Connect with us

Makale

Eskiciler ve Siyasi Eskicilik

Siyasi eskiye dayalı eskicilik ticareti mevcutta görülen bu niteliğiyle, mesleğin özü olan eski eşya alan eskicilik ticaretinden ahlaki olarak da maddi olarak da çok daha geriye düşmüştür.

Köy ve kasabada yaşamış olanlar iyi hatırlar; eski eşyaları toplayarak satın alan ‘‘Eskici‘‘ler dolaşırdı. Eski eşya alırlardı. Eski eşya ile birlikte, antika malları da eski diye kaparlardı. Evlerde kıymetsiz olup işe yaramayan ve kullanılmayan bu eskiler, eskicilerin elinde paraya ve servete dönüşürdü. Eskicilerin zengin olduğuna dair rivayette bundan ötürü dilden dile dolaşırdı. Fakat eskicinin zenginliği, esasta eski diye aldığı antikaların ederinden geliyordu. Köyleri dolaşan küçük tüccar durumundaki eskici, piyasadan bihaber köylüleri kandırıp antika değerindeki mallarını eski fiyatıyla alarak, bu küçük kurnazlığı sayesinde bir birikim yaratabiliyordu. Köy yerinde adı zengine çıktı bu eskicinin. Kulaktan kulağa dolaşan eskicinin zenginliği, büyük zengin ve kapitalistin dikkatine nail oldu. Orda paradan ve zenginlikten bahsediliyordu. Ve bu para eskiciye bırakılamazdı.

Büyük zengin ve sermaye sahibi kapitalist sınıflar eskicinin zenginliğine yol açan bu gizemi keşfetmekte çok gecikmedi. Ne de olsa yaşamları ve tüm maharetleri paranın kaynaklarıyla meşgul olmaktan, kar, talan ve sömürüyle sermayelerini büyütme alakasından ibaretti. İşin erbabı dururken eskiciye para ve pazar kaptırmak olmazdı. Sadece bankalar mı yastık altındaki para ve altına ulaşabilirdi? Aksine, eskicinin mesleği fevkalade bu servete ulaşmak için biçilmiş kaftandı. İşte tam da bu merhalede, büyük metropollerde ve Avrupa gibi büyük kapitalist emperyalist ülkelerde, küçük tüccar ve esnafın ekmeğine uzanan eski eşya ve antika dükkanları boy vermeye başladı. Hatta bundan önce masumane yaklaşımlarla, yoksul ve alım gücü olmayan halkın eski de olsa belli ihtiyaçlarını daha ucuza alıp karşılayabilmesi için eski dükkanları pazarda yer aldı. Fakat kapitalistin pazarda küçük de olsa başka bir ortağa tahammülü yoktu… Eski eşya ve antika merkezleri kurularak bu piyasadaki para dolaşımına ve küçük tüccar ya da esnafın küçük kazancına el koyma yoluna gidildi. Eskiciliğin raconu bu büyük para sahiplerinin para gücüyle bozuldu, adeta pazardan kovuldular. Küçük eskiciler tam yok olmasa ve eski toplamaya devam etse de, büyük sermaye sahiplerinin büyük dükkan ve antika merkezleri devreye girdi. Kendine has müşteri de yaratabildiler elbet. Büyük merkezlerde müzayedeler yapılarak uçuk fiyatlarla satışlar yapıldı. Eski satılmak için pazara çıkmak için hevesliyken, büyük dükkanlar bu arzı göz ardı etmedi.

Eskici deyip geçmemek, asla küçümsememek lazım gelir. Eskiciliğin antikacılığa uzanan ve piyasadaki eski ile birlikte antikayı da kapan fırsatçılığı öyle ya da böyle alıcı da satıcı da bulup bir birikim olarak değer bulabiliyor… Eskiciyi bir meslek olarak küçümsemek kuşkusuz ki büyük bir hata-yanlıştır, ama eskicinin antikayı kapan fırsatçılığı ile eskiye değer yükleyen tüccarlığı tartışmaya açıktır.

Zira, eskiciliğin evrimi antikacılığa ulaşmakla kalmamakta, politik eskiciliğe uzanarak tüm masumiyet ve dürüstlüğünü burada yitirmektedir. Eski eşya ve antika ile yapılan eskicilik ticareti, siyasi eskileri toplama niteliğinde siyasi ticarete dönüşerek ekonomi ile siyasetin sağlam bağı bir kez daha ispatlanmıştır.

Bencil ve burjuva yaşam özellikleriyle siyasi yapılarda tutunamayan, disiplinsizlik ve uyumsuzlukları başta olmak üzere örgütsel normların zorluğuna gelemeyerek siyasi yaşam istikrarı gösteremeyen, oradan oraya savrularak hiç bir yerde dikiş tutturamayan, gerçekte iş yapmayıp konuşmakla ”devrimcilik” icra eden ve spesifik olarak sorun üretip bozma işini yürüten, emek ve değer verilmeyi kendi elleriyle itip hak etmeyen ve burjuva yaşama tamah ederek örgütsüzlüğü tercih eden, en önemlisi de spekülasyonlar peşinden koşarak sürekli karamsarlık üreten ve devrimci yapıya karşı mücadelede yeminli bir silahşor gibi davranarak her sorunun altında türeyerek devrime zarar veren, dolayısıyla da siyasi eskiye dönüşerek adeta pas tutup kronik vakalara dönüşenler, bu siyasi eskicilerin gözde değerleri haline gelmiştir.  

Siyasi eskiye dayalı eskicilik ticareti mevcutta görülen bu niteliğiyle, mesleğin özü olan eski eşya alan eskicilik ticaretinden ahlaki olarak da maddi olarak da çok daha geriye düşmüştür. Mahallede dolaşan eskiciler, para etmeyen ve çöp olan eskileri almaz, seçici olurlardı. Buna karşın, siyasi eski ticareti yapan eskiciler bu eskiyi alırken hiç bir seçicilik göstermemekte, çöp de olsa toplamaktadırlar. Elbette aldıkları bu eskilerin içinde ederi olan ve hatta istisnai olarak antika değerinde olan eskiler de vardır. Fakat istisnalar kaideyi bozmaz; görülen siyasi eski ticareti, niteliğe bakmaksızın her eskiyi toplayıp almakta, değere bindirmektedir.

Devrimci, mahzene çekilerek dinlendirilip mayalanan ve bekledikçe kıymet ve kalite kazanan şarap değildir. O, mücadele içinde, örgütlü mücadele yaşamı ve pratiği içinde mayalanıp tecrübe ve birikim kazanır, böyle değer kazanır. Ne mahzende bekleyerek ve ne de ışıklı odalarda bekleyerek keskinleşmez, bilakis işlemeyerek körelen ve paslanan bıçağa, yani iş görmeyen bıçağa dönüşür. Hele bir de çeliği kaliteli değilse, o bıçak esir kaldığı pasın hükmüyle eriyip gider.

Onlarca yıl örgütlü devrimciliği ve esasta da sözden ileri geçmeyen devrimciliği katıksız biçimde yaşamından kovmuş, sadece kaos ve krizler gününde devrimci yapıya karşı mücadele için tuşlara sarılmış olan, devrimci pratik ve çalışmada esemesi okunmayan ve gününü gün etmekten başka derdi olmayıp, yalnızca bencil egolarını tatmin etmek ve kişisel hırsları için boş teneke gibi ses çıkaran bu tarz ”devrimcilerin” kime ve neye faydası olabilir ki, bu demiri eriyenlere sarılma ihtiyacı duyulur?

Eskici dükkan sahiplerinin dükkanlarına doldurmak için canhıraş koşuşturup toplamaya çalıştıkları bu eskiler(içinde değer taşıyan ve hatta antika olan istisnalar hariç), eskici dükkandan başka bir alıcı bulamayarak dükkana kilit vurmaktan başka iş görmezler. Üstelik bu siyasi eskiler o kadar da çok değil, çok olmadıkları gibi sermaye de etmezler. İsterse, musibet yapma uğruna ya da dükkanda mal bollaştırma duygularıyla yapılsın, yine de bu eskilerden murat edilmek istenen elde edilemez. Ancak eskiyi değerlendirmek de belli bir anlam taşır. Doğru değerlendirmek şartıyla tabi ki…

Her şeye karşın ve siyasi eski de olunmuş olsa, kendilerine eskici dükkan malı olmayı reva gören ve tabi ki kendisine reva görüleni de hazmeden ‘‘devrimciler‘‘ kendileri için de olsa kesinlikle düşünmek durumundadır.

Bitirirken bir kez daha altını çizelim; hassas bir noktada polemik yaptığımızın gayet farkındayız. ‘’Eski’’ sözcüğüyle oynayıp buradan manipülasyon yapmaya çalışılacağını öngörmekteyiz. ‘’Eski’’ biçimindeki ifademiz, kasten, yaşlanmış veya yılları geride bırakmış devrimcilere çekilebilir. Çeşitli sebeplerle örgütlülüğün dışında kalmış veya aktif devrimci mücadele içinde bulunmayan devrimcilere yorumlanabilir. Bu ve bunun gibi kastettiklerimizin dışındaki devrimcilerin, örgütsüz de olsa dürüst ve temiz yaşayan ve kesinlikle saygı duymakta tereddüt etmediğimiz bu insanların zan altında bırakılarak, bütün bu kesimlere hedef gösterilmemiz gaye edilebilir. Ne ki, bizlerin eski-eskilerle kast ettiklerimizin, bu kapsam dışında olup, niteliklerini kısmen de olsa yukarıda ifade ettiğimiz belli sayı ve niteliklerdeki ilgililer olduğu aşikardır… Bunun en somut kanıtı, geçmişte çeşitli sebeplerle örgütlülük ve örgütlü mücadele dışında kalmış veya kalmaya mecbur olmuş yoldaşlarla-devrimcilerle yürüttüğümüz ortak çalışma pratiğimiz ve bunlara dönük pozitif yaklaşım ve birleşme çabamızdır. Bu çabamız açıkken, onları eski-eskiler diye ilgili eleştirilerimizin hedefine koymamız akla aykırı olup, düşünülemez. Dahası, kast etiğimiz olgunun, son zamanlarda yaşanan eskileri toplama ve eskiler üzerinden siyaset yapma çabaları olduğu açıktır. Dolayısıyla buradan manipülasyon üretmek bir cambazlık zorlamasından öteye geçmez…  



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Makale