Connect with us

Makale

Siyasi Sürecin Genel Özetiyle Mevcut İktidar ve Müstakbel İktidarın Niteliği

Erdoğan ve iktidarın gitmesinden sonra gelecek yeni iktidar açısından sorun yok mudur? Vardır! Kuşkusuz ki, yeni iktidar dönemi zorunlu olarak siyasi bir yumuşama sürecine görece başvuracak, vurmak zorunda olacaktır. Ne ki, bu yumuşama sürecinin gerçek manada bir yumuşama ve burjuva demokrasisi anlamında da olsa bir demokratikleşme süreci olmayacağı-olamayacağı açıktır. Bunun kanıtı, yeni iktidarın da geçmişte benzer suçlara bulaşmış burjuva faşist partiler bloğundan oluşacak olmasıdır.

Erdoğan’ın Yeni Osmanlıcılık rüyasıyla gizli ajandasında taşıdığı “sessiz devrim” serüveninin bitişine ramak kaldı…

Komplo ve provokasyonlar eşliğinde sahnelenen katliamlar maharetiyle 1 Kasım hilesiyle biçimsel olarak geri aldığı mutlak iktidar mevzi, akabinde yenileme hilesiyle geri almak istediği yerel seçimlerde aldığı yenilgiden itibaren kabus sürecine girdi.

15 Temmuz komplosu sonrasında ortaya çıkan muhtaçlık durumunun eseri olarak, Ergenekoncu, ulusalcı, Avrasyacı ve çeteci-mafya kesimleriyle girilen uzlaşma ve anlaşmalar da otoritenin tek adamın elinden kaydığının en açık göstergesi oldu.

Özcesi, Erdoğan-AKP/MHP iktidarının dominant olarak sürdürdüğü eski otoriter inisiyatifini bugün belirgin biçimde kaybettiği, kontrolü dışında yaşanan birçok gelişme tarafından teyit edilmektedir. Gelişmelerin bağırarak işaret ettiği şey, Erdoğan- AKP/MHP iktidar döneminin kapanacağıdır.

Bu gelişmeler nelerdir, nasıl okunmalıdır?

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, iktidarın kontrol ve inisiyatifi yitirdiğine dair yapılan tespit, motivasyona dönük sübjektif bir tespit değil, bilakis somut olgu ve gelişmelere dayanıyor. Olgular, iktidarın derin çözülme ve gerileme sürecine girerek iktidardan düşme eşiğine geldiğine işaret ediyor.

Değişik araştırma şirketlerince tekrar tekrar yapılan kamuoyu yoklamaları ve bu araştırmaların istikrarlı sonuçları, iktidarın büyük bir kan kaybı eşliğinde ve yitiş eşiğinin tam önünde durduğunu doğrulamaktadır. Bu çıplak gerçek ortadayken, erken seçim/baskın seçim tartışmaları fazlaca bir önem taşımaz, taşımamaktadır. Zira, erken seçimin olup olmaması, seçimlerin zamanında yapılması vb. bahis konusu sonucu ortadan kaldırmaz, değiştirmez de. Bu manada, mütalaa ettiğimiz kaçınılmaz olan bu sonuç değil, bu sonucun yaşanmasını şartlayan tutarlı gelişmeler ve onların doğru okunmasıdır.

Toplumsal sistemlerde iktidar, hükümet konulu tüm meselelerde yaşanan gelişmeler istisnasız olarak iki ana eksen üzerinde cereyan eder. Biri ekonomik, diğeri siyasi olmak üzere, ikisinin de belirleyici fonksiyona sahip olduğu bu iki nitelik, gelişmelere yön verir. Mevcut durum bu iki yakada muhasebe edilerek anlaşılabilirler…

Hiç şüphesiz ki, emperyalist acenteciliğe yaslanan ve montaj sanayiye sahip komprador nitelikteki her iktidar, esası emperyalist bağımlılığın sonucu olan ve bir süreklilik halinde derinleşen krizlerden başını kaldıramaz. Bu bağlamda, Erdoğan-AKP/MHP iktidarının bu bağımlılıklarının sonucu olan ekonomik krizler yaşadığı ve bu krizleri derinleştiren bir iktidar olduğu açıktır. İşte bu ekonomik krizler gerçeği, Erdoğan başkanlığındaki AKP/MHP zımni koalisyonuna dayanan iktidarın, siyasi krizlerle yüz yüze gelip elveda demenin eşiğine gelmesinin başat etmenidir. Ekonomik kriz-ler gerçeği belirleyici ana faktördür. Diğer bütün sonuçların bu temel etmenden kaynaklandığını ve aynı temel üzerinde yükseldiğini söylemek yanlış olmaz. Tamda bu zenindeki gelişmelerin tayin edici sonuçlarını gördüğümüz iktidarın yıkılışını görmek de uzun bir zaman almayacaktır.

Gerici iktidar çıkarları temelinde çeteler ve mafya ile kol kola ortaklığa dayalı ilişkiler sürdüren, hakim sınıfların devlet politikası ve devletin stratejik örgütlenmelerinden olan illegal ve kirli- karanlık katliamcı örgütlenmelere yaslanan mevcut iktidarın ve tüm gerici iktidarların bu nitelik veya karakterden kaynaklı olarak handikaplar taşıdığı-yaşadığı ve yaşayacağı aşikardır. Zira, bencil ve gerici iktidar çıkarları doğasına uygun olarak ister istemez çatışırlar. Faşist çetelerle ittifak ortaklığını deşifre eden Susurluk skandalı, cemaat-tarikat motifli ittifak olan Fetö çetesi veya paralel devlet örgütlenmesi süreçleri, bu gerici karakter ve bencil çatışmanın birer örnekleriydi. Bugün çete yöneticisi Sedat Peker’in ifşaları bu çatışmanın aktüel olan bir örneği durumundadır. Ki, bütün bunlar Erdoğan-AKP/MHP iktidarını buzlu kaygan zemine getirerek çöküşe götürmede rol oynayan ve iktidarın kontrol ve inisiyatifi kaybettiğini destekleyen gelişmelerdendir…

‘‘Millet ittifakı‘‘ tabelasını alarak Erdoğan-AKP/MHP iktidarı karşısında avantaj elde eden CHP öncülüğündeki burjuva parlamenterist muhalefet bloğunun, eskisinden farklı olarak gündemi belirleme yeteneğiyle geliştirdiği inisiyatif ve yine bu bloğun, iktidarın koşullayarak tayin ettiği gündeme hapsolma klasiğinden kurtularak iktidarı kendi gündemlerine bağlı tartışmalara çekme tutumuyla ortaya koyduğu tablo ve elbette ittifak partileriyle görüşmeler trafiği temelinde gösterdiği etkinlikler, iktidarın kontrolü yitirdiğinin bir göstergesidir.  Erdoğan-AKP/MHP iktidar döneminin kapanıp yeni bir döneme kapıların aralandığı o kadar sarih ki, ‘’Millet İttifakı’’ tanımlı muhalefet cephesi iktidara gelmenin ötesinde, iktidara geldikten sonra yapılacaklar üzerine planlamalar yapıp siyaset yürütmekte, geçiş döneminin nasıl planlanacağını mütalaa etmektedir.

Muhalefet partilerinin görüşmeleri, lider zirveleri ve geliştirilen tüm politika ve çalışmalar yeni anayasa ve geçiş sürecinin planlanması zemininde vuku bulmaktadır. Burjuva muhalefet veya siyasetin odaklandığı nokta yeni iktidar dönemini hazırlayan iktidar hesabıdır. Bu siyaset tarzı muhalefetin iktidara geleceğinden emin olduğunu gösterirken, siyaseten başarılı-etkili bir siyaset uyguladığını da ortaya koymaktadır. Elbette muhalefetin bu emin hali, güvendiği yerlerden referanslar aldığının bir işareti olarak da okunabilir… Ancak her halükarda, mevcut burjuva muhalefet ve siyasetteki gelişmeler yeni bir döneme geçiş yapılacağını işaret eder ki, bu, Erdoğan-AKP/MHP iktidarının göçüp gideceğinden başka bir kapıya çıkmaz-çıkmamaktadır…

Her türden kirliliğe ve suça batmış, yolsuzluk, gasp, soygun, cinayet, uyuşturucu ve akla gelebilen bütün adi suçlarla teşhir ve deşifre olup tam bir bataklığa dönüşen ve saldığı pis kokularla köhnemiş olan mevcut iktidar, mevcut burjuva-parlamenterist siyasi muhalefet için, yatalak hasta adam derekesinde kolay bir rakip durumuna düşmüştür. Kontrol ve inisiyatifini yitiren iktidar kelimenin tam manasıyla çaresiz ve acizdir. Bunun ürünü olarak, ırkçı-faşist milliyetçiliği manivela etme amacıyla yeni saldırı ve saldırganlıklar hortlatma peşindedir. Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlerin olabileceğine dönük açıklaması boş olmadığı gibi, sınır ötesi saldırganlık planının konuşulması da rastlantı değil, iktidarın düştüğü acizden çıkmak için girişeceği şuursuz saldırganlığı muhtemel kılmaktadır. CHP ve muhalefetin IŞİD tarafından yakılarak öldürülen ‘’TC’’ askerlerini gündeme getirmesi, Sedat Peker’in provokasyon ve katliam uyarıları da tesadüf değildir. Lakin, inisiyatif ve kontrolü elden kaçıran ve hatta gizli toplantıları dinlenerek muhalefet ve S. Peker’e bilgi sızdırmaya kadar derinleşen iç çatlak ve çözülme gerçeği, Erdoğan ve iktidarın tüm çırpınışlarına rağmen çöküşten kurtulamayacağını doğrular…

Yolun Sonuna Gelen Erdoğan ve İktidardan Korku İmparatoru Yaratmanın Mesnedi Yoktur

İktidarın pervasız saldırganlıklara girişmesi tamamen mümkündür. Katliamlara, cinayet ve suikastlara, sınır ötesi işgalci hareketlere başvurması beklenmesi gereken muhtemel gelişmelerdir. Zira, Erdoğan ve iktidar şürekası için durum varlık-yokluk meselesi olarak telakki edilmektedir. Özellikle Erdoğan ve ekibi ile ailesinin bulaştığı suçlar nedeniyle karşı karşıya kalacağı yargılanma olasılığı, en azından hırsızlık, rant ve gasplarla elde ettikleri astronomik maddi zenginliklere el koyularak imtiyazlarının elinden alınması mümkündür ki, Erdoğan’ın bu riski kolayca göze alamayacağı aşikardır. Erdoğan’ın iktidarda kalmaktan başka bir seçeneği yoktur. Ya iktidarda kalarak yargılanmasını olanaksız kılacak ya da iktidarı kaybederek yargılanmayı kabul edecek! İşte bu sebeple Erdoğan’ın her türden pervasızlık ve şuursuzluğa başvurması mümkündür. Ancak, yitirdiği kontrol, yaşadığı kan kaybı, kast yapısındaki çözülmeler ve kimi odaklara muhtaçlık durumu ile uluslararası alanda karşı karşıya kaldığı sorunlar, Erdoğan’ın istediği gibi at oynatmasına olanak vermemektedir.

Böyle olmasaydı, yani Erdoğan ve iktidar şürekası bu sorunlarla karşı karşıya olmasaydı zaten mevcut duruma düşmez, kontrolü yitirmezdi. Kontrolü kaybetmesi, çözülüp gerilemesi ve inisiyatifi kaptırması onun çaresiz ve aciz olduğu, dolayısıyla istediği gibi at oynatamayacağı ve her istediğini yapamayacağını kanıtlar. ‘’İç savaş çıkarır, kaybetse de gitmez’’ şeklindeki yargılar manipülasyondan öteye değer taşımamaktadır. Tek adam sultası ve mutlak otorite durumuna son vererek Erdoğan ve iktidarı çöküş sürecine sokan şartlar ve gelişmeler inisiyatifi ele geçirendir ve Erdoğan’ın bencil çıkarları uğruna yeni serüvenlere girişmesini engelleme gücündedir. Yolun sonuna gelerek takatten düşmüş, krizlerle yönetemez duruma gelmiş ve hepsinden de önemlisi dinamiklerini yitirerek inisiyatifi kaptırmış olan bir iktidardan ve Erdoğan’dan korku imparatoru yaratmanın mesnedi yoktur…

Bugün geçerli ve egemen olan gerçek, Erdoğan ve iktidar şürekasının güçsüzleşerek siyasi ömrünü tamamladığı ve burjuva siyasi muhalefetin güçlenerek iktidara el attığı gerçeğidir. Bunu önleme yeteneğini kaybeden Erdoğan-AKP/MHP iktidarının bugünden sonra yeni bir meziyet ortaya koyması düşünülemez. Yaşanan gelişmeler ve tüm gerçekler bu zeminde ilerlemektedir.

Öyle ki, bugün Erdoğan ve iktidarın komplolar, provokasyonlar, katliamlar yapması bile deşifre edilerek bir biçimiyle ya da esasta önlenmekte, önlenebilmektedir. Yani, Erdoğan istese de eskisi gibi katliamlar, provokasyon ve komplolar yapma gücünde değildir. En çıplak ifadeyle, Erdoğan ve iktidarı artık gidicidir!…

Yeni iktidar dönemi, halk düşmanı faşist bir iktidar olmaktan öteye geçmeyecektir

İşin buraya kadar olan bölümünde esasta bir sorun yoktur. Fakat Erdoğan ve iktidarın gitmesinden sonra gelecek yeni iktidar açısından sorun yok mudur? Vardır! Kuşkusuz ki, yeni iktidar dönemi zorunlu olarak siyasi bir yumuşama sürecine görece başvuracak, vurmak zorunda olacaktır. Ne ki, bu yumuşama sürecinin gerçek manada bir yumuşama ve burjuva demokrasisi anlamında da olsa bir demokratikleşme süreci olmayacağı-olamayacağı açıktır. Bunun kanıtı, yeni iktidarın da geçmişte benzer suçlara bulaşmış burjuva faşist partiler bloğundan oluşacak olmasıdır. Yani, aynı sınıfların bir başka kliği, kliklerin temsilcileri ve siyasi partileri iktidara gelecektir. Bunların demokrasi bir yana, burjuva demokrasisini uygulamaları bile düşülemez.

Irkçı-tekçi, şoven, milliyetçi faşist parti ve sınıf temsilcileri olan bu muhalefet bloğunun kuracağı iktidar, bu niteliklerinden bağımsız olmayacak-olmaz da. Muhalefetin ‘’güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş’’ biçiminde ortaya koyduğu hedef en ileri menzilidir. Bunda demokratik olan ve halklardan yana olan tek şey yoktur. Dolayısıyla, Erdoğan ve iktidarına son vermekle belli bir anlam taşıyan bu muhalefet ve yeni iktidar dönemi, esasta halk düşmanı faşist bir iktidar olmaktan öteye geçmeyecektir. Ki, muhtemel olan kısa bir siyasi yumuşama sürecinden sonra, bu yeni iktidar da gerçek yüzünü göstermekte gecikmeyecektir…

Sosyalizm Hedefiyle İlerlemeye Devam

Bütün bu zeminde, demokratik ve devrimci mücadele güçleri bugüne kadarki tüm görev ve yönelimlerini sürdürerek aynı hedef ve amaçlar doğrultusunda ilerlemek zorundadır. Yeni iktidar dönemi gerekçesi ve siyasi yumuşama beklentisiyle rehavete kapılmak en yıkıcı tehlikedir. Devrimci güçler ve ezilenler açısından mücadelede gevşeme ve rehavete kapılma büyük bir tehlike olarak tasfiyeciliği, yasalcılığı ve burjuva demokrasi hayranlığını geliştirir. Burjuva klikler arasında iktidarın el değiştirmesi, göreli yumuşamalara yol açsa da gerçekte halkların lehine bir anlam ve değer taşımaz. Demokrasi ve devrimin tüm görevleri her burjuva klik iktidarı altında geçerliliğini korur. Sınıf iktidarı değişmedikçe mücadele görevleri ve mücadelenin muhtevası değişmez. Sınıfsız toplum yürüyüşüne endeksli sosyalist toplum mücadelesi proleter iktidarın kurulması ve sınıf çelişkilerinin ortadan kalkması hedefiyle ilerlemeye devam eder…



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Makale