakistlerin en son kayıp ettiği kale olur. 

Sonuç olarak, ölmeden kısa bir dönem önce Rosa; ‘Gelgelelim devrim, tarihin kendine has bir yasası olarak, nihai zaferin ancak bir dizi “yenilgi” ile demlenebildiği “savaş”ın yegâne biçimidir’ diye yazar.  

Dünya genelinde bir dizi yenilgiler yaşanmıştır, Alman devrimi de bu yenilgilerin bir parçasıdır.  Proletaryanın cüretti sonucu her yenilgide ders çıkarılarak, devrimi sürdürme, nihai zafere ulaştırma mücadelesi verilmektedir. Yeni devimlerin kapıda olduğu net ve açıktır, çünkü; Dünya genelinde zafer yenilgilerin içinde fazlaca demlendiği kanısındayım. 

Yazımızı bitirirken, Alman devriminin önderleri şahsında, Kasım Devrimi’nde toprağa düşenleri saygıyla anıyoruz.  



More in Makale