Connect with us

Kültür-Sanat

Patika’nın kitaplığı: Yeni çıkanlar

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan kitaplardan kısa bir derleme

Eski ve Yeni Faşizm – Yaşar Ayaşlı 

Faşizm, geçmişe ait bir kötü bir hatıra mı sadece? Yoksa, aynı zamanda, ayak seslerini işittiğimiz, önlenmesi gereken bir tehdit mi?

Yaşar Ayaşlı, Eski ve Yeni Faşizm kitabında, faşizmin yükselen bir tehdit olduğuna dikkat çekiyor, dünya halklarına korkunç acılar ve felaketler yaşatmış bu belayı tanımanın güncel önemine vurgu yapıyor. Faşizmin doğuşunu, tarihsel ve sosyal bağlamını, hareket olarak oluşumunu, karakteristik özelliklerini, iktidara gelişini, türevlerini, mutasyonlarını, tanımlarını ve yeni biçimlerini materyalist tarih anlayışı ışığında irdelemeye çalışıyor. Avrupa’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan Japonya ve Orta Doğu’ya kadar uzanan tezahürlerini, olgular ile teorik ve siyasi arka planları arasında uyum sağlayarak gözler önüne seriyor. Eski ve yeni faşizmle ilgili kritik önem taşıyan sorulara yanıtlar üretiyor.

Yaşar Ayaşlı, çalışmasını Marksist teorisyenlere dayandırırken, Marksist faşizm teorisini itibarsızlaştırmaya çalışan, faşizmin çarpık bir resmini sunan liberal/reformist faşizm yorumlarıyla da hesaplaşıyor.

Eski ve Yeni Faşizm, faşizme karşı mücadelenin tanığı ve sanığı olmuş eski bir politik militanın kaleminden bir faşizm tarihi, eski ve yeni biçimleriyle faşizmi anlama kılavuzu.

Kitabın tanıtım bölümünden

Künye: Eski ve Yeni Faşizm Yazar: Yaşar Ayaşlı 

 Yordam Kitap, 288 Sayfa

Gerilla Kulübü – Marc Fernández  

“Büyük tarihin içinde küçük tarihler, göçler, tek tek tali olaylar, ihanetler, zaferler… Suskunlukların, bellek yitimlerinin, mağlupların ve unutulanların hikâyeleri.”  Víctor del Árbo Árbo

Madrid’de iki adam kaybolur. Paris’te bir başkası ve Buenos Aires’te bir kadın. Her seferinde aynı senaryo: kurbanlar kaçırılır ve cesetleri parçalanmış halde bulunur. Hepsinin de ortak bir geçmişi var: 1970’ler ve 1980’lerde Latin Amerika’daki diktatörlüklere karşı verdikleri mücadele… Kaybolanlardan biri de Madridli gazeteci Diego Martin’in bir dostu.  Ezelden beri suç ortağı olan dedektif Ana Durán ve avukat Isabel Ferrer’in yardımlarıyla radyodaki programı için bu davayı araştırmaya karar verir.  Her türlü tehlikeyle dolu araştırma, onları Şili’yi katederek İspanya’dan Arjantin’e sürükler ve tarihin hayaletleriyle yüzleştirir. Keşfettikleri şey tüyler ürpetici; çünkü Condor Operasyonu’ndan 40 yıl sonra yırtıcı kuş uçmaya devam ediyor.

Genç adam bir ağacın dibinde oturuyor. Sigara içme isteğini bastır-mak için meyan kökü çiğniyor. İki saattir burada. Kısa kesilmiş siyah saçları, ışık vurduğunda yeşile çalan ela gözleri var. Düz siyah tişörtünün altında kaslı kolları ve atletik yapısı fark ediliyor. Orta boylu, üzerinde siyah asker pantolonu, ayağında postal… Kızıl boyun bağı güneşten yanmış çocuksu yüzünün bir kısmını örtüyor. Yirmi-sinde var yok. Hemen yanı başında ağaca yasladığı bir roketatar duruyor. M16 taarruz tüfeğini sırtına çaprazlama asmış. Mühim-matının geri kalanıysa kemerindeki tabanca ve iki el bombası.

Kitabın tanıtım bölümünden

Künye: Gerilla Kulübü, Yazar: Marc Fernández  

 Dipnot Yayınları, 200 Sayfa

Kırılgan Umut – Ayşe Parla

Türkiye, sonuncusu 1989’daki Büyük Göç olmak üzere, kuruluşundan beri Balkanlar’dan “anayurda” gelmiş yüz binlerce göçmene de, bu göçler üzerine yazılmış kitaplara da aşina. Ancak zorunlu göçlerin,mübadelelerin aksine, ’90’lardan itibaren Türkiye bireysel “soydaş” göçlerine de sahne olmaya başladı. Bu yeni “soydaş”lar, öncekilerden çok farklı hukuki ve sosyal koşullarla ülke değiştirdiler; toplu göçün sağladığı imkânlardan faydalanamadılar ve hemen tüm göçmenler gibi, güvencesiz çalışma koşulları ve kayıt dışı ekonominin yarattığı sömürüye maruz kaldılar.

Onların dirayetini artıran bir ayrıcalıkları vardı: Başka ülkelerden gelen, değişik etnik kökenlere sahip göçmenlerin aksine, Türk hukuk sisteminin onlara Türklük üstünden tanıdığı bir hakka, vatandaşlık alma umuduna sahip olmaları. Bu, günlük hayat içinde tekrar tekrar kanıtlamaları gereken Türk ve Müslüman kimliklerini öne çıkardıkları, pratikte diğer göçmenlerin çektiği birçok sıkıntıyı paylaştıkları ama yine de kendilerini onlardan farklı gördükleri bir süreç yarattı.

Ayşe Parla, Kırılgan Umut’ta tam da bu süreci mercek altına alıyor. Doğu Bloku’nun çöküşünden sonra, ekonomik sebeplerle Türkiye’ye göç etmeyi seçen Bulgaristanlı göçmenlerin deneyimlerini yansıtan Parla, onların makbullük hiyerarşisi içindeki yerine bakıyor ve devletin bu hiyerarşiyi var eden kriterlerine dikkatimizi çekiyor. Umudun ve güvencesizliğin ontolojisine eğilirken göçmenlerin kendi sesine, sözüne yer veren Kırılgan Umut, hem farklı göçmenlik kategorileri hem de aidiyet hissi üstüne düşünmek için yeni bir zemin, incelikli bir bakış açısı sunuyor. 

Kitabın tanıtım bölümünden

Künye: Kırılgan Umut, Yazar: Ayşe Parla

 İletişim Yayınları, 312 Sayfa



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Kültür-Sanat